Bir cinayetin provası

21.06.2011 00:06

Abdülkadir Selvi

Adı: Yılmaz Demir Danıştay'da 2.Daire kat görevlisi Adı: Cafer Özbek

Danıştay'da 2.Daire kat görevlisi.

İki şahsın Danıştay 2.Daire'de görevli olduğunu aklınızın bir köşesinde tutmanızı istiyor, başka ayrıntılara geçiyorum.

Çünkü Danıştay saldırısında "Pandora'nın kutusu" yeni açılıyor.

Duymadıklarınızı duyacaksınız, bilmediklerinizi öğreneceksiniz.

Çünkü gerçek yargılama şimdi başlıyor.

Danıştay saldırısında ağır yaralanan dönemin 2.Daire Başkanı Mustafa Birden'in ifade vermesi bir dönüm noktasıydı.

Hem delillerin hem de tanıkların konuşacağı bir sürece giriyoruz.

Peki, şimdiye kadar yaşananlar...

Ankara bölümü, "Bir cinayet nasıl örtülür" oyunuydu. İstanbul'da ise uzun süre, "Bu işte bir iş var ama nerede?" sorusuna yanıt arandı.

Suikastten tam 5 yıl sonra ise, şimdi Danıştay saldırısının aydınlatılması çalışması başladı.

Mehmet Ener diye bir avukatın ısrarla örtülmek istenen bir dosyanın kapağını araladığını, gerçeklerin ise yeni ortaya çıkmaya başladığını belirtmek istiyorum.

Danıştay'ın kameraları neden arızalıydı, Savcı Keleş tarafından incelenmeye bile değer görülmeyen kameraların hard disklerindeki bazı görüntüler neden silinmişti? Ve daha da önemlisi neden suikastten bir gün önceki görüntüler seçilmişti?

Acaba silinen bu görüntülerde Alparslan Arslan'a içeriden birilerinin destek olduğu yönündeki kuşkuları doğrulayacak bir şeyler mi vardı?

Yılmaz Demir ve Cafer Özbek isimli iki kat görevlisinin emniyette verdiği ifadeyi okuyunca, bu tür soruların ne denli geçerli olduğunu düşündüm.

Danıştay Cinayeti 17 Mayıs 2006 günü işlendi.

İki kat görevlisinin ifadesinden öğreniyoruz ki, Alparslan Arslan bir gün önce, yani 16 Mayıs günü hem de saldırıyı yaptığı aynı saatte Danıştay 2.Daire'nin olduğu kata gelmiş.

Yılmaz Demir anlatıyor: "16.05.2006 günü saat 10.00 sıralarında Danıştay 2. Daire Başkanlığı koridorunda temizlikçi Köksal ... isimli arkadaşla oturup masa üzerinde bulunan dergileri karıştırırken yanımıza günlük hafif sakallı, elinde siyah çantalı bir şahıs geldi. Temizlikçi Köksal isimli arkadaş şahsa, 'Hemşehrim ne arıyorsun?' diye sordu. Şahıs da bize; "Burada bir davam var" dedi, bunun üzerine ben de 2. Daire Başkanlığı kalemini göstererek, "İçeri gir, içerden öğrenebilirsin" dedim.

Burada kesiyoruz. Ama iki paragraf sonra tekrar döneceğiz.

Cafer Özbek anlatıyor: "Ben, 16.05.2006 günü saat 10.00-10.30 sıralarında Danıştay Ek Bina 5. katta bulunan Danıştay 2. Daire Başkanı'nın odasının kapısını elinde çantalı bir şahsın zorlayarak açmaya çalıştığını gördüm. Bunun üzerine şahsa; 'Beyefendi buyurun kiminle görüşeceksiniz?' dedim. Şahıs da benim yanıma geldi ve 'Başkan Bey'le görüşeceğim' dedi. 'Davanız kaçıncı dairede?' diye sordum. Şahıs da bana '3'de, 5'de ve 2'de' dedi. Yalnız, şahsın durumundan şüphelendim. Yüz hatlarının değiştiğini fark ettim."

Yılmaz Demir anlatıyor: "Daha sonra aynı şahıs yarım saat sonra tekrar Danıştay 2. Daire Başkanlığı koridoruna geldi. Biz o sırada Cafer Özbek isimli arkadaşla oturuyorduk. Cafer Özbek isimli arkadaş kapıda ne aradığını sordu. Şahıs da 'Benim davam var' dedi, Cafer Özbek de 'Dava kaçıncı Dairede' diye sordu, Şahıs da 3, 5'de gibi bir cevap verdi. Cafer Özbek de "Burası 2. Daire, kalem odası ile görüş, kıdemli Hakim Çağatay Bey var onunla görüş' dedim. Bunun üzerine şahıs elini yüzünü ovuşturmaya başladı. Ondan sonra da çıkıp gitti."

Yılmaz Demir, Alparslan Arslan'ın çıkıp giderken ne dediğini de anlatıyor: "Kendisi de bana 'Bir mesaj gelecek, mesajdan sonra görüşürüm' dedi."

İki görevli de Alparslan Arslan'ın hareketlerinden şüphelenip, Danıştay'da görevli polisleri ve İdare Müdürünü arayıp, ihbar bulunuyorlar.

Sonuç?

Bir gün önce provası yapılan cinayet, bir gün sonra işleniyor...

Bu size ilginç gelmiyor mu?

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim