Bir türün yok oluşu

22.01.2010 08:05

Gülay Göktürk

İnanılacak gibi değil hakikaten.

Bir değil, üç değil, beş değil...

29 general ve 133 subay birlikte oturup planlamışlar, konuşmuşlar Balyoz dedikleri toplu katliam planlarını.

Sıradan subaylar değil, seçkin kurmaylar, gözbebeğimizin gözbebekleri (!) bu toplananlar. Yüzlercesi hep birlikte oturup beyin fırtınası yapmış: Hangi cuma hangi caminin bombalanacağını, tahrip kalıbı nereye konursa daha çok zayiat verdirilebileceğini, sokak çatışmalarında mümkün olduğu kadar çok kan dökülmesi için izlenecek taktikleri, kahraman pilotumuzun yanında uçan arkadaşını nasıl düşüreceğini filan konuşmuşlar.

Ben size bir şey söyleyeyim mi: Dünyada hiçbir gizli suç örgütü bu kadar küstah olmamıştı. Dudak uçuklatacak katliam planlarını yüzlerce kişinin katıldığı toplantılarda tartışan bir terör örgütü hatırlamıyorum ben. (Ayrıca bu kadar gaddarını da hatırlamıyorum. PKK bile bu kadar acımasız kitle katliamları planlamadı şimdiye kadar. Tersine, sivil zayiatın yüksek olmasından rahatsızlık duydu; minimumda tutmak için gayret gösterdi.)

Peki nereden geliyor bu küstahlık?

Konu belki de artık hukukun, siyasetin, toplum bilimin alanından antropolojinin alanına doğru kayıyor. Türler'in yok oluş süreci ile ilgili bir durumla karşı karşıyayız: Organizmayı çevresi içinde fonksiyonel ve uyumlu olarak tutan, böylece varlığını sürdürmesini sağlayan sayısız içgüdü ve refleksinden bir ya da birkaçının çökmesi, işlemez hale gelmesi sonucu yok oluşun gerçekleşmesi... Mesela besin zinciri içindeki yerini kaybetmesi, iklim değişiklikleri karşısında adaptasyon yetisi gibi şeyler.

Bizim darbeci paşa türümüz sanırım böyle bir refleks kaybı ve içgüdü güdükleşmesi sonucu yok oluşa doğru gidiyor. Besin zinciri içinde var oluşunu borçlu olduğu saldırganlığının gereği olan tedbirli olma içgüdüsü zaman içinde bütünüyle yok olmuş, erimiş. O kadar ki ne yapsa yanına kâr kalışının doğal sonucu olarak, sinerek, saklanarak, gizliden gizliye, ansızın ve hınzırca saldırma, hedefini gafil avlama gibi temel kuralları toptan bir kenara bırakmış. Hedefinin üstüne salkım saçak, ya Allah deyip atılabileceğini sanıyor.

Aslında türün yok oluşunun kesin kanıtı olan bu durum çoğu insana bu kadarı da olamaz, bütün bunlar gerçek olamaz, tertiptir, yalandır, düzmecedir, dedirtiyor.

Böyle diyenlere hak vermemek kolay değil doğrusu. Hangimiz bugüne kadar doğadan bir türün silinişine bu kadar yakından, bu kadar günü gününe tanık olduk ki...

X x x

Evet, bu türün bu iklim koşullarında artık yaşamasına imkân yok... Yok olacak, gidecek...

Ama yok oluşu kendi haline bırakmanın çok uzun ve acılı bir süreç olacağını görüyoruz. Darbeci general türü yok oluşunu geciktirmek için bütün silahlarını kuşanmış, canını dişine takmış üstümüze saldırıyor.

Artık birilerinin bu yok oluşun mümkün olduğu kadar az zayiatla, az acıyla yaşanması için yapılabilecek şeyleri hiç gecikmeden devreye sokması gerekiyor.

Ordu içine dal budak salmış bu terör örgütünün her 30 Ağustos'ta parça parça emekli ola ola temizlenmesini mi bekleyeceğiz? İçeride kalanların her yenilgiden sonra, yılmayıp yeni katliam ve iç savaş planları yapmalarına seyirci mi kalacağız? Bu terör örgütünü bunca senedir yaşatan, koruyup kollayan, besleyen geleneği, zihniyeti ve mekanizmaları temizlemek üzere hâlâ harekete geçmeyecek miyiz?

Bakın Genelkurmay nasıl açıklamış Balyoz Harekâtı'nı:

"Söz konusu Plan Semineri, Genelkurmay Başkanlığı 2003-2006 yılları Tatbikatlar Programı'nda bulunmaktadır. (...) Plan Semineri, giderek tırmanan bir gerginlik dönemini kapsayan bir senaryo içerisinde uygulanmıştır."

Yani, biz de biliyorduk o toplantıyı diyor. Sıkıyönetim getirmek ardından da darbe yapmak için katliam ve iç savaş kışkırtıcılığı planlanması bizim bilgimiz ve iznimiz dahilinde yapıldı diyor.

Eğer bu hükümet, bu parlamento, bu halk, bu akıl almaz açıklamayı da sineye çekerse yapacak bir şey yok. Çünkü o zaman bu ülke demokrasiyi hak etmiyor demektir.

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim