Biz Bu Öfkeyi ve Bu Gözyaşlarını Çok Seviyoruz

30.01.2009 23:50

İbrahim Sediyani

İki şey var ki, onlara büyük haksızlık yapıyoruz.

Aslında ikisi de birer meziyet. İnsanî meziyetler hem de. Öyle herkeste kolay kolay bulunmaz, herkese nasib olmaz. İkisi de meziyet; ancak biz her ikisini de zaaf olarak görürüz. Yeri gelince yadırgarız, ayıplarız.

Bunlardan biri “öfke”

… diğeri ise “gözyaşı”.

* * *

Biz “öfkelenen” kişilerin kendine güvenlerinin olmadığını söylüyoruz, hatta daha da ileri giderek, haksız olduğunu bile. Sakin duran, durabilen insanları da “ağırbaşlı” olarak niteleriz.

Oysa “ağırbaşlı” olmak başka şeydir, “vurdumduymaz” olmak başka şey. Aynı şekilde, “öfkelenmek” ve “telaşlanmak” da aynı şeyler değildirler.

 “Qum fe enzir” (Kalk ve uyar) âyetinden sonra Mekkeli Müslümanlar’ın Kâbe’ye yürüyüşü; bu bir avuç Müslüman’ın müşrikler tarafından engellenmeye çalışılması. Hatırlayın: Mûhâmmed (saw) için Kâbe’nin önünde Ebû Cehl ve Hamza kavga ediyorlardı, tartışıyorlardı; biri Hz. Mûhâmmed’i, diğeri de Ebû Cehl’i engellemeye çalışıyordu.

Biri zûlmetmek istiyordu, öbürü de bu zûlme engel olmak.

Ama, ikisi de öfkeliydi. 

Biz “gözyaşı”nı da bir zaafiyet, bir güçsüzlük olarak görürüz. “Erkekler ağlamaz” deriz meselâ. Oysa “er kişi olmak” başka şeydir, “eril kişi olmak” başka şey. Aynı şekilde, “adem olmak” ve “adam olmak” da aynı şeyler değildirler.

Kerbelâ için bütün “eril kişiler” ağlamıştır ancak Hûseyn’in kızkardeşi Zeyneb, tek damla bile gözyaşı dökmemiştir. Ve on beş asırdır milyonlarca erkek, bir kadın için, Fatıma için ağlamakta, karalar bağlamakta, başlarını ve göğüslerini vurmaktadırlar.

* * *

 “Öfkelenmek” bir meziyettir; “ağlamak” da. İkisi de güzeldir.

Eğer öfkeleniyorsanız, öfkelenebiliyorsanız, sizi rahatsız eden bir şeyler var demektir. Dünyadaki ve çevrenizdeki haksızlıklar, adaletsizlikler, zûlümler, hak gasbları sizi rahatsız ediyor demektir. Şehrinizdeki, ülkenizdeki, bölgenizdeki ve dünyadaki açlık, işgaller, savaşlar, katliâmlar, öldürmeler, savunmasız insanların üzerine bombalar yağdırmalara rağmen, bunları her gün duyuyor, okuyor ve seyrediyor olduğunuz halde yüzünüze “öfke” uğramıyorsa, bence siz kendinizi yeniden bir gözden geçirin.

Eğer ağlıyorsanız, ağlayabiliyorsanız, sizin duyarlı olduğunuz bir şeyler var demektir. Dünyada ve çevrenizde haksızlığa, adaletsizliğe, zûlme, hak gasbına uğrayan insanların acılarını paylaşıyor, onların yüreğine inen ateş sizi de yakıyor demektir. Şehrinizdeki, ülkenizdeki, bölgenizdeki ve dünyadaki açlık, işgaller, savaşlar, katliâmlar, öldürmeler, savunmasız insanların üzerine bombalar yağdırmalara rağmen, bunları her gün duyuyor, okuyor ve seyrediyor olduğunuz halde gözlerinize “gözyaşı” uğramıyorsa, bence siz insanlığınızı yitirmişsiniz demektir.

 Zâlime “öfke” duymayan ve mazlum için “gözyaşı” dökmeyen kişi, ölmüş bir insandır.

İnsanlığı da ölmüştür, kendisi de.

* * *

Zâlim İsrail’e “öfke” duymak ve mazlûm Gazze için “gözyaşı” dökmek, böyle bir şeydir işte. Burada “ama” yoktur, “konjöktür” yoktur, “temkinli olmak” yoktur.

Zira burada zâlim ile mazlûm, apaçık ortadadır, bellidir.

Kerbelâ gibidir. Hiç farkı yoktur.

 * * *

Gazze’de şimdi “öfke” ve “gözyaşı” hâkimdir. Gazzeliler siyonist düşmana karşı “öfke” ile doluyken, vâhşîce katledilen çocukları, kadınları ve erkekleri için, bombalar altında yıkılan evleri, okulları ve hastahaneleri için “gözyaşı” dökmektedirler.

Gazzeli erkekler düşmana karşı hınçla bilenirken, Gazzeli kadınlar da kaybettikleri yavruları için ağlamaktadır.

Gazzeli erkeklerin yüzlerinde “öfke” var. Gazzeli kadınların gözlerinde ise “gözyaşı”.

Ve Gazzeliler bizden de bu iki şeyi istemektedirler. Tüm dünyadan istedikleri, sadece bu iki şey.

İki şey; “öfke” ve “gözyaşı”.

Geçen akşam Davos’ta bunların ikisi de vardı.

* * *

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yüzünde “öfke”, eşi Emine Erdoğan’ın gözlerinde ise “gözyaşı” vardı.

Çünkü…

Bir aydan fazla bir zamandır Gazzeli erkeklerin yüzlerinde “öfke”den ve Gazzeli kadınların gözlerinde “gözyaşı”ndan başka bir şey yoktu.

Başbakan Erdoğan’ın “öfkesi” İsrail’e, Emine Hanım’ın “gözyaşları” da Gazze’ye idi.

Biz bu öfkeyi ve bu gözyaşlarını çok seviyoruz.

Ferdası gün, Gazze’de kılınan Cuma namazından sonra yapılan muazzam gösteride, “Erdoğan, Gazzeliler Seni Çok Seviyor” diye haykırdı, Gazzeliler.

Gazze, yerküresinin merkezidir artık, dünyanın başkentidir. Gazze, inancın, insanlığın kalbidir.

Gazze kimi severse, biz de onu seviyoruz; kime öfke duyuyorsa, biz de ona.

Yüzünde “öfke” olan Başbakan Erdoğan ve gözlerinde “gözyaşı” olan Emine Erdoğan.

Biz sizi çok seviyoruz.

Sizden istediğimiz, siyonist İsrail’le olan siyasî, ticarî ve askerî tüm ilişkileri bitirmeniz.

Bunu Gazze halkı da istiyor. Onlar istediği için biz istiyoruz zaten.

Biz sizi çok seviyoruz. Ve hep sevmek istiyoruz.

 

ibrahim.sediyani@hotmail.de

  • Yorumlar 20
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim