Boykot yetmez ama Evet

21.09.2010 13:42

Melih Altınok

BDP anadilde eğitim talebine dikkat çekmek için okul boykotu kampanyası başlattı.

Boykot çağrısına uyan Kürt aileler, beş gün boyunca çocuklarını okula göndermeyecek; bu süre içerisinde de çocuklarına Kürtçe eğitim verecekler.

Haklarıdır, boykot eylemini sonuna kadar destekliyorum.

İnsanların konuştuğu dilde eğitim alma hakkını engellemenin bu çağda yeri yok artık. Ulus devletin 80 yıldır süren bu zulmüne boykot gibi demokratik yöntemlerle karşı çıkmak BDP çizgisi için ileri bir adımdır.

Vatandaşların anadilini siyaset malzemesi yapanların “Çocukları siyasete alet etmeyin” yönündeki açıklamalarıysa tam bir felaket. PKK’nin verdiği silahlı mücadelenin argümanları arasında yer alan bir talebin, barışçıl yöntemlerle siyasi alanda savunulmasından niçin rahatsızlık duyduklarını anlamak gerçekten mümkün değil.

Ancak başlıktan da anlaşılacağı üzere, BDP’nin de bu tavrının içeriğini anadille sınırlı tutarak ciddi bir stratejik hata yaptığı kanaatindeyim.

Oysa bu boykot kararının içeriğini, hizmet alma hakları engellenen türbanlı öğrencilerin, katsayı uygulaması mağdurlarının ve zorunlu din dersinden rahatsız kesimlerin taleplerini de kapsayacak şekilde genişletip, bütünlükçü bir eğitim sistemi eleştirisine dönüştürebilseydiler ne harikulade olurdu.

Hem BDP, Türkiye solunun laiklik histerisine genelde ortak olmadığı için bu yaklaşım partinin genel politikalarıyla da çelişmezdi.

Üstelik böylece, dinî hassasiyetlerinin yüksek olduğu sır olmayan “ulaşamadıkları” Kürtlerin yanı sıra, Kemalizm virüsünün bilinçlerini tamamen ele geçirmediği, kendileriyle birlikte öldürülen, dışlanan, ezilen Alevi kardeşlerinin ve diğer Türkiyelilerin de desteğini alabilirdi BDP.

Ama olmuyor işte. Sol partiler, en büyük hayalleri olduğu halde adeta kitselleşmemek için özel bir çaba harcıyorlar.

Bir türlü kitlesini kemikleştirme safhasını geçip genişleme evresine terfi edemiyorlar; küçük olsun benim olsun demeyi bırakıp başarıya ulaşabilme olasılığını görmezden geliyorlar.

Hâlbuki BDP Türkiye’de başka bir siyasi harekete nasip olamayacak son derece demokrat ve ilerici bir seçmen kitlesine sahip. Onları dönüştürmek için özel bir çaba harcamasına bile gerek yok.

Gelin görün ki, referandum sonuçlarından da ders almamışlar arkadaşlar. AKP’nin nasıl olup da kendi seçmenlerini ve özgürlükçü demokratların oyunu alabildiğini oturup analiz etmemişler.

BDP kadroları bozulan pusulalarını onarana kadar, referandum sürecinde yüzde yüze varan ‘Evet’ oylarıyla Türkiye’nin gerçekten aydınlık yüzü ve süreci en doğru okuyan kitlesi olduklarını bizlere bir kez daha gösteren Kürtlerin işaret ettiği yöne doğru ilerlesinler yeter.

Duyuyor musunuz huysuz yoldaşlarım, “Okulu, mayını, silahı boykot ettiniz de yetmez ama evet demedik mi” diye mırıldanıyor milyonlar size? Gelin inat etmeyin artık; ehvenişer demek zorunda bırakmayın insanları.


Tehlikenin farkında mısınız?


Taraf
, hafta sonu Kazım Çeliker imzalı manşetleriyle “Çocuk da yaparım kariyer de” düsturunun manifestosunu yazdı adeta. Askerî vesayet gibi konulardaki kimsenin cesaret edemediği çıkışlarının yanı sıra, “söz konusu çocuklarımızın, insanlarımızın sağlığıysa reklâm teferruattır” diyebileceğini de ele güne gösterdi.

Bilen bilir dostlar, AB grubu içerisinde tirajı oldukça iyi olan ulusal bir gazetenin, Maret ve Burger King gibi, yayın organlarının en çok reklâm aldığı ve bu nedenle de epeyce “tırstığı” iki büyük markanın suçuna günahına ses çıkartması öyle kolay iş değildir.

Ahmet Altan’ın geçen pazar “Anayasa ve hamburger” isimli yazısındaki tahmini doğru çıktı işte. Merkez medya bu flaş haberimizi görmedi bile. NTV gibi prestij kanallarıysa, ağababalarının yanında saf tutup, reklâm verenlerini aklamaya çalışıyorlar hâlâ.

Merkez medyanın yanı sıra, son dönemdeki “vatandaş dalkavukluğuyla” tiraj patlaması yapan Sözcü gibi Türk tipi faşizmin gazeteleri ve “halkçı” oldukları iddiasındaki “sol” gazetelerimizse halkın hayatını, Taraf’ı referans almama saplantısına kurban ettiler. Makul muhalif “şaka” dergilerimizse siyasileri maymunlaştırmakla meşguller her zaman ki gibi. Zaman dışındaki “yandaş” medyanın hali de pek içi açıcı değil.

Şahit olduğumuz riyakârlık, mahalle fırınlarının tepesine Azrail gibi çöküp küçük esnafın suratına lama gibi tüküren Uğur Dündar gazeteciliğinin sınıfta kaldığının resmidir kardeşlerim.

Tehlikenin de çarenin de nerede olduğunun farkındasınız değil mi?

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim