1. YAZARLAR

  2. Salih Tuna

  3. Böyle bir ihanet görülmemiştir
Salih Tuna

Salih Tuna

Yazarın Tüm Yazıları >

Böyle bir ihanet görülmemiştir

A+A-

Sarıgül'ün kasası olarak bilinen Hüseyin Avni Sipahi'nin 17 Aralık tutuklularından biri olduğunu 'müftünün sakallı - sakalsız karıları' görmezden geldi.

Malum medya da matine-suare topyekûn 'karartma geceleri' vaziyeti aldı.

Cem Küçük dünkü yazısında, 'eğer bir 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet örgütü varsa,' dedi, 'bu örgütün lideri CHP'li Hüseyin Avni Sipahi'dir...'

Doğrusunu isterseniz, CHP'li kimi gazeteci dostlarım da üç aşağı beş yukarı aynı fikirdeydi.

Hatta içlerinden biri bir gün fakire dert yanmış, 'CHP'yi dizayn ettiler; Atatürk'ün partisi olmaktan çıkardılar,' demişti; 'Kemal Bey de ipleri hepten elden kaçırdı. Yoksa hem yolsuzluk üzerinden siyaset yapıp hem de yolsuzluk iddiasıyla CHP'den ihraç edilen Sarıgül'ü neden aday göstersin?!..'

Sonra ne oldu bilmiyorum (en son görüştüğümüzde Sarıgül'le sabah kahvaltısı yapacaklarını söylemişti) gıkı çıkmaz oldu; artık ne olduysa...

Bir başka CHP'li dostum da, 'Cemaat', Sipahi ve Sarıgül ilişkisine şöyle isyan etmişti: 'Ben artık CHP demiyorum, Cemaatçi Hırsız Partisi diyorum...'

Peki Sarıgül şaibeli olduğundan ötürü Sipahi'den uzak durdu mu? (Öyle ya, ayakkabı kutusu siyaseti yapıyorsa, en azından 17 Aralık tutuklusu birinden uzak durması beklenir.)

Nerdeee?

Cem Küçük'ten okuyalım: 'Daha geçtiğimiz hafta Çekmeköy'deki mitingde Sarıgül ile Sipahi el ele CHP'yi iktidara taşıyacağız diyordu...'

Gerçi, Sarıgül hangi yüzle uzak duracak ki Sipahi'den?

Mesela, 'Sayın Sipahi şu sıralar birlikte görünmeyelim, yanlış anlaşılır' falan dese, 'Yolsuzluk nedeniyle CHP'den ihraç edildiğin halde ben seninle görünüyorum ama!' karşılığını aldığında ne cevap verecek?

Bir de aymazlık var tabii. Nasılsa 'paralel yapı' da malum medya da kapı gibi arkasında ya, onu diyorum.

Hiç öyle olmasaydı eşini Beyoğlu'ndan aday gösterir miydi? Oğlu da (Emir Sarıgül) CHP'li Battal İlgezdi'nin Belediye Başkanı olduğu Ataşehir'de inşaatlar yapar mıydı?

Zaten Cem Küçük'ün demesine bakarsak, 'CHP'li İlgezdi ve yardımcısı Mehmet Ali Düzova ile ilgili de şu an mahkemelerde yüze yakın yolsuzluk dosyası bekliyor. Aynı tuhaf ilişkiler Battal İlgezdi bağlamında da geçerli...'

Bunları niye anlatıyorum biliyor musunuz?

Malum medyanın ve 'müftünün sakallı – sakalsız karılarının' sahtekârlığını herkes görsün diye.

Yoksa...

Malum paralel yapıya zerre miskali itibar etmediğim için (isterlerse CHP'nin gırtlağına kadar yolsuzluk içinde olduğunu her türlü belge / dokümanla ortaya koysunlar) hiçbir iddialarına dönüp bakmam.

Zira 'paralel yapı' doğası gereği bizzat yolsuzluk demektir.

Maksatlarını artık herkes biliyor.

Adana'da MİT'in insani yardım TIR'ını çevirmekle tıynetlerini apaçık ortaya koydular.

THY'nin Nijerya'daki radikal gruplara silah taşıma tezviratı için tapelerde nasıl tahrifat yaptıkları da hepinizin malumu.

Maksat?

Türkiye'yi, 'terör destekçisi ülke' şeklinde göstermek...

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde böyle korkunç ihanet görülmemiştir.

O kadar ki...

'Güneydeki sevdikleri ülkenin' gözüne girmek için adeta kendi ülkelerinin gözünü çıkarmaya çalışan, bunun için sabah akşam 'hizmet' veren bir yapıyla karşı karşıyayız.

NOT: İstanbul mitinginde Sayın Başbakan, CHP'nin İstanbul'daki belediyecilik döneminde Ümraniye'de çöp patlaması sonucu 39 vatandaşımızın öldüğünü hatırlattı. Söz konusu elim vaka yaşandığında Avusturya'daydım. Viyana'da bir kafede akşam vakti bir Avusturya kanalında mezkur haber, 'Üçüncü dünya ülkelerinde ne gariplikler oluyor' modunda verilmişti. Bir kısım Avusturyalı genç şaşkınlıkla birbirine bakarken, bir kısmı da kıkırdamaya başlamıştı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak nasıl utandığımı, apar topar kendimi nasıl kafenin dışına attığımı anlatamam.

YENİ ŞAFAK

 

YAZIYA YORUM KAT