1. YAZARLAR

  2. Ali Nur Kutlu

  3. Bizim üst aklımız var mı?
Ali Nur Kutlu

Ali Nur Kutlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Bizim üst aklımız var mı?

A+A-

Biraz canımızı acıtacak uzun bir yazı. Duygusal tepki yerine, sakin kafayla sorunumuzu anlamak isteyenler için yazdım.

Türkiye'yi hedef alan bir kaç olay var ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın deyimiyle, üst akıl tarafından yönetiliyor. Bu üst aklın kurgusal zekasına, geniş çaplı etkisine ve hedefe kilitlenmesine komplo teorisinden uzak, dikkatlice bakmalıyız. Bu zeka; hepimizi şaşırtan beklenmedik hamleler yapan, ittifaklar kuran, sokağı ve toplumun farklı sosyal katmanlarını harekete geçirecek kadar güçlü, stratejik, derin ve uluslararası etkilere sahip. Bu üst aklın kimler olduğu, ne amaçlarla Türkiye'ye karşı bu operasyonları yaptığını, kime hizmet ettiğine dair hepimiz farklı tahminlerde bulunabiliriz.

Bence tartışılacak konu, üst aklın kimler, hangi ülkeler, hangi güçler olduğu meselesi değildir. Bu daha spekülatif, daha popüler bir tartışmadır. Size şunu söyleyeyim, bu tartışmalar züğürdün zenginin malını konuşup yorulmasına benzer. Sonunda Yahudileri, İngilizleri, Amerikalıları, onların istihbaratını, düşünürlerini, sermayesini, medyasını yüceltir ve kendimizi ezik hissederek tartışmaya son veririz.

Biz dört olayda bu üst akıl denen merkezin yönettiği operasyonlara maruz kaldık: Suriye, Gezi, Cemaat ve Kürt (Kobani) sorunu. Hepsinde çok büyük zorluklar yaşadık ve hepsinde ülke uçurumun eşiğinden döndü. Çok derin yaralar aldık ama Allah'ın yardımı, milletin ülkesine ve devletine olan bağlılığı ve R.T. Erdoğan'ın liderlik özellikleri sayesinde ölümcül darbelerden kurtulduk ama tehlike hala geçmiş değil.

Suriye konusunda üst aklın yapmaya çalıştığı şey Alevi fay hattında deprem, Suriye ve İran ile sıcak bir savaşa sokmaktı bizi. Şaşkınlıkla izledik; bu tartışmada en rafine İslamcı gruplar, cemaatler, yazarlar, aydınlar bile sarsıldı, şaşırdı ve hükümet karşıtı oldu birden. Ülkenin içinde resmen Esed yanlısı bir muhalefet oluşturmayı başardılar ve alenen de propagandasını yaptılar. CHP gibi devletin kurucu partisinin vekilleri Esed ile fotoğraf çektirip, destek verdi. Anketlerde milletin bu konuda hükümeti beklendiği kadar desteklemediği çıktı, Ak Parti içinde bölünmeler bile oldu. Uçağımızı bile düşürdüler bu oyun içinde. İran ve Suriye akıllara zarar bir istihbarat ve iletişim çalışmasıyla milletin aklını çeldi.

Acı gerçek şu ki, hükümet tüm bu kamuoyu oluşturma operasyonu karşısında başarısız kaldı. Suriye muhalefetini istediği gibi örgütleyemedi, uluslararası kamuoyu oluşturamadı ve haklı olduğu Suriye politikası konusunda bile haksız konuma düştü. Devlet, İran ve Suriye'nin yıllardan beri inceden, derinden, gizliden oynadığı oyunları göremedi, okuyamadı, önlemini alamadı. Üst akıl denen şey, Rusya'nın, Çin'in, İran'ın da içinde olduğu bir oyunla az kalsın bizi boğuyordu.

Suriye krizi devam ederken, patlak veren Gezi olaylarını yönetmek için kurulan kriz masasında, ülkenin tüm önemli kurumları en üst düzeyde temsil ediliyordu. Toplantıda ortak kanaat, Gezi olayını küçük, marjinal grupların tahrik ettiği, kısa sürede bitecek, önemsiz eylemler olduğu yönündeydi. Ancak Gezi; hükümeti, ülkeyi, milleti esir alacak kadar sarsıcı şiddet olaylarına, toplumun büyük kesimlerini etkisi altına alan bir krize dönüştü. İngiltere'deki finans merkezlerinden Amerika'daki medya kartellerine, Türkiye'deki reklam sektöründen sanatçı dünyasına, çevrecilerden polis teşkilatındaki illegal yapılanmaya, internet korsanlarından yasa dışı örgütlere, Alevi fay hattından eski derin devlet artıklarına kadar akıl almaz çevreleri etkileyen, dönüştüren bir olaydı aslında Gezi. Bu çapta bir olay, hiç Taksim'deki ağaç meselesi gibi komik bir gerekçe ile büyüyebilir mi? Gezi, çok uzun süredir gizliden ve derinden mayalanmış, beslenmiş, büyütülmüş doğrudan hükümeti devirmeye amaçlayan bir olaydı. Yine bir üst aklın yönettiği, yönlendirdiği bu operasyondan haberimiz olmadı, okuyamadık, öngöremedik, önlem alamadık. İddia ediyorum hala da Gezi'nin soğukkanlı, analitik ve derinlemesine bir analizi yapılmamıştır.

Sanırım Gezi olaylarından daha fazla bizi şaşkına çeviren şey, Cemaatin isyan bayrağını çekmesi olmuştur. Tabii bu isyanı da dershane düzenlemesine duyulan tepkiye bağlayan saf kişiler oldu. Cemaatin örgütlenmesi, faaliyetleri, uluslararası ilişkileri ve motivasyon yöntemleri üzerine onlarca yazı, makale ve kitap yazılabilir. O kadar derin, karmaşık geniş bir konu ve kesinlikle farklı bir akılın ürünü. Devletin, hükümetin ve Ak Parti'nin can damarlarını kesmeyi hedefleyen bu yapı, ilginçtir yine aynı yerlerin yıllarca safça verdiği destek sayesine bu kadar güçlendi. Fark edilmedi, okunamadı, önlem alınamadı. Halen de tam anlamıyla çözülmüş, anlaşılmış değil. Buradaki üst aklın daha sofistike, daha steril ve derin olduğunu itiraf edelim.

Yıllardan beri sıkıntısını yaşadığımız Kürt sorununun artık gizli bir üst akıl değil, neredeyse yabancı ülkelerin dışişleri bakanları tarafından yönetildiğini artık hepimiz görüyoruz. Kobani meselesiyle Kürt sorunu hem fiziki toprak melesine dönüştü, hem Suriye konusuna dahil oldu, hem de üçüncü ülkelerin PKK aşkının aleni ilanına neden oldu. Sözde bizimle Katolik nikahı yapmış Amerika, havadan attığı silahlarla birden PKK'ya aşık olduğunu itiraf etmiş oldu. Kürt sorununa istediği anda, neredeyse tüm şehirlerde, sokaklarda şiddeti tırmandıracak kadar hakim olan üst aklın varlığını ne zaman keşfettik acaba? Keşfettiysek ne yaptık sorusu bence daha zor bir soru.

Sonuçta farklı ya da aynı kişilerden, çevrelerden, güçlerden oluşan üst akılların yönettiği çok kapsamlı, çok derin ve çok tehlikeli saldırılarla karşı karşıyayız. Şaşırtıcı olan şey örneğini verdiğim dört olay tam olarak bitmedi ve hala tehlike olmaya devam ediyor. Unutmayınız Ukrayna, Mısır, Libya bu karanlık üst akılların tek bir hamlesiyle perişan oldu, iç savaşlar çıktı. Allah'a ne kadar şükretsek azdır, ülkemiz ve milletimiz hala dimdik ayakta, ekonomimiz güçlü ve demokrasimiz işliyor.

Bir soru sorumamız ve büyük devlet olarak gereğini yapmamız lazım:

Bizim tüm bu oyunları görecek ve ülkesini korumak için karşılığını verecek bir üst aklımız var mı?

Yeni Şafak

YAZIYA YORUM KAT