1. YAZARLAR

  2. Yalçın İçyer

  3. Bizim Kavramlarımızı Kaynaklarımız Tanımlar, Medya Değil
Yalçın İçyer

Yalçın İçyer

Yazarın Tüm Yazıları >

Bizim Kavramlarımızı Kaynaklarımız Tanımlar, Medya Değil

A+A-

Selef Bizim Geçmişimiz

 'وَلاَ تَلْبِسُواْ الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُواْ الْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ '1 Ve hakkı bâtıl ile örtüp karıştırmayın. Ve hakkı saklamayın. Halbuki siz bilirsiniz.'

I-GİRİŞ

Bize her türlü bulanıklığı aydınlığa çıkartacak vahyi ve onu pratik yaşayarak bize doğruyu gösteren alemlerin Rabbine hamdederim. Ona kulluk yaparım. Salat ve selam Hz.Muhammed'e ve O'nu takip eden dostlarına olsun. Rabbim bizleri onlardan eylesin.

Sevgili kardeşler!

Sizleri ve tüm müslümanları Allah'ın selamı ile selamlıyorum. Rabbim tüm direnen kardeşlerimizin yardımcısı olsun. Yeryüzünde fesadı ve zulmü yaygınlaştıranlara fırsat vermesin fırsatlarını ellerinden alsın. Biz de zulme karşı direnme bilinci nasip eylesin.

Resuller'in(ass) aldıkları en büyük yara kendilerinden sonra, onların getirdikleri vahyi gerçeklerin saflığının, çıkar, maslahat, korku ve kin duygularıyla tahrif edilmeleridir. Bu tahriflerden birisi de onları getirdiği ilahi hakkı batılla karıştırmak olmuş. Resuller kıyamette bu konuda ümmetlerinin aleyhine ve leyhine şefaat yapacaklar. Son Resul'un(ass) mesajı da aynı akubete düçar olmuş. Vahyin insanlara doğru ulaşmaması için yapılmış bunlar. Bazen de daha Resuller hayatta iken, insanlar onları yanlış anlasınlar diye kafalarda tereddütler oluşturmuşlar. Bunlardan birisi hutbemin başına metnini ve mealini verdiğim ayette okuyoruz. Resulullah Mekke’de tevhidi, insana değeri, güzel ahlakı anlatıyordular. Mekke parlamentosu onun hakkında bir sürü iftiralar aktarıyorlardı. İnsanlar onu anlamasın dinlemesin diye. Bu oyun günümüze kadar sürdü ve sürmektedir. Özellikle son asırda batı kültür emperyalizmi bu oyunu tüm alanlara yaydı. Kur'an'ı kavramları kendi arzu ve istediklerine uygun yazdılar, yorumladılar. Bizim babalarımız bize şunu söylerlerdi ilk zamanlarda. Müslümanlık güzeldir. Ama şeriat kötüdür. Ben müslümanım ama şeriatçı değilim. Şu anda ki politikacılar ve laik ve demokratlar, sosyalistler aynı dili kullanıyorlar. Lisede öğretmen iken lise son sınıflarla bu konuları işliyorduk. Birgün sordum. İçinizde şeriatçı olmayan var mı? Hepsi dedi ben şeriatçı değilim. Veya değiliz.  Dedim şeriatçı olmayan kafiridir. Hepsi hocam nasıl öyle söylersin biz şimdi kafir mi olduk? Sordum, peki şeriat ne? El, kol kesme katı kanunlar. Tabii şeriat bu değil.  Peki bu kanunlar nerde? Kur'an'da geçiyor. Kur'an kimin kitabı? Allah'ın. EEEE onun içinde ki bir yasayı inkar ne olur? Mesela, bir kanun 'Zina haramdır, İçki haramdır, hırsızlık yapanın cezası şu, adam öldürenin cezası bu. Bunları kabul etmemek ne olur? Sessiz ve sapsarı oluyorlardı. E hocam ne yapalım bize böyle öğrettiler. Doğru size öğle öğrettiler. Ama siz Kur'an'ı okumuyor musunuz? Hayır hocam biz Kur'an'ı anlayamayız ki? Aslında bu gençlerin hali değil. Kahir ekseriyetin hali. Geçen bir sanatçı ile roportajı dinledim. Şöyle diyor. Ben evden besmelesiz çıkmam. Ama yobaz değilim. Ne anlıyorsunuz bundan?  Avrupa’da da bu yaygındır. Bu özellikle organize halde yapılıyor. Geçen Suriye muhaliflerin temsilcisinin,-Devahada ki toplantıda başkan seçilen zat-  konuşmasını dinledim. Haksızlık yapmayayım ya oydu veya onların adına bir beyanat okundu. Net bildiğim iki şey var. Devahada ki kurulan kurum adına idi. Ya bizzat kendisi veya sözcüsü idi. Diyor ki, yumuşak, ılımlı ve aşırı olmayan İslamı istiyoruz. Şimdi bundan ne anlayalım? Hani şunu derse anlaşılır. Suriye halkı, elli yıldır, fasid bir kültürle eğitiliyor. Bu halkın önce eğitilmesi gerekir. Bu anlaşılır.  Kafalar karıştırılıyor. Türkiye ve PKK arasında ki silah bırakma ve barış görüşmeleri yapılıyor. Birileri kalkıyor bunu Hudeybiye'ye benzetiyor. Allah'tan korkun. Şüphesiz biz bu kavganın baştan beri boş olduğunu ve ümmetin insanlarını öldürülerek biribirine düşman halklar olduğunu kabul ediyor ve kınıyoruz. Dolaysı ile bu boş ve batıl kavganın bitmesi bizi de çok sevindirecektir.  Ancak cahili akidelerin temsil edildiği bu kavganın Resulullah'ın(ass) müşriklerle yaptığı Hudeybiye ye benzetilmesi ve ayet hadislerin alet edilmesi yine hakkın batılla karıştırıldığı bir olaydır.

Avrupa'da özellikle Almanya'da aynı oyunları görüyoruz. Biz müslümanız ama radikal değiliz. Biz müslümanız ama selefi değiliz. Biz müslümanız ama İslam toplumunu istemiyoruz. Biz müslümanız ama şeriata karşıyız. Birisi bir yere bir sabotaj yapsın bunu yapsa yapsa selefiler yapmıştır. Geçen iki üç hafta önce bizzat Almanya'da yaşadık. Yine geçen Hindistanlı bir gençle ilgili mahiyeti bilinmeyen bir olay yaşandı. Adamın dili kesiliyor. Bunu selefiler yaptı. Selefilik ayrı müslümanlık ayrı. İşte bu tuzakları bozacak bir konuyu sizlerle paylaşacağım. Selefilik nedir? Bir müslüman'ın selef olması veya olmamsı ne anlama gelir? Bu konuda bizim tavrımız ne olmalıdır? Bu konuda Medyaya ve yetkililere mesajımız nedir? Özellikle Avrupa ülkelerinde ki bazı şiddete dayalı ferdi veya marjinal olayları nasıl anlamalıyız?

II-ÖNEMLİ BİR NOKTA

وَجَاهِدُوا فِي اللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِ هُوَ اجْتَبَاكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ مِّلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ هُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمينَ مِن قَبْلُ وَفِي هَذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَاء عَلَى النَّاسِ فَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَاعْتَصِمُوا بِاللَّهِ هُوَ مَوْلَاكُمْ فَنِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!”2

Sorulara cevap vermeden önce şu noktayı açık bir şekilde vurgulayayım. Rabbımız bizi, müslümanlar olarak isimlendirmiş. Yukarda ki ayette bunu açık okuyoruz. Yine Rabbımız bize İslami hayat şekli seçmiş. Bunun parçalanması ve değiştirilmesi Kur'an'ın açık hükümlerine aykırıdır. Biz kendimizi müslümanlardan olmakla isimlendirmek mecburiyetindeyiz. 'İnsanları Allah'a çağıran, iyi iş yapan ve «Ben müslümanlardanım» diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?'3 Bunun dışında ki isimlendirmeler veya mesubiyyet ifade eden kelimeler ya Kur'an'da Allah'ın bize verdiği olmamız gereken özelliklerdir. O vasıflar bizde olması gereken güzel ahlaki özelliklerdir. Onları hayatımızda yaşamak durumundayız. Bunların dışında ki vasıflandırmalar tarihsel süreçlerde ki isimlendirmelerdir. Bunların Allah katında bir yeri yoktur. Tam tersi yukarda ki isimlendirmeyi aştığımız için tehlikeli olabilir. Çünkü Hucurat suresinde uyarılıyoruz, lakaplaşmadan ve farklı isimlendirmelerden. “يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَومٌ مِّن قَوْمٍ عَسَى أَن يَكُونُوا خَيْرًا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَاء مِّن نِّسَاء عَسَى أَن يَكُنَّ خَيْرًا مِّنْهُنَّ وَلَا تَلْمِزُوا أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْأَلْقَابِ بِئْسَ الاِسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْإِيمَانِ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ"49/11  Şimdi bu bakış açısı içersinde selefilik ve bugün ki saptırmayı kısaca inceleyelim.

II-SELEFİLİK NEDİR?4

Bu konuda rahat ulaşılabilecek üç kaynak vereyim İslam ümmetinin tekfircilik hastalığından sakındırma konusunda otuz risale El-Makdisi, Muhammed Ebu Zehra Mezhepler tarihi ve İslam ansiklopedisi Şamil yayınları. Kaynaklarda Selefilik üç şekilde tarif ediliyor. Yahut yapılan anlatımlardan şu üç tarifi çıkarabiliriz. 1-Kendilerinden Kur'an ve hadisi aldığımız ilk üç nesil. Sahabi, Tabiin ve Tebeii tabiin. Bunlara Kudema veya Mutekkdiminde 2-Müctehid mezhep imamlarında Ahmed b. Hanbel ve İmam Malik'in metoduna bağlı ictihadi mezhep yolu 3-İtikadi mezhepler kategorisinde müteşabihi yorumlamayan ve aynı kabul eden mezhep. Bugün her üç tanınma bağlı yaşayan guruplar vardır. Ben bugünkü gurupların en son ekoldan gelmektedir. Belki zorlarsak ikinciye de mensup kılabiliriz. Çünkü tüm mezhepler ilk üç nesle dayanmaktadır. Bu ekollerin üzerinde birleştikleri alim 11.yy yaşayın İbni Teymiye’dir. İbni Teymiyye zalim saltanatta çalışmasına rağmen silaha sarılmadı ve emri bil maruf nehyi anil münker yaptı. Hatta bugünkü hükemaya karşı susan Suud, körfez ve diğer ülkelerde ki hükemaya karşı silah kullanmayıp uyarma görevini yapmada onu delil alıyorlar. Makdisi bunu özellikle vurguluyor ve selefilik adına tekfiri yaygınlaştıranları kınıyor. Bunu selefiliği kullanma olarak görüyor.

Bugün medyada anlatılan selefilik yukarda anlatılanlardan büyük bir şekilden ayrıdır. Bugün yine medyada ve özellikle batı basının kullandığı ve Müslümanları da oyun getirerek kullandıkları isimlendirme doğru değildir. Biraz dikkat edilirse tamamen çelişkilerle doludur. Almanya'da bugün selefi olarak adlandırılan ve yapılan her şiddete veya saldırıya bağladıkları marjinal isimlerin yukarıdaki selefi ekolle hiçbir ilişkisi yoktur. Bir oyundur. Hutbemin başında vurguladığım oyunun bir parçasıdır. Bir sefer tanıdığımız şahsiyetler ve basında isimi geçen kişilerin hiçbirisi Avrupa toplumunda şiddeti destekleyen ve şiddete taraftar olanlar değildirler. Üstelik selefi nitelendirilenlerin çoğu selefi değiller. İçte de bu böyledir dünyada da. Şu Suriye'de terörist ilan edilen gurup selefi değildir. Afganistan’da ki Taliban’ın selefi olmadığı gibi.

Hutbemi selefi ekolun metodunu anlatan şu ayetle bitireyim. Bu bilgiyi şamil İslam ansiklopedisi Prof. Bekir Toplaloğlu’nun İlmul-Kelam adlı kitabından, selefilerin davet metoduna örnek veriyor.  ادْعُ إِلِى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُم بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ 16/5255 'Rabbin yoluna, hikmetle, güzel nasihatla davet et. Ve onlarla en güzel bir şekilde mücadele et. Senin Rabbin şüphesiz kendi yolundan sapanı ve hidayet üzere olanı en güzel bilir.'6 Şu an bir de yeni selefilik veya cihadi selefilik diye bir tabir kullanılıyor. Aslında selef mezhebi üzere olanlar bunu öyle kabul etmiyor. Ancak işgal edilmiş bölgelerde silahlı savaşın gerekliliği kabul ediliyor. Bununla ilgili El-Cezire'de bir panel seyretmiştim. Sıcak savaş taraftarları olan kesim savaşın olmadığı topraklarda kesinlikle şiddete başvurulmasını kabul etmiyor ve caiz görmüyorlar. Ancak işgal edilmiş ve kitle katliamı yapılan bölgelerde savaşmanın gerekli olduğunu kanaatındalar. Bu da İslam hukukunun bir gereğidir. Almanya'da dershanemize üç kez saldırı oldu ve köpeklerle baskın oldu. Silahlarla evlerimize girildi, çocuklarımızın başına silahlar tutularak tehdit edildi. İki sefer hücreye atıldım. Terörist tanıtıldım. Ve şu an tüm mahkemeler lehime sonuçlandı. Polis tazminat cezasına çarptırıldı. Ancak otuz yıldır bırakın gençlere şiddeti tavsiye etme tam tersi, daveti tavsiye ettim. Aslında dershanemizin mükafatlandırılması gerekirken cezalandırıldık. Biz tabii mükafatımızı Rabbimizden bekliyoruz. Avukatım Almanya Marksist Leninist Partisinin yönetim kurulunda. İlk olarak bir müslümanın davasını alıyor. Haksızlığa uğradığımız kanaati ile. Bu konuda tebrik ediyorum kendisini. Bir gün bana dedi ki senin Hamas’ı savunduğunu söylüyorlar. HAMAS onlara göre terörist bir örgüt. Dedim, iddianın bir kısmı doğru. Ben HAMAS'ı savunuyorum ve bu örgüt terörist bir örgüt değil. Filistin halkının seçtiği yasal bir örgüttür. Nitekim şu anda Avrupa ülkeleri de aynı noktaya geldi. Ve İsrail’in politikasını kınıyor. Sana katılıyorum dedi. Ama onlar böyle görüyor. Şunu bir kez daha vurgulayayım bizim bakışımızı ve bizim yolumuzu belirleyen kendi kaynaklarımızdır. Biz bu kaynakları ilk üç nesilden aldık. Bizim adımız müslümandır. Bize bu ismi Rabbimiz vermiş ve bize hayat şekli olarak İslamı seçmiş. Bunun yolu da yukarda ki ayette anlatıldığı gibi inancımızın şahidi olmaktır. Aynı Resulullah'ın bize şahid olduğu gibi. Gelin bu şahitliği sıratı müstakim üzere öğrenip o yol üzere yaşayalım. Hiçbir maslahat adına değiştirmeyelim. Rabbim bize bu netliği ve bu ihlası nasip eylesin. Allah'a emanet olun.

 

Dipnotlar:

1-Kur'an-ı Kerim 2.Bakara suresi42.ayet

2-K.K. 22.Hacc Suresi78.ayet

3-K.K. 41.Fusslilet33.ayet

4-Bu konuda rahat ulaşılabilecek üç kaynak vereyim İslam ümmetinin tekfircilik hastalığından sakındırma konusunda otuz risale El-Makdisi, Muhammed Ebu Zehra Mezhepler tarihi ve İslam ansiklopedisi Şamil yayınları.

5-İslam Ansk age. İlmul-Kelam Prof. Bekir Topaloğlu’ndan aktarma

6-K.K. 16. Nahl Suresi125.ayet 

YAZIYA YORUM KAT