1. YAZARLAR

  2. Mehmet Metiner

  3. Bir utanca tutulan ayna
Mehmet Metiner

Mehmet Metiner

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir utanca tutulan ayna

A+A-

Bugünkü köşemi bundan tam 14 yıl önce Merve Kavakçı'ya dair söylenen kimi sözlere bırakmak istiyorum.

Tabii arada küçük yorumlarımla birlikte.

Eminim ki bu sözleri okuduğunuzda pek çoğunuz 'vay be!' diyeceksiniz.

KİM NE DEDİ?

Oktay Ekşi (O tarihte Hürriyet başyazarıydı, şimdi CHP milletvekili): 'Merve olayı, devlete yönelik bireysel bir başkaldırı teşebbüsü ile kendi felsefesinden ve kimliğinden fedakarlık yapmamaya kararlı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasındaki son raundu bekliyor. Merve kızımız, kiminle dans ettiğini o zaman öğrenecek.'

(Ekşi AK Partili vekillerin başörtüleriyle Meclis'e girmeleri konusunda henüz bir yorum yapmadı, ama partisi olayı protesto etmedi.)

Tufan Türenç: 'Türban olayının bir tek amacı vardı, o da devlete meydan okumaktı. Ondan sonraki hedef ise laik ve demokratik cumhuriyeti yıkıp yerine bir İslam cumhuriyeti kurmaktı.'

(Türenç bugün de aynı yerde duruyor yaptığı yorumlarla.)

Ertuğrul Özkök (O tarihte Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni'ydi, şimdi ise yazarı): '(Ecevit) İspanya Meclisi'ni basan askerlerin önüne çıkan o meclis başkanı gibi. Meclis'i basan bir zihniyetin karşısına dikildi. Ecevit'in bu çıkışının ve orada yaptığı konuşmanın ne kadar tarihi bir öneme sahip olduğunu, o gece o konuşmanın Türkiye'de neleri önlediğini tarih yazacak. Merve Hanım'ın çocuklarını almak için gittiği okulda küçücük öğrencilerden aldığı dersler, bu haddini bildirme sürecinin ilk işaretleridir.'

(Özkök bugün tam tersini söylüyor. İşte sözleri: 'Sanmayın ki, banal bir 'laliklik elden gidiyor...' tartışması açacağım. Sanmayın ki, 'Cumhuriyet'in kazanımları elden gidiyor...' diye feryat edeceğim. Hayır... Kaç kere yazdım, kaç televizyon programında söyledim. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne başı örtülü kadın milletvekili girebilir. Girebilir demek bile yanlış, girmelidir... Böyle bir konuda laiklik tartışması açmakla aramda yüzyıllar var.' (Bkz.Hürriyet, 1 Kasım 2013) Bravo Özkök, bravo! Arandaki yüzyıllık farkı bilmem ama 14 yıllık farkı hatırlatayım istedim. Belki döner bir özeleştiri yaparsın, bir özür dileme erdemliliğinde bulunursun diye.)

Enis Berberoğlu (O tarihte Hürriyet'in Ankara temsilcisiydi, şimdi ise genel yayın yönetmeni): 'DSP'nin milliyetçi Meclis'te tek başına sergilediği tutum, bize göre de doğrudur: Türbanlı Merve dışarı!'

(Ne yalan söyleyeyim, o gün bu sözlerin Berberoğlu tarafından söylendiğini bilmiyordum. Okuduğumda çok şaşırdım. Merak ediyorum, sevgili Berberoğlu, bugün acaba ne düşünüyor? Şayet o günkü sözlerinden utanç duyuyorsa bir özeleştiri eşliğinde yapacağı özür kendisine çok yakışır doğrusu.)

Ferai Tınç (O tarihte Hürriyet yazarıydı): 'TBMM'nin koşullarını hiç sayarak, kendi doğrusunu zorla dayatmaya kalkıştı. TBMM'nin toplumsal uzlaşmayı yansıtan eğilim ve uygulamalarına omuz silkerek, milletin Meclis'ine sızmaya çalıştı.)

(Yoruma bakar mısınız: Milletin Meclis'ine sızmaya çalıştı! Sanki bir işgalci, sanki bir düşman varmış karşısında gibi konuşan Tınç'ın ağzından düşürmediği demokrasinin ne menem bir şey olduğunu doğrusu bugün bilmek isterim. Yaşam tarzlarına müdahaleyi AK Parti üzerinden bir retoriğe dönüştüren Tınç gibilerin başı örtülü vatandaşları nasıl bir işgal ordusunun askeri gibi gördüklerinin utanç belgesi hükmündedir bu sözler. Başkasının kılıf kıyafetini bile düşmanlık nedeni sayan bir zihniyetin AK Parti üzerinden getirdiği bu retoriğin inandırıcılığı ve itibarı işte böyle yerlerde sürünüyor.)

Fatih Altaylı (O tarihte Hürriyet yazarıydı, şimdi Haber Türk gazetesinin genel yayın yönetmeni): 'Kavakçı'nın Meclis'teki eyleminin, Türkiye Cumhuriyeti'ne bir meydan okuma olduğu açık. Benim anladığım kadarıyla Kavakçı suç işliyor. O zaman hakkında dava açılmalı. Ne zaman adam oluruz? TBMM, Merve-Nazlı Ilıcak gibilerden temizlendiği zaman.'

(Sevgili Altaylı'nın bugün ne dediğini meraklılarına bırakıyorum. Çünkü fi tarihinde kendi programında şahsıma yaptığı bir saygısızlıktan ötürü kendisiyle tartışıp programını terk ettiğim için sözlerimin yanlış anlaşılmasını istemem. Ama kendisiyle hesaplaşmak konusunda yürekli olduğuna inandığım Altaylı'nın da o günkü sözlerinden dolayı özür borcu var.)

Ruhat Mengi: Türkiye, onların TBMM çatısı altında bulunmaya layık olmadıklarına inandı.'

(Sevsinler sizin demokratlığınızı! Hala aynı yerde duruyor olmak bir ilkesellik olabilir, ama demokratlık asla! Her seferinde AK Parti'nin yaşam tarzlarına müdahale ettiğini diline pelesenk eden bir zihniyetin başka yaşam tarzlarına karşı asıl nasıl bir horgörü ve düşmanlık içinde olduğunun belgesidir bu sözler.)

Can Ataklı (CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı, candaş gazeteci): 'Gerçekten bir ajan provokatör olan Merve Kavakçı, Meclis'teki tüm partilerin gafletinden yararlanarak, çağdaş ve laik Türkiye'yi yaralayan eylemini gerçekleştirdi. (...) Buna neden olan tüm siyasi partileri kınamak gerek.'

(Bugünkü CHP'yi kına da göreyim senin cesaretini! Hadi Can susma!)

Hasan Cemal: Merve Kavakçı, Fazilet milletvekili. Daha Meclis'in ilk gününde türbanıyla meydan okudu. Bunalım kışkırtıcılığı yaptı.'

(İşte bu da bizim Hasan abimiz! AK Parti düşmanlığını bugün varlık nedeni haline dönüştüren Hasan abimize geçmişteki hukukumuz dolayısıyla söz söylemeyi şimdilik bir yana bırakıyorum. Belki kendini yeniden kendisi yazar.)

İsmet Berkan'ın, Fikret Bila'nın, Güneri Civaoğlu'nun, Zülfü Livaneli'nin ve Güngör Mengi gibilerin yazdıkları orada arşivde duruyor.

Bugün farklı düşünen herkesin bir özür borcu yok mu sizce de?

YENİ ŞAFAK

 

YAZIYA YORUM KAT