1. YAZARLAR

  2. HAMZA TÜRKMEN

  3. Bizim Devletimiz Hangisi?
HAMZA TÜRKMEN

HAMZA TÜRKMEN

Yazarın Tüm Yazıları >

Bizim Devletimiz Hangisi?

30 Eylül 2015 Çarşamba 00:21A+A-

4 Temmuz 2013’de Adeviyye Meydanı’nda İhvan-ı Müslimin’in lideri Muhammed Bedii, bir gün önce yapılan askeri darbeye karşı direneceklerini, teslim olmayacaklarını, kanları pahasına özgürlüklerini ve barışı savunacaklarını ilan etmişti.

Adeviye Meydanın’dan yükselen dört parmaklı Rabia işareti, vesayete ve darbeye karşı farklı yorumlarla direniş ve dayanışma sembolümüz haline geldi. Rabia’yı dört maddede yorumlayanlardan birisi de Recep Tayyip Erdoğan oldu: Devlet, millet, vatan, bayrak.

Tabii ki İhvan için de, Erdoğan için de; Tunus’daki Nahda, Hint Kıtası’ndaki Cemaat-i İslami, Fas’ta Adalet ve Kalkınma Hareketi ya da Selefi hareketler için de bu kavramların tam olarak ne anlattığı önemliydi. Zira bu kavramların Allah katından iletilmiş İslam ıstılahındaki; üretilmiş tarihi kültür birikimimizdeki; ve Batı paradigması içindeki konumları ve anlamları aynı şeyi ifade etmemekteydi.

Ama Kur’an’daki hem ‘resul’ hem ‘nebi’ kavramlarının önemli nüansları Türkçeye Farsçadan iktibas ettiğimiz ‘Peygamber’ ifadesi içinde nasıl ki karıştırılmış ve birbirine derc edilmiş ise; bu kavramların da  Kur’ani kökleri, tarihimizde üretilmiş kültürel kodları ve modernitenin tanımları bugünkü Türkçe kavram indeksimizde iç içe geçmiş, adeta birbiri içine derç olmuş ve anlama-anlatı kaosu oluşturmuşlardır.

Örneğin geçende Erdoğan sevgisi içinde ‘Erdoğan fâni, devlet bâki’ başlığını kullanan bir gazetemiz, Erdoğan’a nezaket gösterirken, insan ürünü olan devlet olgusunun, ‘bâkilik’ statüsüne sahip kılındığını düşünebilmiştir?

Üretilmiş Türk Devleti’ni, ya da diğer ulus devletleri yücelten bu tür yaklaşımlar, ‘devlet ebed müddet’ anlayışına dayanan Orta Asya kökenli pagan bir inancın mı, yoksa Helen-Avrupa kökenli ruhçuluğun (idealizmin) icat ettiği devletin ‘aşkın ve yüce’ olduğu konusunda şekillenen sanal bir tezin mi etkisinde kalmaktadır?

Liseli yıllarımda toplumsal yaşamın hakemliği için iki şeyin elzem olduğunu öğrenmiştim.  Birincisi ölçü vazeden ‘görüş’, ikincisi denetimi sağlayacak ‘otorite’. Devlet kavramı, gasp, fetih veya sözleşme tarzlarının sonuçlarını demokratik izahlarla tanımlansa da; Marksistler gibi ekonomik sınıf çıkarlarına indirgense de;  liberaller gibi görüş boyutu örtülse de; ya da ruhbanlık otoritesine bağlansa da, bütün devlet tanımlarında ‘görüş’ ve ‘otorite’ unsurları asıldır.

Kur’an’da ‘devlet’ kavramı  geçmez. Abbasiler devrinde ‘d-v-l’ kökünden üretilip ‘emiru’l-mü’minun’ yerine kullanılmaya başlanan üretilmiş ‘devlet’ ifadesi Müslümanların ilk dönemlerinde de kullanılmamıştır. Mü’minlerin emiri anlamında ‘halife’ ifadesi de tartışmalı ontolojik yanlış yaklaşımlar içinde Abbasiler döneminde kullanılmaya başlanmıştır. Ancak devlet veya toplumsal otorite yerine hakimiyet/hükümranlık anlamında ‘melik’ ifadesi Kur’an’da üç bağlamda kullanılmaktadır.

Birincisi, Allah’ın hudutlarını gözetecek ve onun uğrunda mücadele edecek ‘melik’ (2/246).

İkincisi, tuğyanı, zulmü ve ifsadı temsil eden ‘melik’ ve ‘melikler’ (27/34).

Üçüncüsü, halkın ihtiyaçlarını gözeten ve ilahi temeldeki uyarı ve yönlendirmelerle daha nizami ve fıtri bir sisteme adım atan ‘melik’ (12/54, 56).

Ulus Devlet sistemleri içindeyiz. Verili devlet sistemi Batılı paradigma içinde seküler temelde üretilmiş kutsalı kendinden menkul bir modele dayanmaktadır. Bizim ‘Siyasetname’ ve benzeri siyasal öğüt kitaplarındaki devlet formları ise, ‘Ahkamu’s-Sultaniye’ gibi kitaplarla şer’i ölçülere dikkat etmesi istenen, vahyi ölçüler çerçevesinden ziyade, örfi geleneğe ve asabiyelere dayanan tarihte kalmış modellerdir.

Önemli olan ‘verili devlet’in yanlışlarla mâlul kemikleşen formunu aşamasak bile, onu ‘devlet-i hikmet’ (raison d'être) tarzı kutsallarından ve totaliter yapısından arındırabilmektir.

Önemli olan en azından ‘daha adil bir dünya’ arayışımızda verili devleti, herkese eşit mesafede duran bir hakem veya hukuk devleti haline getirebilmektir.

Haksöz Dergisi’nin Ekim 2015 sayısında ‘Verili Devleti Aşmak ya da Dönüştürmek!..’ başlıklı yazımda konuyu daha genişce işlediğimi de belirteyim.

YAZIYA YORUM KAT

3 Yorum