Bingöl'de “Vehhabilik ve Selefilik Hareketi” Semineri

02.02.2014 19:52
Bingöl'de “Vehhabilik ve Selefilik  Hareketi” Semineri
Bingöl de “Vehhabilik ve Selefilik Hareketi” başlıklı konu Mehmet Şah ÇINAR tarafından işlendi.

Bingöl de “Son Dönem İslami Hareketler Ve Uyanış Çabaları” üst başlıklı seminer dizisinde bu hafta “Vehhabilik ve Selefilik  Hareketi” Mehmet Şah ÇINAR tarafından işlendi.

Çınar: Selef kökünün öncelik demek olduğunu belirterek, Halefin zıddı olduğunu dedi. Hadis’e dayanarak, “En hayırlı nesil olarak sahabi, tabii in ve etbaut tabiin” olduğu kanaatinin yaygın olduğunu söyledi. İslami kaynaklarda bu üç kuşağın selef olduğunu belirten Çınar, tarih boyunca İslam toplumlarında ne zaman bir sarsılma, gevşeme ve bozulma görülmüşse bu üç neslin İslam anlayışına dönme çağrıları seslendirilir olmuştur. Bu bakımdan ilk nesiller mihenk noktasını teşkil etmiştir dedi.

Selefiler, dini bu üç neslin yaşadığı gibi yaşama iddiasındadırlar diyen Çınar, bu bakımdan selefiye, halefi kur’an’dan ve sünnetten ayrı düşmekle suçlanıyor dedi. Halefin içine kendileri dışındaki hemen herkes girer. Mezhepsel tüm kümeler, tarikatlar, kelamcılar, mü’tezile, şia gurupları vd. Bunların tamamının bid’at ve delalet içinde olduğunu belirten Çınar, yine bu anlayışın bir hadisle temellendirildiğini ifade etti. Rivayete göre “Yahudilerin 72, Müslümanların ise 73 fırkaya ayrılacağını ancak bunlardan birinin hidayette diğerleri ise delalette kabul edilecektir,bu fırkada “Fırka-ı Naciye”(Kurtulmuş Fırka) dır. Fırka-ı Naciye selefilerdir!”

Selefiler öncü olarak, Ahmed b. Hanbel, İbn-i Teymiye ve öğrencisi olan İbnu’l Kayyım ile Muhammed b. Abdülvehhab’ı kabul ederler diyen Çınar, kendilerine bir çok isim verilse’de (Vahabi gibi) asıl anılmak istedikleri isim “Ehli Hadis” veya “Selefiyye” dir. dedi.

Selefilerin kimler olduğu hususu hep tartışıla gelmiştir diyen Çınar, insanların bazıları bazılarını selefi olmadıkları halde selefi olarak tanımlamaktan geri durmamıştır dedi. Cemalleddin Efgani, Muhammed Abduh, Reşid Rıza, Seyyid Kutub, Mevdudi, Hasan El Benna gibi bir çok Müslüman öncü bu tanımlamalarla karşılaşmıştır. Ancak adı geçenlerin selefiye ile hiçbir anlayış birliğine sahip olmadıklarını belirtti. Bu bakımdan selefiyye kimdir? Sorusu çoğu zaman güncelliğini korumaya devam etmiştir dedi.

Çınar, Selefiyenin iki önemli karakteristik özelliklerinden bahsederek bunların;

1-Hadis merkezli oluşları, zahirci bir metincilik anlayışı.

2-Kurtulmuş fırka merkezli, dışlamacılık,ötekileştirmecilik, tekfircilik anlayışı.

Selefiyye’nin görüşlerinden bahseden Çınar,  birkaç madde ile özetledi bunlar:

1-Müteşabih ayetleri, lügat anlamlarının gereği olarak, olduğu gibi kabul ederler.

2-Tasavvuf ve tarikatlerin bid’at ve dalalette olduğunu ifade ederler.

3-Fıkhi meselelerde herhangi bir imanın taklit edilmesine şiddetle karşı çıkarlar.

4-Şefaati küfür kabul ederler.

5-Tevhit önemli ölçüleridir. İmanın kalp, lisan ve amelden müteşekkil olduğunu, bunlardan birinin eksik olması halinde kişinin Müslüman sayılamayacağını ifade ederler.

6-Emru bil maruf ve nehyu anil münker önemli ölçülerindendir. İnsanları İslam’a davet edip zorlamaya dönük bir tutumları vardır dedi.

Günümüz selefiyesinede değinen Çınar bunları üç kısıma ayırdı:

A-Ehli Tevessumat: Uzletçi, tekvirci kısım olarak tanımladı. İstikbale ait işaretleri esas alan tekvirci, keskin bir guruptur. Mısırdaki Tekvir Vel Hicre cemaati ve cemaatin öncüsü Şükrü Mustafa en önemli temsilcilerindendir.

B-Suudi Selefilik: Arabistan merkezlidir. Bilgi ve gücün ittifakı ile İslamın hayata hakimiyetini esas alırlar. Günümüzde temsilcileri rabıta, Suud üniversitesi ve dini kurumlarının ulemasıdır dedi.

C-Cihadi Selefiler: Bu guruba göre hayat iman ve cihattır ibaresi esas alınır. Emperyalizme karşı koymak için hayata geçirilmelidir. Monarşiyi engel olarak görürler; parti, parlemento gibi meselelere sıcak yaklaşırlar. İhvanla işbirlik yapılmasına sıcak bakarlar dedi.

Çınar, Suudi selefiyye ile Cihadi Selefiyenin ortak ve farklı yanlarına değinerek; Temel meselelerin çoğunda ortak anlayıştalar. “İslam sünnet sünnet de İslam’dır.” İki grupta da temel düsturdur. Bid’atlerle mücadele, şia karşıtlığı çok belirgin ortak yanlarıdır dedi.

Seminer soru ve cevap bölümüyle sona erdi.

mehmet-sah-cinar-01.jpg

mehmet-sah-cinar-02.jpg

mehmet-sah-cinar-03.jpg

  • Yorumlar 5
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim