1. YAZARLAR

  2. Fatma K. Barbarosoğlu

  3. Biz çocuklarımızı hamburger rekabeti eşliğinde sevebildik!
Fatma K. Barbarosoğlu

Fatma K. Barbarosoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Biz çocuklarımızı hamburger rekabeti eşliğinde sevebildik!

A+A-

Her 23 Nisan geldiğinde, aynı klişe cümleler tekrarlanır durur.

Dünyada çocuklarına bayram hediye edebilen tek ülkeyiz.

Ay biz ne muhteşemiz! Aman da aman ne şahaneyiz!

Hangi bayram?

Zavallı çocuklar bayramda "büyüklere" gösteri sunabilsinler diye aylar öncesinden performans tuttukları için, bayram sabahı yorgunluğun son noktasına varmış olurlar.

Her yıl, sanki daha önce hiç başa gelmemiş gibi Ağustos sıcağı kostümü ayarlanır.

Paltoları, montları ile kendilerini seyreden büyüklerini, Titreye titreye eğlendirmeye çalışan çocuklar, Mayıs ayına soğuk algınlığı eşliğinde girer.

Bu bayram yüzümüz.

Bir de gündelik hayat yüzümüz var.

Bizim, çocukları kamusal alanda "sevmeye başlamamızın" tarihini size doğrudan verebilirim.

Amerikan tarzı fast -food zincirini Türkiye'de bir dizi dükkân açması ile başlamıştır bizim "çocuk sevgimiz".

Ne alaka?

Acele etmeyiniz açıklayacağım.

Ekmek arası iri köfte, hamburger namıyla bir marka olarak hayatımıza girerken, giriş kartını çocuklar üzerinden tescilletti.

İri köfte dükkânları; Ayyy içinde top havuzu var bizim çocuk pek eğlendi şeklinde ilerleyen fısıltı kampanyası ile girdi muhafazakâr ailelerin hayatına. Etinin "şüpheli" durumuna rağmen, mütedeyyin aileler çocukları ile gidebilecekleri tek mekân olarak gözlerine kestirdikleri "o yere" müdavim olmakta bir sakınca görmedi.

Çünkü biz, "geleneksel" olarak, Efendimiz Hz. Muhammed'in sünnetine rağmen, çocukları gözden uzak şekilde sevmeyi tercih ederdik.

Çocuklar güzeldir. Nerede? Sadece evde.

Kazara çocuğunun elinden tutmuş pazarda alış-veriş yapan bir kadın görülmesin, bütün kadınlar koro halinde bağrışır: Aaaooo çocukla Pazar çıkmış bir de! Ay hepimiz çocuk doğurduk çocuk büyüttük. Biz böyle miydik?

İri köfteler hayatımıza girip, bizi bir hayli irileştirinceye kadar aileler çocukları ile hiçbir yere gidemezdi.

İri köfteler bir marka olarak hayatımıza girince elin "gâvurunun" çocukları nasıl başının tacı yaptığını gördü bizim çiçeği burnunda müteşebbislerimiz.

Elin adamı, Bak çocuğunu da kapmış getirmiş demiyor gel ille de çocuğunla, olmadı bebeğinle gel diyerek mama sandalyelerini hazır ediyor diyerek titreyip kendi geldi.

Kendine gelince lokantasında çocuklara yer açtı.

Önce lahmacuncular sevdi çocuklarımızı. İri köfteciden gelen ilham ile önce onlar müesseslerine çocuk parkı yapıp, mama sandalyesi koydu.

Nekka ekmek okka köfte çocuklar üzerinden güncellendi velhasıl.

Çocuk sevmeyi dışarıda karnını doyurmak olarak "güncellediğimiz"den bu yana mutfak sokaklara taşındı. Boş zaman değerlendirmesi AVM gezmesine dönüştü.

Ama hepsi hepsi o kadar işte. Bütün sevgimiz çocuklar "mamalarını" bitirinceye kadar.

Yesinler, uyusunlar... Yok, yanlış oldu. Biz çocukların uyuması gerektiğini, uyuya uyuya büyüdüklerini de yeni fark ettik. Fark ettik de ne yaptık!

Saat 21 sularında "haydi çocuklar uykuya " diye kısacık bir uyarı koyabildik ekranlarımıza.

Parti liderleri yollar konusunda büyük şehirlerde icra edecekleri "şov projeler", "çılgın projeler" konusunda birbiriyle yarışmalara doyamayacak kadar iştahlı görünüyor.

Duble yollar alış-veriş merkezleri filan.

Her apartmana bir AVM midir çılgın projeniz!

Çocuklarla, gençlerle ilgili vizyonunuz ne âlemde!

Liderlerimiz günümüz çocuklarının, gençlerinin düşüncelerini, hayallerini, hayal kırıklıklarını, ihtiyaçlarını ne kadar biliyor?

Haksızlık etmeyelim.

Dünyalarında çocukların değil ama gençlerin bir karşılığı olduğunu öğrendik.

Kayıtlara Taksim tokuşturması olarak girsin lütfen.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT