Böyle devlet aklı olur mu?

06.12.2008 05:01

Yasin Aktay

SETA tarafından geçtiğimiz ay içinde yayımlanan ve Taha Özhan ve Hatem Ete'nin kaleme aldığı “Kürt Meselesi: Problemler ve Çözüm Önerileri” başlıklı analiz-raporunun bir yerinde şöyle bir tespit yer alıyor. “Son seçimlerde AK Parti'nin bölgeden aldığı oy oranı ve milletvekili sayısı DTP'nin aldığından daha fazla olmasına rağmen, Güneydoğu'da söylemsel ve psikolojik düzeyde Kürtlerin “meşru” temsilcisi olarak halen DTP adres gösterilmektedir. DTP'nin Kürt sorununun çözümüne olumlu bir katkı sunup sunamayacağı, Türkiye'deki siyasi aklın DTP'yi yönetme performansına bağlı olduğu gibi, DTP'nin önümüzdeki dönemde bağımsız bir siyasi pozisyon üstlenip üstlen(e)meyeceğiyle de yakından ilgilidir.”

Kürt meselesine ulusal, uluslar arası, güncel ve tarihsel anlamda kapsamlı ve yerinde tespitlerle bir çerçeve çizmeye çalışan raporda altı çizilecek daha birçok tespit var.

DTP'nin ülkenin başka sorunlarına, hatta Güneydoğu'nun ve Kürtlerin başka sorunlarına tamamen ilgisiz kalarak bir Kürt partisi olmaya talip olması karşılığında bu konumu fazlasıyla elde etmiş olduğu söylenebilir.

Dicle üniversitesinden Mazhar Bağlı'nın yakın zamanda Diyarbakır'da yürüttüğü bir saha çalışmasının bulguları da SETA raporunda yer alan tespiti büyük ölçüde doğruluyor.

Bağlı'nın yürüttüğü araştırma da DTP'nin Diyarbakır'da birinci parti konumunda olduğunu tespit ediyor. Ama “DTP'li belediyelerin çok parlak bir belediyecilik yaptıkları ve DTP yöneticilerinin de bölge halkı ile aynı dili konuştuklarından dolayı bu oy oranına sahip olduklarını düşünmemek gerektiğini” de ekliyor, Bağlı.

Doğrusu büyük ölçüde başbakan Erdoğan'ın konuya yaklaşımı yüzünden 29 Mart seçimleri Güneydoğu'da belediye seçimi olarak değil Kürt sorununun kabulü veya reddi gibi alabildiğine basitleştirilmiş bir soruya bir cevap olarak geçecektir. Bu yüzden hizmet konusunda bölge halkının önemli bir kısmı DTP'li belediyelere verilebilecek en kötü notu verse de, bu notu ertelemeyi tercih edip sorunu bir referandum basitliğinde karşılayabilecektir.

Sorun bu noktaya çekildiğinde kendini bir Kürt partisi olarak lanse etmeyi başarmış olan DTP'nin, oyunu kurma inisiyatifini alıp AKP'ye de “partisi” rolünü yazması politik kârı yüksek bir manevra oluyor. Bu manevra ile AK Parti 85 yıllık inkar politikasının bütün faturalarını devlet adına üstlenme konumuna biraz da kendi temkinsizliği ve siyasi hesapsızlığı yüzünden düşüyor. Oysa sorunun bizatihi kaynağı olan bu politikalardan kurtarmaya hiçbir parti bu kadar yaklaşmamıştı.

SETA raporu konunun ele alınışındaki temel ekseni “Kürt sorunu” ile “terör sorunu” arasındaki ayırımda buluyor. Terör sorununu çözmek için Kürt sorununu çözmek gerektiği noktasından artık kurtulmak zorundayız. Kürt sorununu sadece terör sorunundan kurtulmak için çözmek zorunda değiliz. Böyle baktıkça sorunu yine terörün etki alanından kurtaramıyoruz. Bugün artık şiddetle muhtaç olduğumuz bir demokratikleşme, insan hakları ve vatandaşlık seviyesi var ki, hiç terör sorunumuz almasa da Kürt sorununun bu standarda kavuşturulması gibi bir hedefimiz olmalıdır. Ayrıca bütün iyi niyetli çabalara rağmen terör sorunu üstelik artarak devam edebilir. Bu bile Kürt sorununun çözümünden geri bırakmamalı. Dahası, bu sorunun çözümünü, “istismar alanı olmaktan kurtarmak” gibi bir pazarlık eksenine oturtmaktan da artık kurtulmak, daha ilerisine bakmak gerek.

Kuşkusuz SETA raporunda Kürt sorununu çözümü için DTP en önemli aktör olarak görünüyor. Ancak DTP'nin bu rolünü oynaması Türkiye'yi yöneten siyasal aklın ona açacağı alana bağlı görülüyor. Oysa görünen kadarıyla ne Türkiye'yi yöneten siyasal akılda bir tutarlılık sözkonusu ne de DTP'nin bu rolü oynama konusunda bir istekliliği. Şimdiye kadarki performansıyla DTP Kürt sorununun çözümünden değil, çözümsüzlüğünden bir politik kâr umduğunu fazlasıyla göstermiştir.

Türkiye'yi yöneten siyasal akıl ise tam anlamıyla karmakarışık bir durum arz ediyor. DTP'nin şiddet içerikli sokak gösterileri için sahaya sürdüğü çocuklar, araç yakıp cam taşlayarak, katıldıkları gösterilerin sonucunda tutuklanmış şimdi her biri hali hazırdaki yaşlarının bir kaç katı cezalarla yargılanıyorlar. Çocuk yaştaki bu göstericilerin yaptıklarını oyundan ibaret görüyor olduklarına emin olabilirsiniz.

Devlet aklı eğer PKK terörünün adam devşirme taktiklerini bildiği halde bunu yapıyorsa ne diyebiliriz? Ya bu taktikleri hâlâ duymamışsa ne diyebiliriz?

Sadece bu durumda bile birkaç ihtimal vardır ki her biri diğerinden feci.

Böyle devlet aklı mı olur?

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim