Bir şeyler yapmalı

04.03.2008 11:49

Nuray Mert

Bu böyle gitmeyecek, sahiden bir şeyler yapmalı. Umutlarımızı hangi taraftan kaç kişi öldü, bulunduğumuz tarafa göre, kimin 'burnu sürtü'ldüye mi bağlayacağız? Bundan barış çıkar mı? En kötüsü artık 'barış' lafının bir anlamı kaldı mı?
Kürt meselesinden bahsediyorum. Artık söylenmedik şey kaldı mı? Aslında kaldı, daha doğrusu sahici anlamda söylenmedik o kadar
çok şey kaldı ki. O halde ya onları söyleme cesareti göstereceğiz, ya da bu hep böyle gidecek, gittiği yere kadar tabii. Ama belli ki o yer iyi bir yer değil.
Önce arazi temizliği yapmalı. Taraflar kim? Devlet ve 'Kürt halkı' mı, 'bölge insanı' mı? Türkler ve Kürtler mi? Kim neyi temsil ediyor? Türklerin temsilcisi devlet mi, Kürtlerinki PKK mı, DTP mi, farklı partilere dağılmış Kürt eşrafı veya siyasete yeni katılanları mı? Türklerin hepsi resmi siyaseti benimser mi, Kürtlerin hepsi benzer şeyler mi ister, özler? Bunları çok konuştuk, konuşamadıklarımızı çok fısıldaştık. Söylemediklerimiz şunlar; tüm karmaşıklığa ve farklılıklara rağmen Türklerin çoğu resmi devlet politikalarını çok da haksız bulmuyor, Kürtlerin ne istediğini tam da bilmiyor, bazıları neden eline silah alıp dağa çıkıyor anlamıyor. Anlamadıkça kızıyor, bileniyor.
Türklerin arasından 'demokrat', 'aydın' diye çıkıp, güya ara bulmaya çalışanlardan hayır yok, kendimi de katayım, her şeyden önce kredimiz bitti. Değil mi ki, yıllar yılı, Kürtlerin 'demokratik hak', 'barış' dedikleri her şeyin ardında silah gölgesi olduğunu şu veya bu sebeple görmezden geldik. Sakladıkça, görmezden geldikçe tükenecek sananımız oldu,
zaten suçlayan çok lafını edersek Kürtlerin üzerine daha da çok abanırlar diye sakınanımız oldu, düşünce konforunu bozmak istemeyenimiz oldu, demokratlık kisvemize ters düşer diye çekinenimiz oldu, Avrupalı dostların nezdinde kötü Türklerden biri diye yaftalanmaktan korkanımız oldu.
Ne olduysa oldu, tüm kredimizi hemen hemen tükettik. Halkımız entelektüel sevmiyor diye şikâyet edeceğine kredimizi nasıl tükettik diye düşünsek daha iyi olur. Nasılsa askere gönderip, cenaze olarak geri aldığımız çocuğumuz yok, öyle olunca konferans barışcısı olmak çok kolay. Aslında tam da böyle olduğu için, bizim gibilerin dağa çıkıp, yitip giden çocuğu olanları da gerçekten anlaması zor. Barış olabilecekse, her iki taraftan da çocuğunun, kardeşinin, kocasının canının derdine düşenlerin birbirini anlaması, her şeyden önce birbiriyle konuşmasının yolunu bulmakla olacak. Yoksa, taraflar 'Gösteririz onlara', '1000 yıl geçse de davadan dönmeyeceğiz' kafasıyla bilenmeye devam edecek. Bu gidiş, siyaset sahnesinde de, 'ABD bize vize verdi, bakalım şimdi ne yapacaksınız', 'Yok, bakın nasıl dur dedi, buraya kadardı' hesapları üzerinden bir meçhule sürüklenecek.
Ya, kaderimizi ABD başta olmak üzere dünyanın efendilerinin 'git' veya 'dur' demesine bağlayacağız, birbirimizi öldürmeye, gözünü oymaya, en hafifi laf geçirmeye devam edeceğiz, buna siyaset diyeceğiz.
Ya kaderimizi mümkün mertebe elimize almaya azmedip, sahiden konuşmaya başlayacağız. Mesela, 'Sahiden neden çıkıyorsunuz/çıkıyorlar dağa?' diye soracağız, ama onun ardından bir sürü soru da geliyor, 'Okullarda Kürtçe ders olsun diye mi?, 'Binlerce yıllık medeniyet yeniden şahlansın
masalına gerçekten inanıyor musunuz?' 'Neden herkesin devleti var da Kürtlerin olmasın, olunca da şöyle tüm bölgeyi kapsasın?' peşinde misiniz?
Bizden ne bekliyorsunuz, 'ÖNCE kültürel haklar', peki sonra? Yollarımız nerede buluşup, ayrılacak?
Bir aldatma üzerine hakiki dostluk, barış adına ortak mücadele olur mu? Ne anlatalım Türkiye halkına, sizi düşman belletenlere karşı? Türkiye
halkı, Kürtler için 'faydalı salak' olarak gördüğü insanlara inanır mı sanıyorsunuz?
Ne olursa olsun, 'Kardeşim sen Türk'sen o da Kürt, dili var, kültürü var, ensesinde korkuyla yaşamak istemiyor haksız mı?' demekte ısrar edenler çoğalmalı, bu ülkede yaşayan Kürtler, onların desteğini daha çok hissetmeli. Ama, kendimizi kandırmayalım, tüm bu sorular ve kuşkular havada asılı kaldıkça inanın çoğalmayıp azalacaklar.

Radikal

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim