1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. ‘Bir Haşereye, Bir Haşerenin Musallat Olması’ ve Paradokslar
‘Bir Haşereye, Bir Haşerenin Musallat Olması’ ve Paradokslar

‘Bir Haşereye, Bir Haşerenin Musallat Olması’ ve Paradokslar

Müslüman beyinlerin, bir bataklığa karşı çıkarken, başka bataklıklardan meded ummak gibi bir yanlışa düşmemeleri ve inanç değerlerine göre bir çıkış yolunu bulmaya çalışmaları, inanaçlarına göre bulacakları çözüm yollarını bulmaya yoğunlaşmaları gerekmekt

A+A-

'Bir haşereye, bir haşerenin musallat olması' ve paradokslar, acı dersler..
Selahaddin E. ÇAKIRGİL

Libya'daki gelişmelerle ilgili olarak, hangi ve nasıl duygular içinde olabiliriz?

42 yıldır, -itiraf etmek gerekirse, Libya halkına, kendinden önceki Kral  İdris es'Senûsî'ye göre daha fazla hizmet ettiğinin kabul edilebilecek olan ve amma o halkı- daha çok da soytarılık ve de petrol zenginliğinin verdiği şımarıklıkla yöneten bir 'delifişek'in, daha sonra nasıl bir 'çılgın' ve 'kasab'a döndüğünü gördük..

Halk nihayet isyan etti, ayaklandı ve ülkenin başkenti olan Trablus dışında hemen bütün yerleşim birimleri ayaklananların, direnişçilerin eline geçti..

Ama, bu direnişçi güçlerin tecrübesiz, teşkilatsız ve de askerî açıdan eğitimsiz olmaları karşısında, Gaddafî, hava üstünlüğüne dayanarak, bu yerlerin büyük bir kısmını yeniden kendi kontrolü altına aldı.. Başkent Trablus'un batısında, 50 km. uzaklıktaki Zâviye ve Tunus sınırında, 200 km. kadar uzaklıktaki Zuwara şehirleri şiddetli kabile savaşları sonunda, Gaddafî tarafdarlarının eline geçti. Daha sonra, Gaddafî güçleri, doğuya yöneldi ve geçen hafta da, önemli petrol ihraç limanları olan Ras Lanuf ve Brega'yı ve Bingazi yolu üzerindeki Ecdebiye'yi kara, hava ve denizden gerçekleştirilen operasyonlarla ve kanlı çatışmalar sonunda tekrar kontrol altına aldı.

Gaddafî güçleri, Libya'nın ikinci büyük şehri olan 700 bin nüfuslu Bingazi'ye doğru ilerlerken.. Son derece hışımlıydı ve de gururlu..

Nitekim, 17 Mart günü yaptığı konuşmada, kendisine karşı çıkanların, Direnişçiler'in  Mısır'a doğru kaçmaktan veya ölmekten başka bir tercihlerinin kalmadığını söylüyordu..

Ve amma, yine o  demlerde, emperyalist güç merkezleri de, bu gelişmeleri fırsat bilerek, BM.  Güvenlik Konseyi kararıyla ve elbette insan haklarını ve sivil halk kitlelerini korumak adına,  sahneye kurtarıcı olarak çıkmanın hazırlıklarına girişmişlerdi..

Nihayet BM. Güvenlik Konseyi 17-18 Mart gecesi toplandı ve 15 üyeden 10'nun (Evet), ve diğerlerinin de çekimser oyuyla, Libya'ya bir yığın sınırlamalar getirdi, başta Libya hava sahasının her  türlü askerî ve sivil uçuşlara kapatılması başta olmak üzere.. Bu karara göre, askerî işgal dışında, her türlü tedbire başvurulabilecekti.. Ve ayrıca, Gaddafî rejimi de, her türlü askerî operasyonları durdurmalıydı..

Gaddafî ve oğlu Seyf ise, Saddam'ın son döneminde, 2003 Baharı'nda, Enformasyon Bak.Gen. M. Sahafî'nin  komik ve kuru-sıkı  tehdidlerini hatırlatacak şekilde, 'Bize müdahale ederseniz, siz zararlı çıkarsınız, Akdeniz'i cehenneme çeviririz..Pişman ederiz..' diyorlardı.. Oğul Gaddafî ise, 'Gaddafî'nin hiçbir emperyalist güç karşısında eğilmeyeceği'ne dair nutuklarını tekrarlıyordu, babasını, 'Afrika'da emsali görülmemiş bir büyük lider , bir melik'ul mulûk, / krallar kralı..' diye niteleyerek..

Yazının Devamı…

HABERE YORUM KAT