1. HABERLER

  2. HABER

  3. BM'de Somali ve Filistin İçin Destek İstedi
BMde Somali ve Filistin İçin Destek İstedi

BM'de Somali ve Filistin İçin Destek İstedi

Erdoğan, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Somali’deki insanlık dramına sessiz kalan Batı’yı eleştirdi.

A+A-

Başbakan Erdoğan, New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na hitap etti.

Somali’deki insanlık dramına dikkat çeken Erdoğan’ın konuşması yaklaşık yarım saat sürdü.

Genel Kurul’daki konuşmasında Erdoğan 4 ana başlığa değindi; bunlar Somali, İsrail, Arap baharı ve Kıbrıs sorunuydu.

Somali’de yaşanan açlığa ilişkin, “Açık söylüyorum: Somali’nin feryadını duymayan dünyada kimse barıştan, adaletten, medeniyetten söz edemez...” diyen Erdoğan, Türkiye’nin Filistin’in bağımsız devlet olarak tanınmasına koşulsuz destek verdiğini söyledi. Başbakan Erdoğan BM Genel Kurulu’nda şunları söyledi:

BM liderlik sergileyemiyor

“Açık söylemek zorundaydım ki; Birleşmiş Milletler, bugün insanlığın umutlarını, insanlığın geleceğini tehdit eden korkulara galip kılacak bir liderlik sergileyemiyor. BM, ne yazı ki belli ülkelerin çıkarları ve vesayeti istikametinde değil, bütün insanlığın hukukunu korumayı esas almak üzere yeniden yapılanmak ve vizyonunu yenilemek zorundadır.

Açık söylüyorum: Somali’nin feryadını duymayan dünyada kimse barıştan, adaletten, medeniyetten söz edemez...

Somali faciası’ bir kaç kelimeyle veyahut da bir kaç cümleyle geçiştirilecek bir konu değildir ve uluslararası toplum için yüz karasıdır...

Somali halkı, dünyanın gözü önünde adım adım ölüme sürükleniyor. Bugün uluslararası toplum, orada yaşanan acıyı adeta bir film gibi kayıtsızca seyrediyor. İnsanlığımızın test edildiği bu fotoğrafla acilen yüzleşmeliyiz.”

İsrail’i yine uyardı

“Buradan bir kez daha İsrail’e seslenmek istiyorum: Barışın yerine ikame edilecek hiçbir şey yoktur. Bugün karşılaştığınız mesele, sadece basit bir ‘güvenlik için barış’ denklemi değildir. Ortadoğu’da yeşermeye başlayan yeni siyasal ve beşeri coğrafyayı doğru okuyarak, sürekli bir çatışma ve ihtilaf halini sürdürmenin artık mümkün olamayacağını görmeniz gerekmektedir.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bu konuda bugüne kadar aldığı bağlayıcı nitelikteki 89 karara İsrail uymamıştır. Ayrıca Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun aldığı fakat İsrail’in hiçe saydığı yüzlerce karar vardır. Daha da acısı, Birleşmiş Milletler, Filistin halkının yaşadığı insanlık dramının sona ermesini sağlayacak hiçbir adımı atamayacak kadar aciz kalmaktadır...

İşgal altındaki Filistin topraklarıdır, İsrail toprakları değil. Orantısız güç kullanan İsrail’dir ama yaptırım uygulanmayan yine İsrail’dir. Bir sandık domatesi Filistin’e sokmak isterseniz, İsrail’in iznine tabisiniz. Ben, bunu insani olarak görmüyorum.

Uluslararası toplum olarak, Birleşmiş Milletlerin kuruluş gayesi olan uluslararası barış ve güvenliğin tesisi idealine inanıyorsak, İsrail’i, bu ülkeyi yönetenlere rağmen barış için zorlamak, bu ülkeye hukukun üstünde olmadığını açık bir şekilde göstermek gerekmektedir.

Bu doğrultuda atılması gereken en önemli adımlardan birisi, Filistin halkının devlet olarak tanınma yönündeki haklı talebinin karşılanması ve Filistin devletinin temsilcilerinin de bu yüce kurulda BM üyesi olarak hak ettiği yeri almasıdır. Türkiye’nin Filistin devletinin tanınmasına desteği koşulsuzdur.

İsrail, kendisine karşı tarih boyunca dostça yaklaşan bir ülkeye ve bu ülkenin halkına karşı vahim bir yanlış yapmış, dahası bu yanlışını görmemekte ısrar etmiştir. İsrail’den taleplerimiz ortadadır: Özür dileyecektir, şehitlerimizin ailelerine tazminat ödeyecektir ve Gazze’den ablukayı kaldıracaktır...

İsral halkı ile sorunumuz yoktur. Sorun, şimdiki İsrail hükümetinin saldırgan politikalarından kaynaklanmaktadır.”

ABD vetosuna karşı ‘Vatikan modeli’

ABD’li ünlü gazeteci Charlie Rose’un sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan’ın “Vatikan modeli” olarak nitelendirdiği aslında Filistin Yönetimi’nin tam üyelik başvurusunun BM Güvenlik Konseyi tarafından reddedilmesi halinde öngördüğü B planı. Zira BM’ye tam üye olma prosedürlerine göre, başvurunun Güvenlik Konseyi ve Genel Kurul’da ayrı ayrı onaylanması gerekiyor. Bu kapsamda başvurunun Genel Kurul’da oylamaya sunulması için Filistin’in, 15 üyeli Güvenlik Konseyi’ndeki en az dokuz ülkenin mutlak suretle desteğine ihtiyacı var. Burada beş daimi ülkeden (ABD, Rusya, Çin, Britanya, Fransa) biri, veto hakkını kullandığı takdirde önerge otomatik olarak reddediliyor. ABD’nin veto sinyalini vermesi ise Filistin’in üyeliğine en büyük engel. Bu durumda Filistin, tıpkı Vatikan gibi “üye olmayan devlet” statüsü kazanmak için Genel Kurul’a başvurabilir. Bunun için Güvenlik Konseyi’nin onayına ihtiyaç yok, Kurul’daki 193 ülke arasından salt çoğunluk sağlanması da yeterli. “Üye olmayan devlet” sıfatıyla BM nezdinde daimi gözlemci statüsüne sahip olan Vatikan, oy veremiyor ancak BM’de yapılan tüm toplantılara katılabiliyor ve belgelere erişebiliyor. Filistin’in böylesine bir statüye kavuşması, başta Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) üyeliği olmak üzere birçok uluslararası sözleşmenin altına devlet sıfatıyla imza atabilmesi gibi çeşitli olanaklar sağlayacak.

HABERE YORUM KAT