1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kamış

  3. Birinci tehdit cuntacılık
Mehmet Kamış

Mehmet Kamış

Yazarın Tüm Yazıları >

Birinci tehdit cuntacılık

A+A-

CHP Grup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun ODTÜ Mezunları Derneği'nde yaptığı konuşmada, "Türkiye'de sol sorunu var. Halktan ve sendikalardan koptu. Türkiye'de CHP dışındaki sol öldü.'' demesi üzerine Milliyet Gazetesi yeni tartışmayı başlattı.

Kılıçdaroğlu'nun sözlerini neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Evet, sol halktan ve sendikalardan koptu, statükonun kucağına gitti. Askerden yana, özgürlüklerin kısıtlanmasından yana, AB karşıtı bir sol parti sanıyorum sadece Türkiye'de vardır. Ulusalcı söylemleri nedeniyle dışarıdan şoven bir parti olarak algılanması bile şaşırtıcı değil. CHP, cuntalara çanak tutarak devlet ile toplumun barışmasının karşısında bilerek duruyor.

Osmanlı yıkıldıktan sonra çizilen yeni Ortadoğu haritasında adı konulmamış bir uyumsuzluk yasasının var olduğunu görüyoruz. Yeni kurulan onlarca devlette toplum ile yönetici kesimin uyumsuz olmasına azami dikkat edildiği çok açık biçimde fark ediliyor. Osmanlı'dan arta kalan hiçbir ülkede devlet ile toplumun uyum içinde olduğunu göremezsiniz. Neredeyse bütün ülkelerde yönetim, toplumu düşman olarak gören bir azınlığın ya da bir zümrenin elindedir. Bu durum Mısır'dan Cezayir'e, Suriye'den Ürdün'e kadar hep böyledir.

Türkiye'de toplumun devlet idaresinde söz sahibi olma girişimleri, herhangi bir gerekçe bulunarak hep engellenmiştir. Bütün ihtilallerin, askerî darbelerin, cunta yapılanmalarının altında Ortadoğu'daki uyumsuzluk yasasına uygun olarak toplumu devlet yönetimine yanaştırmama anlayışı vardır. Bunları büyük bir komplo teorisi olsun diye söylemiyorum. 'Darbe yapanların, cunta oluşumları içine girenlerin hepsinin aklında bu uyumsuzluk yasasına göre hareket etme var' iddiasında da değilim. Ama büyük fotoğrafa baktığınızda bütün yolların buraya çıktığını görürsünüz.

Bugün Türkiye'deki en büyük tehlike, en büyük tehdit cuntacılıktır. Bölücülük dahil birçok iç tehdidi besleyen, büyüten, yaşamasına zemin hazırlayan şey budur. Cuntacılık sadece askerî bir konu değildir şüphesiz. Cunta derken TSK'yı kastetmiyorum. Türkiye'nin problemi; ordudan çok ordunun itibarını kullanan, onun içinde var olmaya çalışan bir gruptur.

İlhan Selçuk, Hikmet Çetinkaya'ya geçenlerde ne demişti, bir hatırlayalım: "Yahu Hikmet, şu irtica işini biraz abarttık mı ne? Ben Türkiye'de bir din devleti kurulacağına inanmıyorum artık. Bunu yılbaşı gecesi televizyon izlerken bir kez daha anladım." Selçuk'un bile inanmadığı irtica tehdidine artık kimse inanmıyor. Yani toplumun devleti yönetmesine müdahale etmek için irtica inandırıcı bir gerekçe değil. Yeni gerekçeler, yeni versiyonlar geliştirip, teröre olabildiğince su verip Türkiye'yi yönetilmez bir ülke haline getirmek ve toplumun devlet yönetiminde söz sahibi olma girişimini bir kere daha püskürtmek için sürekli cuntalar oluşturuluyor. Nihayetinde bütün bu olanlar, Ortadoğu'nun uyumsuzluk yasasının varlığının devam etmesine yol açıyor. Bugüne kadar yaşadıklarımızdan anlıyoruz ki Türkiye için birinci tehdit cuntacılıktır. Ülke, cuntalardan ve bu anlayıştan kurtulduğu zaman içeride ve dışarıda birçok sıkıntı da kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT