1. YAZARLAR

  2. Hamdullah Öztürk

  3. Bitirmek için daha ne yapılacak ki?
Hamdullah Öztürk

Hamdullah Öztürk

Yazarın Tüm Yazıları >

Bitirmek için daha ne yapılacak ki?

A+A-

"Ordumuza şükran borçluyuz." cümlesi, "Neden şimdi?" minarelerin mahyalarına yerleştirildi ki? İstanbul'un kurtuluş günü gelir-geçerdi ve birçok kimsenin haberi bile olmazdı!

Evvela iki hususun altını çizelim:

Birincisi, hiçbir düşünce, ideoloji, felsefe ve din, İslam dini kadar askerliğin manasını ve uhdesindeki vazifelerin önemini takdir edememiştir. O vazifelerin ifası esnasında dikkat edilecek hususları en ince ayrıntılarına kadar düzenleyip, hukukunu vazetmek İslam'a ait bir faikiyyettir. Sadece, sınırlarda nöbet tutma manasına gelen "ribat"a atfedilen değer bile İslam'ın, askerliğin manasına ve uhdesindeki vazifelere atfettiği kıymeti fazlasıyla gösterir. Yani hiç kimse, hakiki bir Müslüman kadar askerliğin manasını takdir edip, sevemez.

İkincisi, bir millet kendi ordusuna borçlanmaz. Onu takdir eder; meziyetleriyle iftihar eder. Bir ordu da kendi milletini borçlu göremez. Türk Silahlı Kuvvetleri, hiçbir mesuliyeti olmadığı halde, düşmanlarımızın tasallutundan Türk milletini kurtarmak üzere -bizim Kore'ye gönderdiğimiz gibi- komşu ülke tarafından meccanen gönderilmiş bir ordu değildir ki biz ona borçlu olalım. O ordu, bizim çocuklarımızdan oluşmuştur. Biz, çocuklarımızın kahramanlığıyla iftihar eder, göğüslerine madalya takar, isimlerini "ebet müddet" başlarımızın üstünde gezdiririz; ama borçlanmayız.

Şimdi Genelkurmay karargâhından çıkan "Bitirme Planı" ile sarsılıyoruz. İktidarı devirmek, milletin bağrından çıkan ve yüzü aşkın ülkede başarıyla hizmet veren "Gönüllüler Hareketi"ni bitirmek için yapılan kim bilir kaç planlardan biri bu!

Bu tür planlar ilk defa yapılmıyor. 27 Mayıs'ı, 12 Mart'ı, 12 Eylül'ü, 28 Şubat'ı ve "e-muhtıra"yı hatırlayalım. 28 Şubat'ta alınan kararlardan sonra caminin minaresinden okunan ezana, içinde kılınan namaza müdahale etmek bile planlanmıştı: Türkçe ezan, Türkçe ibadet!

Ali Kalkancı türü operasyonlarla, kendini Rabb'isine adamış maneviyat abidelerinin itibarını sarsıp, kadın simsarı, para cambazı göstermek de vardı o planların içinde, başörtülülerin alnına "Fadime-Emire" damgası vurmak da!... O yüzden, öğrenci evlerine silah koyup, Alevilerle ilgili dokümanlar koyup, baskınlarla ortaya çıkartarak bir silahlı örgüt icat etme, Aleviler ile "Gönüllüler Hareketini" çarpıştırma planlarına kimse şaşırmıyor. Çünkü bizler, tıpkı Bush yönetiminin "Nükleer silah var." iddiasıyla Irak'a girdiği gibi, "Uzun namlulu silah var." iddiasıyla jandarmayı kız yurduna sokup, yurdu didik didik edenleri gördük. Yurttan bir çakı bile çıkmadı. Zaten maksat tedirgin etmekti. Tam tersi oldu. Artan ilgiden dolayı yurtlar ihtiyaca cevap veremez hale geldi. Tıpkı dindarı, ateisti, hatta Kemalisti ile herkesin "Bitirme Planı"nın karşısına dikildiği gibi. İşte bizim milletimiz budur. Bu milleti hiç kimse kalbindeki asker sevgisiyle imtihan etmesin. Çünkü bu millet, asker sevgisiyle o elbiseyi istismar edenleri birbirinden ayırmayı çok iyi bilir...

Ne garip ki, o komutan, asılsız ihbarla kız yurdunda uzun namlulu silah arayadursun, PKK haftalarca süren bir çalışmayla doçkaları katırların sırtında sınırdan içeri sokuyordu. Mehmetçik bunu istihbar edip, baskın yapacaklar diye merkeze haber üstüne haber çekiyordu. Buna rağmen PKK elini kolunu sallaya sallaya baskını yapıyor ve Ankara'da bir ekip, bu baskının üzerinden Hava Kuvvetleri komutanının kellesini almak üzere hemen harekete geçiyordu!

Netice: Ergenekon sanıklarının savunmalarını tamamen "askere operasyon yapılıyor" mantığı üzerine kurup, kendilerini TSK ile özdeşleştirdiği bir zamanda... Danıştay cinayetini işleyen Alparslan Arslan'a mahkeme başkanı soru yöneltirken, Doğu Perinçek'in oturduğu yerden fırlayıp, "Her şeyin böyle ulu orta konuşulmasından endişe ediyorum!" dediği günlerde... Ergenekon sanıklarına selamlar yollayan muhalefetin alabildiğine sertleştiği ve "demokratik açılımın" bir çuval gibi hükümetin kafasına geçirilerek, Ergenekon sanıklarının kahraman ilan edileceği beklenirken... Bir de bakıyoruz ki, mahyalarda "Ordumuza şükran borçluyuz" yazıyor!

Kalbim acıyor. Çünkü bir zamanlar Tayyip Bey'in okuduğu "Kubbeler miğfer, Minareler süngü..." mısraları geliyor aklıma.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum