Boykot diyorum, halkım sen evet anla

16.07.2010 15:09

Melih Altınok

Anayasa Değişikliği Paketi gündeme geldiği ilk günden beri, bu değişime en yüksek oranda evet oylarının Kürtlerin yoğun yaşadığı illerden çıkacağını iddia ediyorum.

Bu, temenninin ötesinde, ülkenin en çok acı çekmiş kesimlerinin başında gelen Kürtlerin, bugüne değin demokratikleşme yönündeki her değişim iradesine verdikleri desteği gözlemlemiş birinin vardığı mantıki bir sonuç.

Paketin netleştiği mart ayından beri bu konuda konuştuğum Kürtlerin ezici bir çoğunluğu da pakete “tabii ki evet” diyeceklerini söylüyorlar zaten

Ama gelin görün ki, Kürtlerin TBMM’de grup kurmayı başarabilmiş en örgütlü temsilcisi olan BDP, referandumu boykot edeceğini açıklıyor.

Bu kararı, Kürt halkına demokratik kazanımlar sağlamak politikasını feda etmek pahasına, İmralı’nın da etkisiyle, bölgedeki en büyük rakipleri olan AKP’ye karşı muhalefet mantığı içerisinde aldıklarını söylemek için kâhin olmak gerekmiyor. Zaten bunu da çeşitli platformlarda defalarca dile getirdik.

Ancak BDP’nin hayırcı cepheyle birlikte yarattığı manipülasyon, bazı kalemlerin bu saçmalığı mantığa büründürme çabalarının da etkisiyle, tabandaki demokrat unsurların refleksleri üzerinde de ne yazık ki etkili olmaya başlıyor, kafaları karıştırıyor.

Bir okur soruyor: “Bir Kürt olarak tek bir satır benden bahsedilmeyen bu anayasaya niçin evet demeliyim?”

İşte size, varoluş nedenlerini inkâr edecek kadar pragmatist yaklaşımlara sahip ‘kör’ siyasi aktörlerin, Türkiye’nin en demokratik kitlesi üzerinde yarattığı tahribatın trajikomik bir örneği.

Akla ziyan etnik temelli bir politik perspektifle, ülkede yıllardır süren fiili çatışma halinin birinci derece sorumlusu olan askerî vesayetin surlarında gedik açacak, “Kürtlerin öldürülmesini isteyen köşe yazılarını” fikir özgürlüğü kapsamında değerlendiren yargıya az da olsa çekidüzen verecek... bir değişiklik karşısında, bir Kürt’ü “Hani Kürt’ün adı. Paket bana fayda sağlamıyor” dedirtebilecek noktaya getirmeyi başardılar.

Fakat tüm enerjisini PKK’nin tasfiye olmamasına kanalize etmiş ekip dışında, BDP içerisindeki pek çok milletvekilinin ‘tehlikenin farkında’ olduğunu ve son dönemdeki boykot söylemleri karşısında naçar kaldığını bilmenizi isterim.

Görüştüğüm bir BDP’li vekil, yukarıda çizdiğim tablo karşısında “Daha referanduma çok var. Bu tutumda bir revizyona gidilebilir” şeklinde söze başlıyorlar. Bir diğeri açık açık “Hükümet, kitlemizin karşısına çıkarken bize hava deliği olması için, pakete en azından taleplerimizden ufacık bir şeyler ekleyebilirdi” diyor.

Mahcuplar. Nasıl mahcup olamayacaklar ki? Bugüne kadarki demokrat söylemlerinin üzerine kalın bir çizik atıp, CHP-MHP gibi statükocu güçlerin yedeğine düşmek hazmedilir mi?

Seçmeninin çıkarına olduğunu bildikleri halde bir reform girişimine, mazlum insanlarının gözlerinin içine baka baka, “boykot edin” demenin vicdani sorumluluğunu taşımak kolay mı?

Ben geçtiğimiz seçimlerde oy verdiğim BDP’li vekillerle onlar adına bu işi yaptım ama boykot propagandasına soyunan Kürt kardeşlerime naçizane tavsiyem, asıp kesmeden önce vekillerine samimi görüşlerini sormalarıdır.

Çok iddialı bir şekilde söylüyorum, boykot kepazeliğinin el mecbur deklere edilmiş bir hata olduğu yanıtını ‘inceltilmiş’ de olsa her BDP’li vekilden duyacaklardır.

Muhtemelen, önümüzdeki günlerde partiden bazı isimler, kendilerini seçmen karşısında zor duruma bırakmayacak bir yöntemle, hükümetin diyaloga el vermesi için birtakım girişimlerde bulunacaklar.

Hükümetin de bu girişimi yanıtsız bırakmaması ve İmralı’nın çok yüksek ihtimalle referanduma yakın bir süreçte boykot kararından rücu etmesi halinde, “İnadına hayır” diye haykıran kraldan çok kralcıların ne söyleyeceklerini merak ediyorum.

Oyuna gelmeyin.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim