Bizim “özgür kızlar”a Avrupa, ölüm kusmakta…

14.08.2009 15:44

Mine Alpay Gün

Farklı olana hep tahammülsüzdü Avrupa. Ne ki biz şark milletleri, her zaman sürüklenip gidiyorduk, onların kibar tavırları, şık kıyafetleri, valsleri peşi sıra.

Yüz yıldır delikanlılarımız, "neden bizim anne ve babalarımız da balolara katılmaz.

Batılılar gibi dans etmez ki" diye, yanıp tutuşuyordu.

Bilmez misin ay balam, benim ayaklarım gitmez o ritme.

Horon, de; halay, de; kalkıp oynayayım.

Ama kemençe ve neyden, bağlama ve kanundan gayrısı yaban gelir bana.

Yahya Kemal'den beri bizim bebeler yüzlerini çevirdikleri batının bol ışıklı avizeleri, hantal yemek masaları, mobilyalarına takılıp kaldılar.

Kadınların süslü tuvaletleri delikanlıları mest etti.

Yine de köylü bilgeler, tıpkı Jan Jarse gibi, "öyle değil çağalar, batı gördüğünüz gibi değil, köhne ve çürük" demeye görsünler.

Bir sitem, "siz ne anlarsınız medeniyetten" sızlanışları ile çekip gitmeleri az görmedi bu halk.

Şimdi bir serçe kuş gibi yere yığılan evlatlarımıza bakıyorum da; o yüz yıllık öykünenlere mesafeli duran Anadolu bilgeliğinin yürekli sesini yeniden duyuyorum.

Âmin Maalouf''un dediği gibi, Lübnan'da bin yıldır ayakta kalan Hıristiyan ailelere şarkın gösterdiği tahammülü, batının denemeye gücü olmadığını kırk yılda anlıyoruz.

Mısırlı Merve'yi mahkeme salonunda herkesin, eşinin gözleri önünde katledebilen batının acımasız ruhu; bu özgür kızlara çoktandır tahammülünün taştığını göstermekte.

Tren istasyonlarında, üniversitelerde, restoranlarda boy gösteren bu başı örtülü özgür kızlar, nicedir batılının canını sıkmakta idi.

Herkes duymakta idi; deli dana gibi öfke ile başlarını sallayıp, söylenip, küfürler savurduklarını.

Tenhada gördüğünde bıçakla doğrayacağı anın vereceği keyfi yakınları ile paylaştığını.

Mısırlı Merve'nin çığlıkları Almanya'dan Hollanda'ya ulaşmış mıdır?

Bir Türk kızının kaderi de Merve gibi acı oluyor.

Merve gibi okumuş, aydın, müteşebbis; göçmen kız, geldiği memlekette rahat durmamış.

Karadeniz'in cevval, devingen genleri ile Rize'li Arzu'nun özgürlüğü, başındaki örtü ile sınırlı kalmamış.

Bir de iş kadını olup, çocuk yuvası açmış.

Kraliçenin tanıştığı Arzu ile dergiler röportajlar yapmışlar.

Hazinelerden kıymetli ailesi ve çocukları ile başarılı sosyal hayatı ile mutlu, özgür, inançlı bir görüntü sunan Arzu'ya batının baykuşları fena halde içerliyormuş meğer.

Sen göçmen gel.

Fakir kalma.

Zengin ol.

Üstelik alkol, fuhuş, uyuşturucu batakhanesine uğramama gibi batı değerlerine sırt çevir.

Bir de başında özgürlük halesi taşıyarak, Hıristiyanlara bile, "hadi ne duruyorsunuz siz de benim gibi Hz. Meryem'in örtüsüne sahip çıkın" mesajı ver.

Yok, bu özgür kız bardağı taşırmıştır.

Katli şart olmuştur.

Arzu ile benzer bir kaderi bu kez Belçika yaşatıyor; bir göçmen kuşa.

Polisin çağırdığı Mikail Aslan, işkence ile dövülerek öldürülüyor.

Bizim bebeler de hala kibar katillerin, şık elbiselerine aldanıp; medeniyet batıda sanmakta.

Oysa tahammülsüz batı; kanlı ellerini şık eldiveninden çıkarmış, Hz. Meryem kadar masum Merve'yi, Mikail'i, Arzu'yu acımasızca katletmekte.

MİLLİ GAZETE

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim