‘Bin Ali’siz Bin Ali rejimi’

19.01.2011 07:15

Mustafa Özcan

Bin Ali, 27 günlük kanlı bir maratondan sonra devrildi.

Resmi verilere göre bu zaman zarfında yaklaşık olarak 78 kişi hayatını kaybetti. Devrilme günü, 14 Ocak 2011. Bu tarih esasında bize Şah’ın devrilmesi ve İran Devrimi sürecini hatırlatıyor. Şah ülkenin aylarca ve hatta yıllarca çalkalanması üzerine yurtdışına kaçmak zorunda kalmıştı. Ailesini de yanına alan Şah mihmandar ülke bulmak için az çaba sarf etmedi.

14 Ocak gününün sırları tam olarak aydınlanmadı. Nasıl pazarlıklar döndü, hâlâ bilinmiyor. 14 Ocak sırları arasında Muhammed Gannuşi’nin halkın artık Bin Ali’yi istemediğini kendisine iletmesi de var. Bin Ali’nin ülkeyi terk etmesinde ordu kilit rol oynadı. Esasında halkla birlikte ordu da Bin Ali’nin gitmesinden yana tavrını koydu. Zira, ordu da ezilen cenahta yer alıyordu. Genelkurmay Başkanı Reşid Ammar, Yasemin Devriminin başarıya ulaşmasında kilit rol oynamıştır. Halkın üzerine ateş etmeyi reddetmiştir. Bin Ali’nin ülke dışına çıkışı ise esrarını koruyor. Bin Ali’nin kaçırılmasında Libya istihbaratının mühim rol oynadığı sanılıyor. Bin Ali’nin yol haritası ise Malta üzerinde taayyün ediyor. Malta’ya nasıl ulaştığı ve oradan mihmandar ülke ile nasıl temas kurulduğu ise tam olarak aydınlatılabilmiş değil. Elbette ki, 14 Ocak Yasemin Devriminin sırları zamanla tam olarak tavazzuh edecektir. Kaderin garip bir cilvesi şudur ki, Şah da bir rivayete göre İran’ı, 14 Ocak 1979 tarihinde terk etmiştir. Diğer rivayetlere göre ise ülkeyi terki 15 veya 16 Ocak tarihlerine denk gelmiştir. Ayetullah Humeyni ise Şah’ın ülkeyi terk etmesinden 15 gün sonra yani 1 Şubat 1979 tarihinde ülkeye geri dönmüştür. Ve 10 gün sonra 11 Şubat tarihinde ise devrim resmen başarıya ulaşmıştır. Demek ki Tunus’ta tarih tekerrür etmiştir. Bazıları Bin Ali’nin ikinci eşi olan Leyla Trablusi’nin yanında Cidde’ye Merkez Bankası’ndan aldığı 1.5 ton veya 60 milyon dolar değerindeki altın külçeleriyle birlikte gittiğini ileri sürüyor. Lakin muhtelif kaynaklar, Leyla Trablusi’nin bu parayı Merkez Bankası’ndan Aralık ayı sonunda (2010) ülkede toplumsal galeyan ve kaynama başlayınca çektiğini ve İsviçre bankalarına yatırdığını ifade ediyorlar.

¥

Yasemin Devrimine rağmen Tunus’ta bir şeyin değişmediğini ve ‘eski tas eski hamam’ durumunun devam ettiğini savunanlar da var. Ülkeyi seçimlere hazırlayacak olan geçici hükümet teşkil edildi lakin bu hükümette marksistler ve İslamcılar temsil edilmedi. Dışlandılar da diyebiliriz. Dolayısıyla karşımızda ‘yumuşatılmış bir Bin Ali rejimi’ var. İslam dünyasının 200 yılı adeta çalıntı devrimlerin ve rejimlerin tarihidir. Bu açıdan geçiş dönemi çok önemlidir ve bu sürece hakim olan ülkenin geleceğine de yön verecektir. Bu açıdan halkın çok uyanık olması ve Yasemin Devrimine ve kazanımlarına sahip çıkması gerekmektedir. Lakin Bin Ali’siz Bin Ali rejiminin devam ettiğine dair güçlü karine ve emareler var. Sözgelimi, Bin Ali’nin kilit bakanları geçici hükümet bünyesinde de yerlerini ve varlıklarını koruyorlar. Bu bağlamda, Komünist İşçiler Partisi Başkanı Hamma Hammami milli mutabakat veya birlik hükümetini tanımadıklarını söylüyor ve nedenini de FRANCE 24 Kanalına şöyle açıklıyor: “Bin Ali olmadan da Bin Ali rejiminin devam ettiğine dair emare ve karineler var. Sadece üzerine bazı demokratik süslemeler ve cilalamalar ilave edilmiş durumda...” Kimilerine göre tellak gitse de hamam yerinde duruyor.  FRANCE 24 Kanalı Uluslararası İlişkiler Editörü Armen Georgian ise Yasemin Devriminin bir değişim devrimi olmadığını ifade ediyor. Temel bakanlıklar rejiminin eski tüfekleri tarafından temsil ediliyor. Sadece adı Türkçe olan Çebi gibi birkaç yeni bakan, başkanın eski adamlarından değil. Çebi geçmişte açlık grevinde bulunmuş ve Batı’nın tanıdığı bir isim. Bölgeler arası gelir dağılımındaki eşitsizliği tamir etmek için düşünülmüş ikna edici bir şahsiyet. Tabir caizse halkın gazını alacak bir isim.

¥

Açlar, sefiller ve diplomalı işsizler devrimi olarak tarihe geçecek olan Yasemin Devrimi aslında Tunus halkının modern destanıdır. Tunus’un tanınmış şairlerinden Ebu’l Kasım Şabi tarihe geçen kasidesinde gözünü budaktan sakınmayan devrimci halkı şöyle tanımlar ve selamlar:

Halk bir gün yaşamayı dilerse... Mutlaka kader ona eşlik eder.

Mutlaka gece aydınlanmalı... Mutlaka zincirler kırılmalı...

Yaşam sevinci kimi teğet geçerse... Sevinç kursağında kalır; buharlaşır ve dağılır...

Sanki bu mısralar günlerin ve yılların ötesinden Yasemin Devrimine ve Tunus halkına adanmış ve ithaf edilmiş gibidir.

YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim