1. YAZARLAR

  2. Ayhan Aktar

  3. Bölgede sadece BDP mi var
Ayhan Aktar

Ayhan Aktar

Yazarın Tüm Yazıları >

Bölgede sadece BDP mi var

A+A-

Geçen hafta Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Kürt sorununun çözümü için Demokratik Özerklik Modeli taslağını Diyarbakır’da tartışmaya sundu. Taslağın Kürt bölgesinde belli kesimleri siyasetin dışında tutmak amacıyla hazırlandığını düşünüyorum. Taslağı hazırlayanlar İspanya, İrlanda ve Fransa gibi ülkelerde özerkliğin nasıl hayata geçtiği konusuyla pek ilgili değiller. Onlar, gelecekte “dağdan inip, düz ovada siyaset yapma” durumunda kalacak kadroların siyasal alanı başkalarına yer bırakmayacak bir biçimde doldurmalarını istiyorlar.

Baştan söyleyelim, Türkiye’de “silahlar bırakılsın, sivil siyasete geçilsin” diyen hiç kimse özerkliğin tartışılmasına “hayır” diyemez. Hatta, merhum Özal’ın “federasyon dâhil, her şeyi konuşmalıyız” sözünden yola çıkarak, tartışmayı genişletmek de mümkündür. Ancak yerinden yönetim, yetki devri veya özerklik tartışmaları hayalperestlikten ve ince hesaplardan uzak olarak yapılmalıdır.

Demokratik Özerklik Modeli taslağından alınan aşağıdaki paragraf, bu metni hazırlayanların niyetlerini ortaya koymaktadır:

“Demokratik Özerklik’te siyasi yönetim, tabandan başlayarak köy komünleri, kasaba, ilçe, mahalle meclisleri, kent meclisleri biçiminde demokratik konfederal temelde örgütlenmesini yaparak üstte toplum kongresinde temsiliyetini bulur. Demokratik Özerk Kürdistan Toplum Kongresi, demokratik Türkiye Cumhuriyeti parlamentosuna kendi temsilcilerini göndererek ortak vatan politikalarına dâhil olur. Demokratik Özerk Kürdistan kendisini temsil eden özgün bayrak ve sembollere sahiptir. Ayrıca demokratik özerklik alanında farklı kimlikler de kendi sembollerini kullanır... Demokratik özerklik ile asıl karar yetkisi köy, mahalle, şehir meclisi ve delegelerinindir. Her topluluk söz, tartışma ve karar yetkisini halk meclisleri ile yerine getirir. Katılımcı, çoğulcu, doğrudan halk meclisini esas alır.”

Kimse kusura bakmasın ama, bu taslak, düpedüz Leninist bir örgütlenme modelini öngörmektedir. TBMM’de bölgeyi temsil edecekler normal seçimlerle değil, “Özerk Kürdistan Toplum Kongresi” tarafından atanacaktır. Görüldüğü gibi, taslak PKK-BP çizgisi dışında kimseye siyaseten hayat hakkı tanımayan totaliter eğilimleri içinde barındırmaktadır. Peki, bu Stalinist anlayış acaba Kürt bölgesinde hangi kesimleri siyaset dışı bırakmaya çalışmaktadır?

Kürtler, İslamcı siyasete hep yakın durdular. 1990’larda Refah Partisi’nin bölgedeki oy oranı her zaman Türkiye ortalamasının üzerinde olmuştur. RP’nin kapatılmasından sonra bu oyların bir kısmı AKP’ye yöneldi. Fakat, bölgede seçimlere katılım düşüktür, yüzde 60-70 arasında kalmaktadır. Seçmenlerin yaklaşık üçte birini oluşturan İslamcı Kürtler, Kemalist rejimi ve TBMM’yi protesto ederek, sandığa gitmiyorlar. Seçmenlerin kalan üçte biri AKP’ye, diğerleri de BDP’ye oy veriyorlar.

İslamcı Kürtler, Danimarka’da yayımlanan karikatürleri protesto etmek amacıyla Diyarbakır’da “Hz. Peygamber’e Saygı Mitingi” düzenleyerek 2006 yılında 150.000 kişiyi toplamışlardı. Nakşîlik ve Kadirîlik geleneği bölgede çok güçlüdür. Zorla köy boşaltma ve terör yüzünden kentlere göçen insanların giderek dindarlaştıklarını söyleyebiliriz. Hâlen Diyarbakır’ın fakir mahallelerinde, İslamcıların yönettiği 180 adet aşevi yoksullara hizmet vermektedir. İslamcıların kurduğu bir STK olan Özgür-Der’in yöneticisi Serdar Bülent Yılmaz bölgedeki siyaseti şöyle değerlendiriyor:

“DTP ve Kürt ulusalcı siyaset, kendi tabanı dışında kalan ve İslami kimliğini Kürt kimliğinin üstünde tutan kesimlere oldukça yabancı. Kürt sorunu ile ilgili söylemi radikal ve çoğunlukla da ütopik bulan bu kesimlerden destek alamıyor. Diğer yandan başlı başına, PKK ve Öcalan’ın din karşıtı tutumu bile, İslami kimlikli kesimleri PKK ve onun siyasi uzantılarından uzak tutmaya yetiyor. Bu nedenle Kürt kimliğini kabullenen ... ve Kürt sorununu siyasi çözümünden yana görünen AKP, Kürtlerin desteğini almakta zorlanmıyor... Kürt siyaseti (PKK-DTP) sol kulvarı da kullansa halkın inançlarına saygılı bir siyaset izlemek zorunda. Aksi durumda marjinalliği aşamaz” (Nevzat Çiçek, Puşi ve Sarık, s.97).

Görüldüğü gibi seçime katılmayan İslamcılar ve AKP’ye oy veren Kürt orta sınıfları, Kemalist laiklik anlayışına yakın olan PKK-BDP çizgisi ile siyasi rekabet halindedir. Demokratik Özerklik Modeli taslağının getirdiği Bolşevik örgütlenme yöntemiyle bu kesimlerin saf dışı edilmesi düşünülmektedir.

Peki, bu özerklik anlayışı neden şimdi tartışmaya açılıyor? Amaç, Kürt meselesinde adım atmayan AKP hükümetini sıkıştırmaktır. AKP’lilerin de heyecanlanıp özerklik tartışmalarını suikast teşebbüsü olarak yorumlamaları da sıkıştıklarını gösterir. Fakat, seçimden önce bu tür hayalî özerklik tartışmalarına girişmenin bir sonucu daha vardır: Son araştırmalarda oyu yüzde 10’un altında gözüken MHP, bu tartışmaların batıda yaratacağı bölünme korkusu sayesinde barajı aşabilir. PKK-BDP’de temsil edilen Kürt ulusalcı siyasetinin uçuk talepleri, MHP’ye can suyu olarak geri dönmektedir. Maalesef, olup biten budur!

ayhanaktar@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT