1. YAZARLAR

  2. Rasim Ozan Kütahyalı

  3. Bir iç savaşa doğru mu gidiyoruz?
Rasim Ozan Kütahyalı

Rasim Ozan Kütahyalı

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir iç savaşa doğru mu gidiyoruz?

A+A-

Ayvalık/Altınova hadisesi çok önemli...

 

Gazetelerden okumuşsunuzdur, Türk bir genç Kürt bir bakkalın önüne arabasını parkediyor, son ses milli marşları dinliyor... Ardından bu Kürt bakkal da bu genç ve ailesinin mekânına son sürat arabasını sürüyor... İki kardeş kanlar içinde yerde kalıyor ve ölüyor... Sonrası malum...

 

Tam bir infial... Görgü tanıklarının söylediğine göre on binlerce insan toplanıyor... “Altınova bizimdir, bizim kalacak”, “Burada Kürtleri istemiyoruz!”, “Kürtler dışarı, dışarı!” tezahüratları eşliğinde Kürtlerin işyerlerine ve bulundukları mahalleye saldırılar... Kürtlere ait evleri ve arabaları yakma girişimleri... Her yerde Türk bayrakları ve tam bir cinnet hali... Kürtler bir süre beldeden uzaklaşıyor... Güvenlik kuvvetlerinin anında ve yerinde müdahalesiyle fiili çatışma ortamı engelleniyor... Söylenenlere göre öfke hâlâ durulmuş değil...

 

Etnik gerginlik istisna değil

 

Bu dehşetli olayın, yukarıda gördüğümüz toplumsal ruh halinin istisnai olmadığı kanaatindeyim... Kışkırtma sonucu oluşmuş istisnai bir olay değil bu... Şu an bu ülkede özellikle belli yerlerde kışkırtılmaya çok müsait bir etnik ilişkiler ortamı var...

 

Önce hepimiz şu acı gerçeği kabul edelim... Kürt meselesi siyasal bir mesele olmayı aşıyor ve maalesef toplumsal bir mesele olmaya doğru gidiyor...

 

Bu mesele uzun süre devlet ile Kürt halkı arası bir mesele olarak varoldu... Türk devlet zihniyeti Kürtleri inkâr politikasıyla Kürtler üzerinde sürekli katı asayiş tedbirleri uyguladı... Her Kürt potansiyel suçluydu devletin gözünde...

 

Bu ahlaksız politika Kürtleri daha fazla PKK’ya yakınlaştırdı... DTP’lilerin de haklı olarak söylediği gibi PKK bu meseleyi doğurmamıştır, PKK bu meselenin bir sonucudur...

 

Fakat, devlet ve Kürtler arası bu çatışma hali toplumsal alanda karşılık görmemişti... Türkler ve Kürtler arası ciddi bir problem yoktu... Aralarında yüzyıllara dayanan sevgisizlik ve güvensizlik ilişkisi yoktu... O pek kullanılan tabirle yüzyıllardır kız alıp vermişlerdi... İki halkın da paylaştıkları ortak bir kültürel zemin, ortak bir manevi dil vardı...

 

Devletin uyguladığı zorunlu göç ve yerinden etme politikaları sonucu çok sayıda Kürt aile, ülkenin daha zengin Batı ve Güney sahillerine yerleşti... Orada bir yaşam mücadelesi vermeye başladılar... Ülkenin doğusunda çatışma varken Batı ve Güney bölgesine göç eden Kürtlerle o yörelerin Türk halkı arası ciddi problemler yaşanmadı... Normalde devlet ve Kürtler savaşırken, egemen Türk halkının da göç edenlere dışlayıcı davranması beklenebilir... Öyle olmadı, çünkü Türk devletinde olan Kürdofobi Türk toplumunda özü itibariyle yoktu... Türklerin, ailelerinden devraldıkları böyle bir zihinsel miras yoktu...

 

Yıllar geçtikçe adım adım bu değişmeye başladı... Ekonomik pastadan pay kapma mücadelesi zamanla etnik bir dile tercüme olmaya başladı... İki Türk arası bir ticari anlaşmazlık olduğunda mesele kişiselleşirken, Türk ve Kürt arası ticari anlaşmazlıkta konu kişiselliğin ötesinde etnik aidiyetler üzerinden ifade edilir hale gelmeye başladı...

 

Sekülerleşme ile etnik nefret artıyor

 

Öte yandan yaşam tarzı ve dünya görüşü olarak daha seküler yerlerde etnik gerginlik ihtimali daha da net olarak belirdi... Demin bahsettiğim üzere Türkler ve Kürtlerin ortak paylaştığı bir manevi zemin var. İslam üzerinden kurulmuş bir ortak bağ var... Ortak kutsallar, ortak manevi semboller, ortak evliyalar, peygamberler var... Bu etnik kimliğin ötesinde bir beraberlik sağlayabiliyor, olası ihtilafları yumuşatıyor...

 

Sekülerleşme/laikleşme dediğimiz sosyolojik süreçte haliyle bu semboller ve değerler aşınıyor... Sekülerleşen bir toplum yurttaşlık temelinde bir ortak ahlak oluşturamazsa etnik kimliklerin çatışmacı biçimde siyasallaşmasının önünü açar, bunu iyi bilmemiz lazım...

 

Türkiye’de de bunu yaşadık ve yaşıyoruz... İslamîleşme laflarının ne kadar palavra olduğunu biraz sosyoloji bilen herkes biliyor. Bu ülke her geçen gün daha modernleşen, buna paralel olarak da sekülerleşen bir ülke... Modernleşme ise maalesef birçok liberal ve sol aydının inanmak istediği gibi tek yanlı olumlu bir süreç değil... Beraberinde çok ciddi problemleri getiren bir süreç... Bir toplumun tümüyle kabuk değiştirmesini, dünya görüşünün dönüşmesini sağlayan bir süreç... Bu süreçte aşınan geleneksel değerler yerine yeni bir seküler “civic” zemin inşa edilmezse faşizan bir çatışma ortamını yaratabilecek bir süreç...

 

Türkiye artık eski Türkiye değil... “Türk-Kürt kardeştir” sözleri özellikle yeni kuşak sekülerleşmiş Türklere ve Kürtlere hiçbir anlam ifade etmiyor... Bu ateş zemininin üstüne devlet de körükle gidiyor...

 

Yarın da bu konuya devam edeceğiz...

 

TARAF

YAZIYA YORUM KAT