1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Boşlukta Yüzen Klişelerle Charlie Hebdo Eylemini Okumak
Boşlukta Yüzen Klişelerle Charlie Hebdo Eylemini Okumak

Boşlukta Yüzen Klişelerle Charlie Hebdo Eylemini Okumak

Evrensellik iddiasındaki emperyal söylem ve tutumların karşısında İslam’ın evrenselliğini ispat da buradan geçmekte. İspat zorunluluğumuz var mı? Dünden daha fazla var.

A+A-

Bahadır Kurbanoğlu / Haksöz Haber

Fransa’da gerçekleşen bir hadiseyi, gelip de büyük Türkiye ideallerine payanda yapmak, doğrusu ciddi maharet isteyen bir iş:

“Bu olay bir terör eylemidir. Yabancı istihbaratların savaş alanındaki bir mücadelenin uzantısıdır.”

Madem ki “mesele küresel üst akılların ve onların savaşıdır; o halde Türkiye de burada ciddi rol üstlenip o ülkelerde operasyonlar yapabilmelidir.”

“Mesaj Hollande’a verilmiştir. Fransa hizaya getirilmeye çalışılmaktadır. Fransa’nın bizden öğreneceği çok şey var.”

Bunlara daha üst perdeden olanları da eklemek mümkün. “Derin ABD…”, “Derin Avrupa…” klişeleriyle söze başlamanız yeterli.

Bu söylem türleri birkaç açıdan sakıncalı.

Birincisi; aşırı özgüven ile komploları iç içe geçirerek aslında “Üst akıl” denen siyaset öznesinin de gerçekçi bir şekilde tahlil edilmesinin önünü tıkıyor. Hakikatle bir şekilde bağlantısı olan, vaki olan bir durumu kadiri mutlak ve sorgulanamaz bir hale getiriyor. Bu da tahlili engelliyor. Ona karşı geliştirilecek sahici siyaset türlerine de şüpheyle bakılmasını ve hatta “üst akıl” sahiplerinin hegemonik söylemine dahil edilerek değerlendirilmesini beraberinde getiriyor.

İkincisi kimliksiz; nereden konuştuğu belli değil. Özellikle Türkiye’nin son yıllarda kazandığı bazı ivmelere dayalı yerli bir dile ve bakışa sahip olduğu iddiasını haiz. Ama bu ayakları yere basmayan ve sloganik klişelere dayalı bir aşırı özgüveni de beraberinde getiriyor. Bu da tıpkı ilk maddede olduğu gibi Türkiye’nin küresel denklemdeki pozisyonunun da sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesini engellediği gibi, gizli-açık milliyetçi ve Türkiye merkezci duygusallığı içrek değerlendirmelere sebebiyet veriyor. Türkiye’nin halihazırda sahip olduğu pozisyona aşırı ve gerçekçi olmayan bir rol biçmekte. Davutoğlu’nun bile ideallere ilişkin vurgularla gerçeklikleri ayrımlaştırageldiği vasatta, bu görüş sahiplerinin amigo romantizmini temsil ettikleri görülüyor.

Yazının Devamı >>>