1. YAZARLAR

  2. Nusret Çiçek

  3. Birinin emrinde, diğerinin keyfinde mahkeme olmaz
Nusret Çiçek

Nusret Çiçek

Yazarın Tüm Yazıları >

Birinin emrinde, diğerinin keyfinde mahkeme olmaz

A+A-

Askeri mahkemelerin hakim ve savcıları komutanlarının emrinde... Doğru. Siviller de HSYK’nın emrinde.

O da doğru.

O zaman neyi tartışıyoruz?

Hakim bağımsız, bağlantısız, korkusuz olacak. Tamam da bu aşamada var mı öylesi bir teminat?.. Hakimler görevlerini yaparken korkmuyorlar mı zannediyorsunuz?

Yok geçici görev, yok tayin, yok müfettişler...

Bunları kurul yapsa ne olur, amir yapsa ne olur? Sonuçta aynı kapıya çıkmıyor mu?

Devletçiliğin en katı uygulandığı yerlerden birisi de bana göre yargıdır.

Devlet gücünü göstermek için nasıl görünüyorum diye yargının aynası ile yüzüne bakar.

O yüzden, Yassıada cinayetlerine bakın, orada yargı vardır; İstiklal Mahkemeleri’nin katılığına bakın, orada da yargı vardır. Aslında kendi değil, adı vardır...

Resmi ideolojinin devlet eli sürekli yargının ensesinde.

HSYK’nın yüksek mahkemelere üye seçimi için yaptığı uygulamalara bakın bakalım, aynı görüşü taşıyanlar seçilme sonrasında bir araya nasıl toplanıyorlar?

İmtihanı mı kazandılar, kuradan mı çıktılar, tartışmasız kariyerleri mi var?

Hayır...

Sadece seçildiler...

O zaman bu seçilmenin ayarı ne?

Arkadaş, dost-ahbap ve de ideoloji beraberliği dışında hangi hukuki kriterler baz alınıyor ki seçim sonrası aynı renktekiler bir araya gelmiş oluyor?

Bu ilkesiz uygulamanın adı resmen “kadrolaşmadır...”

Sonuçta “sizin mahkeme” ile “bizim mahkeme” olacaksa, askeri mahkemelerin suçu ne? Yetkilerini kısıtlama yerine varsın onlar da “askerin mahkemesi” olarak kalsınlar...

İsterseniz olayı yeni gündem maddesi olan Dursun Çiçek’ten açalım...

Köşe kapmaca oynanıyor sanki...

Askeri yargı “takipsizlik” kararı verdi, sivil mahkeme tutukladı.

Hangisi doğru?

Vatandaş haklı olarak soruyor, madem takipsizlik kararı verildi, adam neden tutuklandı; madem tutuklandı, kısa bir süre sonra niçin bırakıldı?

Devletçilikte bu tip işler olamaz mı?

Olur da(!), ülke gündemine “bizim mahkeme” lafları düşünce soru işaretleri oradan takılıyor vatandaşın kafasına. “Salıverme olayı acaba bizim mahkemeye mi düştü?!.”

Her neyse...

Anladığım, rejimin sivilleşmesini CHP ile MHP istemiyor...

İsteseler kısa bir zaman zarfında görüş değiştirmezlerdi.

Görüştüler, anlaştılar, parmak kaldırdılar, sonra da “Kandırıldık” dediler.

Bu palavrayı yutalım mı?

Beyim, sizde öyle kandırılacak göz var mı?

Mertçe “Bir yerlerden gelen talimatla çark etmek zorunda kaldık” desenize.

Bana göre iktidarın büyük bir cesaretle ele aldığı yasayı muhalefetle de uzlaşarak Meclis’ten çıkarması taktir edilecek bir olay. Hatta şu ana kadar yapılmasında geç kalındı bile... Umarım, aynı cesareti sivil anayasa değişikliği için de gösterirler...

Asıl CHP “Geceyarısı Ekspresi” ile savunuyor kendisini...

Acayip, tuhaf...

Demezler mi “Kandıralı sen de dur!..”

Cumhuriyet tarihini alın okuyun, CHP ülkeyi tarihi karanlıklara gömen yazının değiştirmesinden tutun da, Hilafet makamının odacısına varıncaya kadar yurt dışına sürülmesine ait tüm dayatmacı yasaları hep geceyarısı ekspresle çıkartmıştır.

27 Mayıs, İstiklal Mahkemeleri, Takrir-i Sükûn kanunu, ezanın Türkçe okunması birer geceyarısı ekspresi değil midir?

Bu ülke gerçekten tutuculuktan kurtulacaksa, veya Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki imzasına sadık kalacaksa, bu tip yararlı değişiklikleri, ekspreslere bindirmeden cesaretle yapmak zorundadır. Hatta, muhalefet istese de istemese de yapmak zorundadır...

Zinanın suç olmaktan çıkarılmasına parmak kaldıran muhalefetin efendileri, darbe heveslisi askeri şahısların sivil mahkemede yargılanmasına sıra gelince “kandırılma” numaralarına yatıyorlar.

Garipler kandırılmışlar!..

Doğrudur, Erdoğan amcaları gece yarısı ellerine kandil şekeri vermiş olacak ki onlar da parmak kaldırdılar! Değilse, kaldırmayacaklarmış!

Bu mantığa “ohaa..!” dersek ayıp mı olur?

Artık yüze yüze bu devranın kuyruğuna kadar gelindi: Şimdi iki seçenek kaldı önümüzde; ya kuyruk kopacak ya da kıyamet... Bekleyelim, göreceğiz...

(*) Emekli Hakim

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT