1. YAZARLAR

  2. Ali İhsan Karahasanoğlu

  3. Bizden istenen saygı, Başsavcı’dan niye istenmiyor?
Ali İhsan Karahasanoğlu

Ali İhsan Karahasanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Bizden istenen saygı, Başsavcı’dan niye istenmiyor?

A+A-

Taktiği nasıl buluyorsunuz?

Bence dört dörtlük.

Önce tahrik ediyorlar.

Anayasa, kanun, devlet teammülleri, ekonomik riskler, Cumhurbaşkanı makamının itibarı, Başbakan’ın saygınlığı, devletimizin diğer devletler nezdinde düşebileceği kötü durum demeden, kuralsız bir iddianamenin hazırlanmasını, saldırının gerçekleşmesini sağlıyorlar.

Akabinde; mağdur olan insanlar savunmaya geçince, “Durun canım, sakin olun...” diyerek ortalığı yatıştırmaya çalışıyorlar.Daha doğrusu, tepkileri dindirmeye çalışıyorlar!

Nasıl oluyor bu işler?

Hürriyet, Milliyet sayfa sayfa yalan haberler üretiyor. Olmayan şeyleri olmuş gibi ortalığa atıyor, halkı tahrik ediyorlar.

Tabii bu arada, Başsavcı’yı da..

Barolar ayağa kalkıyorlar, “Olmaz, yaptırmayız” diyorlar. “Cumhuriyet yıkılıyor, yandık, bittik, mahvolduk” diyorlar.

Arkasından Başsavcı kapatma davası açıyor. Davayı açarken de, kendisini dolduran kesimlerin ağır tahrikleri altında, freni patlamış araç gibi, ne Cumhurbaşkanı diyor, ne Başbakan, ne de TBMM Başkanı!

Suçlamalar yapılırken; hiçbir kural gözetilmiyor, Başsavcı gibi değil, sanki rakip partinin genel başkanı imiş gibi isnatlar yapılıyor, Başbakan takîyye ile suçlanıyor!

Suçlananlar ve sergilenen haksızlığa itiraz edenler, “Bu ne rezalettir, Cumhurbaşkanı, iddianamede nasıl yer alır? 15 sene önceki olayların iddianamede yer almasının ne manası var? Başbakan’a “takîyye” suçlaması gibi subjektif, isbatı mümkün olmayan ve çok ağır bir suçlama nasıl yapılır?” deyince de, önce Barolar Birliği Başkanı meydana çıkıyor: “Sakin olun” diyor.. “Herkesi sakinleşmeye ve  yargısal sürecin tamamlanmasını beklemeye davet ediyoruz” diyor!

Düşünebiliyor musunuz, Barolar Birliği Başkanı önce “İmam-Hatipli bir Başbakan’ı içime sindiremiyorum” diyor. Yeri geliyor; darbeyi hatırlatıyor, yeri geliyor “kapatma davası açılabilir haa” diyor. Sonunda emeline kavuşunca, kapatma davası açılınca da, ortalığa sakinlik uyarısında bulunuyor!

Güzel taktik, gerçekten çok güzel!

Bir ay önce başörtü yasağı ile ilgili Anayasa değişikliği yapıldığında, rektörlerin adeta meşru hükümete karşı ayaklandıkları günlerde kimseye “sakin olun” çağrısı yapılmıyordu ama.

Bilakis kışkırtma yapılıyordu.

Şimdi “sakin olun”..

Aynı şekilde Yargıtay Başkanı da, dün tek taraflı bir açıklama yapıyor..  Başsavcı’nın hakaretlerini görmezlikten gelen, sadece eleştiri sahiplerini akl-ıselim’e çağıran bir açıklama..

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Yargıtay Başsavcısı’na demiyor ki; “Kapatma davası açmak senin takdirinde olan bir yetki olabilir. Ama her şeyin usûlü ve adabı var. Partiye kapatma davası açtın, hadi anladık. Cumhurbaşkanı’ndan ne istiyorsun?”

Sormuyor sayın Gerçeker..

Resmen görevini suistimal eden Başsavcı’nın yanlışını örtbas etmeye çalışıyor..

Sormuyor Başsavcı’ya, “Başbakan’ın 61 eylemini tek tek sıraladın. Bunları kapatma davasının delili olarak sundun, haydi anladık. Peki Başbakan’ın ‘takîyye yaptığı’ suçlamasını neye dayandırdın? Başbakan’ın takîyye yaptığı şeklindeki iddianı, nasıl ispatlayacaksın? Böyle bir şey ispatlanabilir mi? İspatlanabilir mi ki, iddianamene böyle bir isnadı da aldın. Alenen tahkir amacıyla, böyle ispatı mümkün olmayan bir suçlamayı iddianamene aldın?”

Sormuyor sayın Gerçeker.

Sormuyor ama; dönüyor aydınlara, dönüyor parti yetkililerine, dönüyor gazetecilere, “Demokratik hukuk devletinde, hukukun üstünlüğü ilkesinin gereği olarak, tüm bireyler ve kurumlar, yasaları uygun davranmak ve saygı kurallarının dışına çıkmamak koşulu ile eleştiri haklarını kullanabilirler. Ancak eleştirinin sınırları zorlanmamalı, hakarete varan mahiyette yazı, haber ve yorum yapılmamalıdır.” diyor..

Affedersiniz sayın Gerçeker, saygı kurallarını sadece biz mi göstermekle yükümlüyüz? Başsavcı’nın, “saygı” diye bir sorumluluğu yok mudur?

Bu devletin en tepesindeki isme yapılan saygısızlığı, siz nasıl kabullenebiliyorsunuz?

Böyle bir suçlama yapmaya, Başsavcı’nın ne hakkı var?

70 kişinin siyasetten yasaklı olması yetmiyor, Cumhurbaşkanı’nın yasaklı ilan edilmesi ile mi görev tamamlanmış olacak!

Bu ne saygısızlıktır böyle?

İşin daha vahimi; Başsavcı hakkında onlarca suç duyurusu varken, bunları işleme koyacak olan Yargıtay Başkanı’nın, adeta ihsas-ı reyde bulunması.. Başsavcı’nın yetkisini kullandığını söylemesi!

Evet sayın Başkan, siz o iddianame için “yetki kullanılmıştır” dedikten sonra, Başsavcı için yapılan suç duyurularını nasıl inceleyeceksiniz?

“Suç vardır” veya “yoktur” nasıl diyeceksiniz?   Lütfen söyler misiniz?

 

Vakit Gazetesi

YAZIYA YORUM KAT