1. YAZARLAR

  2. SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

  3. Bölünme ve Erime Yaşamadan İlerleyen Bir Siyasî Hareket..
SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

Yazarın Tüm Yazıları >

Bölünme ve Erime Yaşamadan İlerleyen Bir Siyasî Hareket..

A+A-

AK Parti’nin kongresi problemsiz aşıldı. B. Arınç’ın HT. ekranlarında 11 Eylûl akşamı yaptığı açıklamalar, kendi içinde önemli rahatsızlıkların da habercisi olsa bile.. AK Parti’nin, gerek Erdoğan liderliğinde; gerekse onun Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Davudoğlu’nun pürüssüz olarak Genel başkanlığa getirilmesi ve şimdi de Büyük Kongre’de oy birliğiyle seçilmesi, önemli bir hadisedir. Velev ki içerde bir takım ufak-tefek kırgınlıklar ve de memnun olmayanlar olsa bile.. Bu gibi durumlar hele de bir 13 yıllık bir iktidar ve kitle partisi için gaayet tabiîdir ve bu durum, T.C. siyasî hayatında eşine pek rastlanmıyacak ve üzerinde durulmayı gerektirecek bir sosyo-politik realiteyi de oluşturmaktadır..

*

Bu durumun daha iyi anlaşılması için, konuya tarihî geçmişe kuşbakışı bir atf-ı nazar ile bakmak faydalı olabilir.  

Kamuoyunda bizde siyasî partiler sanki ilk kez Cumhuriyet’ten sonra kurulmuş gibi bir algı vardır. Halbuki, Osmanlı’nın son 50 yılından itibaren, fiilen parti durumunda olan Yeni Osmanlılar, Jön Türkler ve hele 2. Meşrutiyet yıllarından beri de, İttihad ve Terakkî Cemiyeti, Hürriyet ve İ’tilaf Fırkası, Ahrar Fırkası vs. vardı..

Özellikle İttihad -Terakkî, o zamanın ’paralel yapılanması’ durumundaydı.. Her taşın altından bu örgüt ve adamları; hiç beklenmiyen kimseler olarak ortaya çıkıyordu, bir maskeli balo gibi.. Osmanlı’nın çöküşündeki baş aktörlerden..

Ama, Balkan Harbi, 1. Dünya Savaşı yenilgileri gibi özel şartlar, İttihad-Terakkî’yi, dere geçerken at değiştirilmez anlayışınca, korumuş oldu..

*

Osmanlı tarih sahnesinden çekilirken, İttihad-Terakkî, büyük çapta ’Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’ne dönüşüyordou. 

Osmanlı’nın enkazı üzerinde yeni rejim kurulunca ise..

Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, büyük çapta Cumhuriyet Halk Fırkası’na dönüştü..

M. Kemal hem reis-i cumhûr idi, hem CHF / (CHP’nin) Umûmî reisi (Genel Başkanı); ömrünün sonuna kadar..

1924-25’de Terakkîperver Cumhuriyet Fırkası kurulur, Kâzım Karabekir ve Rauf Orbay gibi ünlü isimlerin liderliğinde.. M. Kemal bu yeni fırkaya/ partiye birkaç ay bile tahammül edemez;  İzmir Suikasd ve Şeyh Said Ayaklanması gibi iddialarla irtibatlandırılarak, Karabekir ve arkadaşları yargılamalarının mahiyeti bilinen İstiklal Mahkemeleri’ne ve hapislere gönderilir, parti de kapatılır.

Ama, M. Kemal, toplumun, cebhelerde askerleri yönetir gibi yönetilemiyeceğini anlar gibi olur ve ’Bu günkü vaziyetimiz bir diktatürlük manzarasıdır..’ diye yakındığı -çocukluk arkadaşı- Paris B.elçisi Fethî (Okyar) Bey’e 1930’da, kontrolü yitirmemek için güdümlü bir muhalefet partisi kurdurmak ister ve  Serbest Cumhuriyet Fırkası doğar.. Ama, M. Kemal, yine de CHP lideridir..

Ne var ki, bunalan halk kitleleri Serbest Fırka’yı ciddîye alır, gerçek olduğunu zanneder.. Fethî Bey’in İzmir’e gitmesi ve yüzbinlerce ’Kurtar bizi baba..’ diyen karşılanması, M. Kemal ve İsmet Paşa’ların fotoğraflarının resmî dairelerden caddelere atılıp yakılması,  Gazi Paşa’nın Mâzi Paşa olmaya doğru gittiğini gösterir.. Ve Serbest Fırka da doğumunun 99. gününde kapatılır.. Devrimci hışmın sergilenmesi için Menemen Hadisesi’nin tezgahlandığı demlerdir..

Fethî Bey, bir piyon olarak kullanılmış olmanın derin hayal kırıklığı içinde küser ve kenara çekilir. M. Kemal”in 10 Kasım 1938’de ölümü üzerine ise.. -14 yıllık tam bir siyasî beraberlikten sonra 1937’de M. Kemal’in hışmına uğrayarak başvekillikten azledilen ve  siyasî hayatı bitti sanılan- İsmet İnönü, Erkan-ı Harbiye Reisi (Gen. Kur. Başkanı) Mareşal Fevzi Çakmak’ın destek ve baskısıyla yeni cumhurbaşkanı olarak belirlenir; Celal Bayar’ın da M. Kemal’in son başvekili olduğu o günlerde..  

*

Artık, İsmet Paşa da hem reisicumhur, hem de CHP Genel Başkanı...

Ama, 2. Dünya Savaşı’nın demokrasi dünyasının zaferiyle bitmesi üzerine, 1946’da CHP ’mebus’larından Celâl Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Prof. Fuad Köprülü’nün imzalarını taşıdığı için, ’Dörtlü Takrir’ diye anılan bir sorgulamayı CHP içinde başlatmasını takiben, CHP bölünme yaşar ve Demokrat Parti doğar. 1946 seçimleri sopalı seçimler olarak geçer tarihe ve halkın ne demek olduğunu bilmediği Demokrat kelimesi yerine Demirkırat Partisi dediği bu yeni oluşum, ’açık oy- gizli sayım’ usûlüyle yapılan o 46 seçimlerinde frenlenir. Ama, DP, 1950 seçimlerinde 27 yıllık bir tek parti diktatörlüğünden sonra ezici bir zafer kazanarak iktidara gelir, 14 Mayıs 1950 tarihinde..

Ama, 3. Cumhurbaşkanı olarak seçilen Celâl Bayar, ’Atatürk, seni sevmek bir ibadettir..’ diyecek derecede, kemalist çizginin başgözetleyicisidir, tabiatiyle.. Hele de 1930’larda Serbest Fırka denemesi içinde yer almış olan Adnan Menderes’in bir yanlışlık yapmaması için de daha bir dikkatlidir.  ’Atatürk’ü Koruma Kanunu’ gibi, 5816 sayılı ucûbeler o dönemden kalma hukukî ilkelliklerdendir ve henüz de giderilememiştir.

*

Halk kitlelerinin zencirlerinin biraz biraz gevşetilmesi yüzünden destek verdiği Demokrat Parti içinde ise, rahatsızlıklar giderek yükselmektedir..

Nihayet, Demokrat Parti’de 1954 yılında bir bölünme meydana gelir ve Turan Güneş, F. Lütfî Karaosmanoğlu, F. Çelikbaş gibi ünlü isimlerinin öncülüğünde DP’den ayrılanlar  Hürriyet Partisi’ni kurarlar.

Kıbrıs Bunalımı’nın yükselttiği heyecanlı ve ülkeyi savaş eşiğine doğru yaklaştıran atmosferinde, 6-7 Eylûl 1955 tarihinde İstanbul’da meydana gelen ve rumlara ve daha sonra da bütünüyle gayrimuslimlere yönelik büyük karışıklıklar sonrasında, Örfî İdare /Sıkıyönetim ilan edilmesinin ortaya çıkardığı, iç ve dış siyasette yaşanan ağır sosyo-ekonomik ve çalkantılı tablo karşısında, Hürriyet Partisi siyaset pazarında tutunamaz ve 1957 seçimleri öncesinde CHP’ye katılırlar.. DP içinde, 1957 sonrasında da rahatsızlıklar olur ve başkaldırdıkları için ’Dağlılar’ diye isimlendirilen  bir grup Sıdkı Yırcalı öncülüğünde ayrı bir baş çekmek üzereyken, 27 Mayıs 1960 İhtilali, o korkunç askerî darbe gerçekleşir..

Marmara Denizi’ndeki Yassıada’da, Yüksek Adalet Divanı  adıyla kurulan uyduruk bir mahkemede yapılan sözde yargılamalar sonunda 10 yıllık Başvekil Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüşdü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan asılarak öldürülürler.. DP’nin öteki kadroları da ağır hapis cezalarına çarptırılırlar..

DP de, mahkeme kararıyla kapatılır. Onun yerini Adalet Partisi ve Yeni Türkiye Partisi almaya çalışır.

*

Ekim-1961’de yapılan seçimler sonunda hiç bir parti iktidara tek başına gelemeyince.. CHP lideri İsmet İnönü başkanlığında koalisyon hükûmeti kurulur.

Ama, ülke tam bir siyasî ve ekonomik çıkmaz içindedir.. Bir-iki askerî darbe teşebbüsü daha olur, Harbokulu Kumandanı Kur. Alb. Tal’at Aydemir tarafından; 22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963 tarrihlerinde.. Özellikle de ikincisi epeyce kanlı olur ve yenilgiye uğradığı için  hain sayılan Aydemir ve arkadaşları kurşuna dizilirler.

Ekim-1965’de yapılan seçimlerde Adalet Partisi tek başına iktidara gelir..

Bu arada ilk kez ’ortanın solu’  sloganının dile getirilmesinden sonra CHP’de de muhalefette kalmanın etkisiyle, iç rahatsızlıklar daha bir yükselir ve bu parti, ülkenin en eski partisi olarak bir kez daha bölünür; CHP’de etkili olan Turhan Feyzioğlu, Kemal Satır vs. gibi    isimlerin liderliğinde Güven Partisi doğar.. Ama, bu parti etkili bir varlık gösteremez..

*

İlk anda halk kitleleri arasında genel kabul gören uygulamalar yapan Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi, kendi içindeki gizli ideolojik yönelme sancılarının etkisiyle, 1969’da bölünür; Meclis Başkanı Ferruh Bozbeyli liderliğinde  Demokratik Parti doğar, ama bu parti bir varlık gösteremez.  Bu arada, ülke sağ-sol çatışmalarının kanlı mücadelelerine daha bir sürüklenmektedir.. İşçi hareketi olarak gösterilen, gerçekte ise, daha çok marksist odaklarca yönlendirilen büyük işçi ve sendika hareketlerinin ağır faturaları yükselmeye başlayınca.. Tekrar Sıkıyönetim ilan edilir, ülke çapında..

Ardından da 12 Mart 1971 tarihinde kemalist- laik rejim kendisini bir kez daha kurtarır, bir askerî darbe daha olur ve S. Demirel iktidardan uzaklaştırılır.

Ama bu darbeler Sağcılık-Solculuk tartışmalarını frenlemek bir yana, daha bir yükselirken, bu arada toplumda İslamî söylemler de yerini almaya ve bu söylemlerin temsilcisi  olarak Necmeddin Erbakan da görüşleriyle etkili olmaya başlar.

*

O askerî darbe, görünüşe göre, marksist- sol hareketlere karşı yapılmışken, Sıkıyönetim mahkemelerinde yapılan yargılamalarda ilk olarak, Erbakan’ın, Meclis’de 3 üyesi olan Millî Nizam Partisi kapatılır ve Erbakan da İsviçre’ye gönderilir.

Bu arada, CHP’de İsmet İnönü ile Bülend Ecevit arasında çetin bir liderlik yarışı yaşanır ve Ecevit, 1972 CHP Kurultayı’nda İsmet İnönü’yü yenilgiye uğratır.. İnönü, CHP’den ayrılır..

Açıkça ülke yönetilememekte ve askerlerin ise, emretmekten ve silah kullanarak netice almaktan başka bir şeye akıllarının ermediği anlaşılmaktadır. Bir cumhurbaşkanı seçmek için Generaller arasında bile yaşanan gizli -açık tehlikeli rekabetlerin bütün ülkeyi felç etmesi ve Genelkurmay Başkanı Org.  Faruk Gürler’in kendisini seçtirmek istemesine rağmen sonuç alamaması ve eski general/ amirallerden Fahri Korutürk’ün, C. Başkanı olarak seçilmesi..

*

Bu arada, Nihad Erim, Naîm Talû, Ferid Melen, Sâdi Irmak gibi isimlerin başbakanlığında kurulan hükûmetler de bir türlü dikiş tutturamazlar ve  Cumhuriyet rejiminin 50. yılında 1973 Ekimi’nde yapılan genel seçimlerde sahneye, İslamî eğilimleriyle bilinen Millî Selamet Partisi, Necmeddin Erbakan liderliğinde, Meclis’te 48 m.vekiliyle etkili bir şekilde yerini alır..

Ve, 9 ay ömrü olacak bir ’Ecevit- Erbakan ortak hükûmeti’  kurulur..  Kıbrıs Çıkarması ve arkasından da, , hergün ortalama 30 kişinin öldürüldüğü, kanlı iç çatışmaların, sokak savaşlarının yaşandığı, Sıkıyönetimlerin mahkemelerinin bütün hızıyla çalıştığı 1975-80 arası, Demirel başkanlığında, Erbakan, Türkeş ve Feyzioğlu’nun liderleri olduğu partilerin ortaklığında kurulan hükûmetler.. Arada bir de, Ecevit’ in ünlü Güneş Motel entrikasıyla, Adalet Partisi’nden 11 m.vekilini  ’satın alıp’ istifa ettirerek Demirel’i devirdiği ve başbakan olduğu, ama, ülke içinde, halk kitlelerinin birbirleriyle çatışmaya girdiği, Maraş ve Çorum gibi yerlerde yüzlerce insanın ölümüyle sonuçlanan büyük karışıklıklar sonunda kısa zamanda yıkıldığı hükûmet dönemi..

Ve nihayet, 12 Eylul 1980 Askerî Darbesi eliyle kemalist-laik rejimin,  milleti kurtarıyormuş gibi gözükerek kendisini bir kez daha kurtarması..

Ve sonra, bugünkü Anayasa’nın halk tarafından yüzde 92’lerle kabul edildiği iddiaları.. 12 Eylûl Darbesi’nin lideri Org. Kenan Evren’in kendisini o anayasa oylaması gereği C.Başkanı seçilmiş saydırması..

Arkasından, Turgut Özal liderliğinde, ANAP’ın siyasî sahneye çıkması.. 6 yıllık nisbeten başarılı bir dönem.. Ama, Özal, 1989’da  C.Başkanı olunca.. Partisi kısa sürede erir..

Özal’ın ölümüyle Cumhurbaşkanı seçilen Demirel’in DYP’si de, kısa sürede erir-gider.. 

*

AK Parti, kuruluşundan hemen sonra iktidara geldiği ve 13 yıllık bir iktidara rağmen, bu süre içinde bir-kaç istifa olsa bile, bölünme ve erime yaşamayan ve böylece fikrî mayasının sağlamlığını da yansıtan ilginç bir örnek.. Bu son kongresini de böyle değerlendirmek gerekir. Ki, 7 Haziran seçimlerinde aldığı yüzde 41’lik oy, birkaç sandalye az getirmesi sebebiyle, tek başına hükûmet kuramasa bile, en yakın rakibi olan CHP’den bile yüzde 16 daha ileride olması açısından büyük bir başarı..

*

1 Kasım’da tekrarlanacak olan seçimler öncesinde problemleri yok mu, AK Parti’nin...

(Onlara da kısaca, yarın değinelim, inşaallah..)

*

YAZIYA YORUM KAT