‘Bizim sol’un halleri...

15.08.2008 04:49

Oral Çalışlar

Türk sosyalist hareketi, çok değişik katmanlardan, gruplardan oluşur. Hiçbir dönemde sosyalist hareketin bütün ‘fraksiyon’larını, gruplarını tanımanız mümkün değildir. Çünkü bölünme süreklidir. Solcularımız renklidir, bilgilidir, her koşul altında yeni teoriler üretecek bir yaratıcılığa sahiptirler. Bazen sinirlidirler, sürekli küçülmenin ve bölünmenin verdiği kendine güvensizlik nedeniyle ‘tepeden’ konuşmayı severler. Akıl vermeyi daha çok severler...

Aslında Türk sağının tarihi de bazı açılardan bir bölünmeler ve ayrışmalar tarihi olarak görülebilir ama Türk sağının farklı kutupları, Türk solunun farklı kutupları kadar birbirleriyle tartışmaya meraklı değiller, soldaki ölçüde acımasız şekilde birbirlerini suçlamıyorlar ve tabii solun dağıldığı kadar küçük fraksiyonlara dağılmıyorlar.

Türk sosyalist hareketi, ülkemizin düşünce ve tartışma dünyasında toplumdaki etkisinden çok daha etkin bir yere sahiptir. Kendini sosyalist kabul edenlerin çok büyük bir bölümü ‘okumuş’lardan oluştuğu için, sosyalist hareketin emekçi tabanı çok güçlü olamamıştır ama okuryazarı her zaman için çok olmuştur...

Ergenekon soruşturması sosyalistlerin kimyasını bozdu. Çünkü bazı solcular bu soruşturmanın ve davanın sanıkları haline geldiler. Bazı solcular ise ‘Onlar solcu sayılmazlar’ dese de, bu soruşturmadan pek hoşlanmadıklarını ifade ettiler.

Ergenekon soruşturmasının üzerine bir de AKP kapatma davası binince saflar iyice ayrıştı ve kavga giderek sertleşmeye başladı. Aslında uzunca bir dönemden beri solcular birbirleriyle ‘sert’ kavgalar etmiyorlardı. Daha sakin konuşuyorlardı. Ergenekon soruşturması sol içi çatışmaların ateşini tamamen yükseltti. Sosyalistlerin bir kesimi Ergenekon soruşturmasının, devlet içindeki çeteleşmeyi çökertmek, darbelerin önünü kesmek, askerin siyasetten çekilmesini etkilemek ve daha da önemlisi demokratikleşmek açısından önemli görürken, karşı grup sosyalistler buna ‘fasa-fiso’ demeyi tercih ediyorlar.

Son günlerde öyle yazılar okuyorum ki, acaba 12 Eylül öncesi günlere yeniden mi dönüyoruz diye düşünmeye başladım. Dil bozuldu. Bu iyiye alamet değil. Tabii ki 12 Eylül öncesinde değiliz. Ancak bazı tartışmalar eski günleri hatırlatıyor.

Yapay mı bu gerginlik? Bence değil. Uzunca bir süreden beri alttan alta gelişen anlaşmazlık şimdi su yüzüne çıkıyor. ‘Ulusalcı sol’ ile ‘liberal-demokratlar-solcular’ diye tanımlanan kesimler arasında ciddi bir yarılma uzunca bir dönemdir yaşanıyordu.

Sosyalistlerin bir bölümü kendilerini ‘ulusalcı-sol’dan uzak tutmaya çalışıyorlardı, ama bunu başarmakta zorlanıyorlardı. Ulusalcı solun temel tezi, “Batı, Türkiye’yi bir din devletine dönüştürmek istiyor, Türkiye’yi parçalamak istiyor” üzerine kuruluydu. Bu nedenle Batı’ya ve AKP’ye karşı her türlü güçle ittifak ve işbirliği yapılması gerekiyordu.

Bu nedenle 22 Temmuz seçimlerinde ‘CHP olmazsa MHP’ye verin’ çağrısı yaptılar. Sosyalist solun çoğunluğu bu tutumu onaylamadığını belirtiyordu. Ancak AKP karşısında nasıl bir tutum alacağını da netleştiremiyordu.

Sosyalistlerin bir kesimi “Demokrasi esastır, özgürlük esastır bu nedenle darbelere, suikastlara ve kargaşalık çıkarmak isteyenlere karşı parlamenter rejimin istikrarı önemlidir, AB üyeliği süreci bu açıdan olumlu değerlendirilmelidir” diyordu. Darbecilerle AKP’nin aynı kefeye konulmasını doğru bulmadığını ifade ediyordu.

Bir başka grup sosyalist ise, ‘Dinci yükseliş tehlikesini görmeliyiz, Fetullahçılar her yeri ele geçirdiler. Asıl tehlike dinciliktir’ tahlilini yapıyordu. Burada ulusalcılara yakın bir yerde duruyorlardı. Ancak ulusalcıların MHP ile olan ilişkilerine de karşı çıkıyorlardı.

Türk solunda her zaman bir ‘üçüncü yol’ merakı olmuştur. ‘Bak bizim de bir yolumuz var: üçüncü yol’ mesajını vermeyi ve bu şekilde bir köşe kapmayı sevenler her zaman olmuştur. Gerçekten de Türk solunun henüz denenmemiş yollara ihtiyacı var, ama bunları ‘üçüncü yol’ klişesinin dışında bir yerlerde aramak gerekiyor. En azından biraz yaratıcı davranılıp ‘dördüncü yol’dan, ‘beşinci yol’dan vb. söz edilebilir mesela...

Tartışmaların içine sıkıştığı klişelerin farkında olmama rağmen, tartışmaların varlığından memnunum. Sosyalist olsun, sosyal demokrat olsun soldaki tartışmanın olumlu sonuçları olacağına inananlardanım. Bunca öfke, üslup sertleşmesi canımızın acıdığını gösteriyor.

Ergenekon davasıyla ilgili süreç artık, bu soruşturmayı yürütenlerin de iradesinin ötesine geçen etkiler yapıyor. Türkiye bir gerçeklerin açıklanması dönemi yaşıyor.

Uzun süredir bir durgunluk yaşayan sola, Ergenekon soruşturması adrenalin etkisi yapmış gibi görünüyor.

Radikal gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim