Birden niye konuşmuyor?

18.05.2011 02:24

Ali İhsan Karahasanoğlu

17 Mayıs 2006’da, Danıştay’da bir “silahlı baskın” gerçekleştiriliyor..

Cinayetin işlendiği yılın birinci senei devriyesinde, Sumru Çörtoğlu hanım, Danıştay Başkanı..
Yıldönümünde, o yapıyor açıklamayı..
Failleri tespit etmiş, yargılamasını bitirmiş, hükmünü ilan etmiş bir eda ile “Bu olay, Cumhuriyetle barışık olmayan, laik devlet düzenini özümsemeyen ve ülkemizin temel kurum ve kuruluşlarını hedef alan zihniyete karşı her zaman dikkatli olunması gerektiğini en acı bir şekilde bize hatırlatmıştır” diyor Çörtoğlu..
Ve devam ediyor: “Halen Adliye Mahkemesi’nde devam eden yargılama sürecini ilgi ile takip edip, duruşmalara izleyici olarak katılan meslek mensuplarımızın, hakim ve savcılarımızın, ve idari personelimizin sahiplenme duygusunu, Danıştayımız için güven ve kurum bilinci açısından önemli görüyor, aynı ilginin basın ve yayın kuruluşları tarafından da devamlılık arz edecek şekilde gösterilmesini bekliyoruz.”
Çörtoğlu’nun, davayı takip eden meslektaşları ile ilgili bu övgüsü, cinayetin “türban” sebebi ile işlendiği döneme ait.
Ne zaman ki dava Ergenekon ile birleşti, Çörtoğlu’nun meslektaşları, bir anda kayıplara karıştılar..
Ve 2008 yılı 17 Mayıs yıldönümünde, Sumru Hanım emekli olmuştu artık..
Yeni başkan da henüz seçilmediği için, Danıştay Başkan Vekili Gönül Önbilgin yapıyor yıldönümü açıklamasını..
Önbilgin, “Herhangi bir gerekçeyle yargı kararlarını kendi siyasi çıkarlarına uygun bulmayan kişi ve kuruluşlar basın özgürlüğü, düşünce açıklama özgürlüğü adı altında gerek yazılı, gerekse görsel basında yargı kararları hakkında eleştiri yaparken, sınırsız ve ölçüsüz beyanda bulunmuşlar, halen de bulunmaktadırlar” diyerek, hem hükümete, hem de muhalif basına çatıyordu..
Ve 28 Mayıs 2008'de, Danıştay Başkanı koltuğunda, Mustafa Birden oturuyor..
Ve 17 Mayıs’ın üçüncü yıldönümünde, Danıştay Başkanlığı koltuğunda Mustafa Birden’in oturması bir başka anlam daha içeriyordu..
Kendisi; o sinsi cinayetin işlendiği sırada, 2. Daire’nin Başkanı idi.. İddialara göre, esas hedef o idi. Ama Mustafa Yücel Özbilgin öldü..
Dolayısıyla; cinayetin 3. yıldönümünde sayın Birden’in yapacağı açıklama, dört gözle bekleniyordu..
Olayın birebir içinde yaşayan isim, cinayetin üzerinden laiklik propagandasına soyunanlardan farklı bir şeyler söyleyecek miydi acaba?
Öyle ya.. Cinayetin türban kararı sebebi ile değil, derin devlet tarafından işlendiği iddiası, artık yargı kararlarında ciddi olarak ifade edilmeye başlanmıştı..
Ama o ne?
Biz Mustafa Birden’i beklerken, onun yerine 5. Daire Başkanı Salih Er çıkıyor kürsüye..
Niye acaba?
Mustafa Bey’in bildikleri var, kamuoyu önünde o bildiklerini açıklayamamanın ezikliği içinde, kendini kenara mı çekiyor acaba?
Salih Bey’in söylediklerini dinliyoruz ve şaşkınlığımız iyice artıyor..
Salih Bey; cinayetin sebebini, şöyle açıklıyor konuşmasında: “Türkiye’de türban sorunu yokken, bu konuyu kaşıya kaşıya günümüze taşıyanlar, bu saldırı karşısında bu gün de düşünmelidirler.”
Salih Bey de, önceki yıllarda yıldönümü konuşmasını yapanlar gibi, yargılamayı yapıp çoktan bitirmiş.. Hükmünü vermiş..
Cinayetin türban için mi, yoksa hükümeti alaşağı etmek için mi işlendiği, mahkemede araştırılıyor ama.. Salih Bey için bu araştırma önemsiz..
Ve Danıştay Başkanı Mustafa Birden, yaşananlara sessiz..
Geliyoruz dördüncü yıla..
Mustafa Birden’i mi bekliyorsunuz?
Hiç beklemeyin..
O büyük cinayetin şifrelerini, hâlâ açıklama cesaretini gösteremiyor Birden..
Onun yerine bu sefer de, 7. Daire Başkanı Turgut Candan çıkıyor kürsüye..
O da kendi kafasında yargılamasını yapıp bitirmiş. Şöyle açıklıyor hükmünü: “O başlık atılmamış olsaydı (Vakit gazetesinin ‘İşte o üyeler’ başlığını kastediyor); amaçları ne olursa olsun, saldırganlar, eylemlerine uygun ortam bulabilirler miydi? Ve, sen sevgili Mustafa, şimdi hayatta ve aramızda olmaz mıydın?”
Ve dünkü yıldönümü..
17 Mayıs 2006’daki saldırının esas hedefi olarak ismi geçen Mustafa Birden, bir hafta sonra emekli olacak. Başkanlık koltuğunda oturduğu sonuncu yıldönümünde yine yok.
Onun yerine, 5. Daire Başkanı Mustafa Behiç Kılıçhan çıkıyor kürsüye ve şöyle diyor: “Aile büyüklerimizden duyardık; ölmüşler için ‘O şimdi gerçek alemde, her şeyi biliyor’ derlerdi. Gerçekten öyleyse, M. Yücel Özbilgin de şimdi herşeyi görüp biliyorsa, kendisine sıkılan kurşunların sebebini, varsa arkasındaki azmettiricileri, ya da iddia edildiği gibiyse çeteyi biliyordur.”
5. yılın sonunda, “türban cinayeti”nden, “iddia edildiği gibiyse çete” ihtimaline geldik.. Cinayetin görgü tanığı, esas hedef olduğu ileri sürülen Mustafa Birden ise, yine konuşmadı.. Yine bildiklerini açıklamadı!

YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim