1. YAZARLAR

  2. MURAT AYDOĞDU

  3. Bir Ruh, Bir Rüzgar
MURAT AYDOĞDU

MURAT AYDOĞDU

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Ruh, Bir Rüzgar

A+A-

Bu Ruh*1, atalette kalmış bir toplumun, ne yapacağını bilmez kalabalıklarına uyarıdır. Bu Ruh, kaynakları kirlenmiş inananların, özüne dönme çabası, kurumsal ve metotsal tartışmalarla kendilerini tüketenlere bir davet, bilenlere bir hatırlatma, yaşayanlarla ve yaşatanlarla birliktelik ve devinimdir.

Bizim için her şey, beşere ruh üflenmesi ile başladı. O ruhla duyduk, gördük ve anladık. Kainat bize boyun eğdi. Onun rüzgarı ile yol aldık. Ondan uzaklaştıkça da, ruhsuz memleketlerin ruhsuz sokaklarında, birbirimize düşman ve yaratıkların en sefili olduk.

"Onu düzenlediğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secdeye kapanın!" (15 Hicr/29)

" …Birbirinize düşman olarak yeryüzün inin." (7 Araf/23-24)

Abdullah b. Mesud,  Mekke müşriklerine açıktan haykırırken o rüzgardan güç alır(2).

Gazze’deki haykırışta da aynı heyecan vardır:

“Bir ruh, bir dem nefdike ya Aksa / Bu ruh, bu can sana feda ey Aksa.”

Ruh Kitaptır.

Asırlar boyu,  Ruhu’l Kudüs  Ruh’u getirdi.

O Kur'an'ı hak olarak Rabbinden Ruhu'l-Kudüs indirmiştir." (16 Nahl/102)

“Sana emrimizden bir Ruh vahyettik” (42 Şura/52)

Ruh’u kaybedenler, Allah’ın Elçisinin şikayetidir.

"Ya Rabbi, kavmim, bu Kur'an'ı terk edilmiş bıraktılar" (25 Furkan/30)

 İnsan, O Ruhu nasıl terk eder: Tamamen bırakır, sırtını döner.

“Ve bu yüzden, Kuran okurken nefretle sırtlarını dönüp giderler.” (17 İsra/46)

Önemsemez gündemine almaz.

“Kıyamet günü zalim kişi… ‘Şeytan, beni Zikirden /Kur'an'dan saptırmış oldu’ diyecek.” (25 Furkan/27-29)

Anlamını bilmeden okur, anlaşılmayacağını sanar.

“Kuran  inanmayanla, anlaşılmaz gelir. Onlar çok uzaklardan seslenilen gibidirler." (41 Fussilet/44)

Manasını saptırır, kelimelerin anlamını değiştirir.

“Kimileri var ki, kelimeleri saptırırlar ve dillerini eğip bükerler…” (4 Nisa/46)

Bir kısmını gizler.

“Siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Bunu yapanın cezâsı, dünyâ hayâtında rezil olmaktır” (2 Bakara/85)

Aklını kullanmadan okur.

“…Onların çoğunu, sözü işitir ve aklını kullanır mı sanıyorsun? .. hayvanlar gibidirler…” (25 Furkan/44)

Okuyup anlar, ama ona uymaz.

“Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? …”  (2 Bakara/44)

Ona ilave hükümler koyar, hükmünü değiştirir.

“Öyleleri vardır ki, dillerini Kitaba doğru eğip bükerler, siz onu Kitaptan sanasınız diye. Oysa o Kitaptan değildir. "Bu Allah katındandır" derler. Oysa o, Allah katından değildir…” (3 Ali İmran/78) 

Okunmasını sadece belli sınıflara bırakır.

“…Kur'an'ın kolayca okuyabileceğiniz kadarını okuyun…” (73 Müzemmil/20)

“Bilen bir toplum için ayetleri açıklanmış; arapça okunan bir Kitab'dır...” (3 Fussilet/41)

Onu, ortak söz kabul etmez.

“Allâh, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiş iken O'ndan başka bir hakem mi arayayım?” (6 Enam/114)

“Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir hatırlatma vardır.” (29 Ankebut/51)

“’Allâh'ın indirdiğine ve Elçiye gelin!’ denince, ikiyüzlülerin, senden uzaklaştıklarını görürsün.” (4 Nisa/61)

Kitabı terketmenin sonunda, geriye ruhsuz bir toplum kalır.

“Allah'a ve Elçisine itâ'at edin,  çekişmeyin, yoksa korkuya kapılırsınız, ruhunuz(3) gider…” (8 Enfal/46)

Allah ve Elçisi Kitabın ta kendisi, Ruhu’l Kudüs, insan Elçi ve Kitap, ruhun insana akışıdır.

Ruh arınmadır.

Ruh’a sahip olanlar, Mahfuz’dan başka bütün kaynakları onun ışığında sorgular.

“O Zikri/Kitabı biz indirdik ve O'nun koruyucusu da elbette biziz!” (15 Hicr/9)

“İnkâr edenlerden başkası, Allâh'ın âyetleri hakkında mücâdele etmez.” (40 Mümin/4)

“Sizin yanınızda olan tükenir, Allah'ın katında olan ise kalıcıdır.” (16 Nahl/96-102)

“…İşte teslim olanlar, artık onlar 'gerçeği ve doğruyu' araştırıp bulanlardır."  (72 Cin/14)

Ruh/Kuran, kendini korur ve her nesle yeni bir ruh verir. İnsanın sınavı, kusursuz kaynağı algılama, hakem sayma ve tabi olmadır. Onunla doğrulanmayan kaynaklar, zan, kaybolan ortak yanımız ve kayıp ruhumuzdur. Onunla doğrulanan kaynaklar bir örnek bir tecrübedir. Allah, saygı ile sorgulayanlara rahmetini döker, ruh verir.

“Allah, inanıp O'na dayananları, kendinden bir rahmetin ve lutfun içine sokar…” (4 Nisa/175)

“Size kendi nefislerinizden bir örnek verdi…” (30 Rum/28)

“…Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır.” (33 Ahzab/21)

Yakup (as) Ruh’a uyar, İblis onun Rab ile güreştiği iftirasını atar(4). İsa (as) beşikte Ruh ile desteklenir, İblis onu Allah’a nesep kılmaya kalkar(5). Muhammed (as) O Ruh’a tabi olur, İblis Elçiye ve Kitabına yapamadığı iftirayı, vefatından sonra uydurduklarıyla ihdas eder. Elçiler Rab ile güreşmez/güreşemez, ne eylemle, ne de söz ile. Tenzih ederim diyemeyen, ama ile başlayan ruhsuz yüzler, ruhsuz kelimelerle ağzını Kitaba eğip bükenler onu terk etmiştir.

“Kâfirlerin hoşuna gitmese de siz, dini yalnız Allah'a hâlis kılarak O'na çağırın. Dereceleri yükselten Arş'ın sahibi, 'toplanma ve buluşma' günü ile uyarıp korkutmak için, kendi emrinden olan ruhu kullarından dilediğine indirir.” (40 Mümin/14-16)

 “De ki: "Ben ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim.” (41 Fussilet/6)

“Yoksa onlar: "Muhammed Allah'a karşı yalan uydudu" mu diyorlar?” (42 Şura/24)

“Eğer Muhammed, bize karşı bazı sözleri uydursaydı, elbette onun kuvvetini alırdık.” (69 Hakka/44-45)

“De ki: "Ben elçilerden bir türedi değilim, Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum.” (46 Ahkaf/9)

“Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi. Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara meyledecektin”. (17 İsra/73-74)

 “Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini Kitaba doğru eğip bükerler, siz onu Kitaptan sanasınız diye. Oysa o Kitaptan değildir. "Bu Allah katındandır" derler. Oysa o, Allah katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylerler. (3 Ali İmran/78)

Ruh/Kuran, kaynaklarımızı temizler…

Ruh insanı ve topluluğu yenileyen dinamizmdir.

Bu Ruha sahip olanlar, bütün kurumsal yapıları ve metotlarını gözden geçirir, eleştiriye tabi tutar. Kurumsal yapılar ve metotlar pratik uygulamalardır, Kur’ani prensiplerden kaynaklansa da, döneme bağlı ve dönem şartlarından etkilenirler. Bu kurumsal yapılar ve metotlar insanlar gibidir, doğar ve yaşlanır, kendini Kuran’a göre yenileyip üretmezse yozlaşmanın çarkı ile öğütülür, ruhunu kaybeder ve ölürler. Gelenek kendini üretir, yeniler. Bu gün sizin söyledikleriniz yarın muhakkak ki, ya tahrif edilir, ya da noksanlıkları ile geleneğe dönüşür.

Her nesil kendi sınavını yaşar ve gider. Musa toplumundan ayrıldıktan 40 gün sonra, İsa (as) dan hemen sonra,  son Elçi (sav) den bir süre sonra bunlar gerçekleşti.

“Bağır! Ve dedi: Ne bağırayım? Bütün beşer ottur. Ve onun bütün güzelliği kır çiçeği gibidir. Ot kurur, çiçek solar, çünkü üzerine Rabbin soluğu eser; gerçek kavim ottur. Ot kurur, çiçek solar; fakat Allahımızın sözü ebediyen durur.” (Eski Ahit, İşaya 40/6-8)

“Her ümmet içinde, aralarından, aleyhlerine bir şâhid getireceğimiz gün, seni de bunların aleyhine şâhid getireceğiz. Sana bu Kitabı, her şeyi açıklayan,  yol gösterici, rahmet ve müjde olarak indirdik.” (16 Nahl/89)

“ O inkarcılara, biz kendilerine bir Kitap verdik ona mı tutunuyorlar? Hayır; dediler ki: ‘Atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve doğrusu biz onların izleri üstünde olana yöneldik.’”  (43 Zuhruf/21-22)

“Onlar, bir ümmetti, gelip geçti...” (2 Bakara/141)

Yenilenen ruh ile metotlarımız şekillenir, yeni formlara girer, toplumda yankı bulur…

Ruh, meydanlarda hakkı haykırış, secde yerine dökülen iki damla gözyaşı ve liyakattır.

Bütün arınma faaliyetleri ve metodik çalışmalar, içine kapanmadan, zulme ve gözlenen her probleme karşı mücadele ile birlikte yürütülür. Ruh boyun eğmeyen dirençtir.  Mücadeleyi herkes yetenek ve imkanı yettiğince birlikte yüklenir. Mücadele kişisel bir ahlak çağrısı değildir, ama ahlaklı ve erdemli kişiler elinde yükselir. Ahlak ve erdem zaafına sahip kişiler, öfke ve kibir sahipleri; bünyede yer alsalar da, öncülükte yer alamazlar, temsil yetkileri olmaz. Aksi halde yozlaşama ve çürümenin nüveleri olurlar.

“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et…” (16 Nahl/125)

“Mü'minlerden, mazeretsiz oturanlar ile Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, onları oturanlara göre üstün kılmıştır.” (4 Nisa/95)

“Şehrinde düşmanlık çıkaranlar vazgeçmezlerse onlar üzerinde üstünlük kurmanı sağlarız.” (33 Ahzab/60)

“İnanan, dürüst ve erdemli davranan, Allah'ı sıkça anan, haksızlığa uğratıldıktan sonra kendilerini savunanlar; zalimlerin hangi devrimle devrileceklerini er geç göreceklerdir” (26 Şuara/227)

 “… Yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi?” (11 Hud/116)

“…Tevrât'tan sonra Zebûr'da da: ‘Arza mutlaka iyi kullarım vâris olacak’ diye yazmıştık.”  (21 Enbiya/105)

“Allâh’ın inanıp, salih amelde bulunanlara vaadidir: Onları yeryüzünde hükümran kılacak…” (24 Nur/55)

Ruh terk edildiğinde, üzerine ölü toprağı(6) serpilmiş insanlar itikafa çekilip, dört duvar arasında Zikir(7) sandıkları boncukları sayarlar. Halbuki Rab, “Oradan çıkın”(8), kalkın ve hakka şahitler olarak uyarın” der. Gündüz okuyuşu, geceyi tamamlar. Gece ağır ağır, damla damla bir doluş, gündüz kabına sığmaz bir akıştır. Gece yürekleri titreten fısıltı, gündüz dağları inleten sayha’dır. Bu rüzgar, şehrin ruhsuz sokaklarında, İbrahim’in putları kıran sıkılmış yumruğudur. Bu duyum, Yakup’un gözünü açan, Yusuf’un gömleğindeki kokudur. Bu esinti, Süleyman’a boyun eğen rüzgar, İsa’nın dokunuşu, Muhammed’in takva ile direncidir. Boyun eğmek ruhu öldürür.

Ruh direnç verir, direnmek ruhu diri tutar…

Ruh cesarettir, harekettir, canlanmadır.

Cesaret yoksa baştan kaybedilir. Cesaretiniz (ki bu inançtır) varsa Kitaba dayanan, takva sahibi olanlar (sağlam ve destekli duranlar) için Ruh destekleyicidir. Bu Ruha mirasçı olacak, ruhlarını canlandıracak olan Kur’an Nesli,  “Benim” diyebilen herkestir. Bu Ruh korkuları alır. Zikir hatırlama, ruh onu yaşamaktır.

“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (3 Ali İmran/104)

“… Sizden hidayetime tabi, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır." (2 Bakara/38)

“Allâh onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir.” (58 Mücadele/22)

Oku, kokusunu(1) duyumsa, yüreğinde ılık bir rüzgar, sahip olduğun her şeyden vazgeçiren bir fırtına oluşana kadar. Bu Ruh kabuğunu kırar, sizi gecenin yarısında kaldırır(8). Ve ertesi gün;

“Melekler ve Ruh, Rablerinin izniyle emir için inerler. Selamettir O, şafağa kadar!” (97 Kadir/4-5)

Allah’ın gönderdiği rüzgârlar(2), bir rahmet kaldırır, onu ölü bir ülkeye sürer ve onunla diriltir.” (35 Fatır/9)

Ruhsuz değilsiniz, ruh sizsiniz.

Okur ve tabi olursanız, Ruh gören gözünüz, işiten kulağınız, tutan eliniz olacaktır.

 

Dipnotlar:

* Metindeki Ruh, öznel olarak Cebrail ve Kitap için, ruh ise Eylem olarak rüzgar, koku, devinim ve heyecan anlamlarında kullanılmıştır.

 (1) روح - ruh: Batı populist kültüründe bedenden ayrı, maddi olmayan, ama bilmem ne gramla ölçülen ruh, doğu kültürlerinde de, ruhbani anlamlarda ölüm sonrası düşünebilen, gören, işiten bir ruh anlayışı aynı paradoksları/çelişkileri içerir. Kavramı tek boyutuyla ele alan bu yaklaşımlar, kuşa dönmüş ve yaşamdan dışlanmış, öte dünyaya itelenmiş, yaşantımızı etkilemeyen gizli bir laikve düalist anlayışı besler. Sadece soyut algılama ile kavramın içini boşaltan ya da sadece somut algılama ile sloganlaşıp değerini kaybeder. Soyut/metafizik anlamda hakkında bize çok az bilgi verilerek haddimizi belirleyen Ruh hakkında, Kur’an tevhidi söylem / bütünlük içerisinde, manayı somut ve pratik uygulamaları ile birleştirir. رّيحَ Rayha-rüzgar; reyhan-koku; riyaha-fırtına: Ruh ile aynı kökten gelen bir kelimelerdir.

(2) Baskının en koyu zamanlarında, Sahabelerden Abdullah b. Mesud, Mekke’nin ileri gelenlerine Rahman suresini okur ve şiddetli saldırı ile karşılaşır. Eli yüzü kan içinde, heyecanla bunu tekrarlamak ister.

(3) ريحُكُمْ Ruhumuz / gücümüz, kuvvetimiz

(4) Tevrat  Çıkış Bab 32 Ayet 28

(5) “… İsa’yı Ruh'ül-Kudüs ile destekledik” ( 2 Bakara/87) "’Allah, İsa’dır’ diyen küfre düşmüştür…” (5 Maide/17)

(6)  تْرَبَ - turab/toprak/türbe

(7)  ذِكْرٌ - Zikir /Kur’an, 38 Sad/1,  29 Ankebut/51

(8)  Müzemmil ve Müdessir sureleri

YAZIYA YORUM KAT

37 Yorum