“Bin Ali Sorumluluktan Kurtulamaz!”

15.01.2011 13:21
“Bin Ali Sorumluluktan Kurtulamaz!”
“Zulmün bütün çeşitlerini uygulayan Tunus, 'İslamcı teröre' karşı savaş verdiğini ifade ettiği için Batılı ülkelerden destek buluyordu.”

Londra'da Arapça yayımlanan El Kuds El Arabi gazetesi Tunus'ta yaşananları yorumladı. Tunus'taki baskı organlarının Batı'dan aldığı desteğe dikkat çeken gazete, Tunus diktatörü Zeynel Abidin Bin Ali'nin bu desteği "İslamcı teröre karşı mücadele" adı altında aldığını belirtti.

Bin Ali'nin ülkeden kaçmadan hemen önce El Kuds El Arabi'de yer alan bu yorumu Zaman gazetesinin çevirisiyle ilginize sunuyoruz:

Tunus devlet başkanı sorumluluktan kurtulamaz!

Tunus Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali'nin, etrafını kuşatan kötü çevrenin kendisini yanılttığını ve ülkesinde yaşanan kötü şartlar hakkında yanlış bilgi verdiğini itiraf etmesi, iyi ve daha önce yaşanmamış bir gelişme, ancak bu itiraf gecikmeli geldi ve başkanın kendisini sorumluluktan kurtaramaz.

Bu sorumluluk, bu kimseleri seçmesi, tam yetkiler vermesi, başkalarını değil, sadece onları dinlemesi, kulağına söylediklerini onaylaması, tavsiyelerini ve hatta entrikalarını, halkı ve taleplerini hakir görmelerini dikkate almasıdır.

Tunus, geçen yirmi yıl boyunca demokratik ve ifade özgürlüğü alanındaki en kötü günlerini yaşadı. Polisiye baskı organları muhalefeti ve karşı görüşü bitirdi, ağızlara kilit vurdu ve ülkesi için iyi şeyler yapmak isteyen her özgür düşünceyi susturdu. Tunus'taki baskı organları zulmün bütün çeşitlerini uyguladı ve 'İslamcı teröre' karşı savaş verdiğini ifade ettiği için Batılı ülkelerden destek buldu. Zira bu 'terörle' mücadele etmek, Batılı hükümetlerinin kalbine ve hazinelerine geçiş yolu olarak görülüyor. Fakat Tunus'ta kalabalıkların spontane biçimde, liberal, laik ve solcuların katılımıyla ayaklanması sonrası bu 'terör', rejimin elinden, Batı ve Doğu'daki destekçilerinin elinden kaydı ve İslamcı terörle mücadele etrafındaki önceki bütün iddialar buharlaştı.

Sidi Ebuzid kentinde kendisini yakan genç Muhammed Buazizi, İslamcı Nahda partisi üyesi değildi ve bu gençle dayanışma içine girerek ayaklananlar da üye değildi. İçlerinde İslamcılar olsa da onlar da bu sıfatla değil, baskının, açlığın, resmi zulmün, iktidardaki ailenin ve çevresindekilerin yolsuzluğunun ezdiği vatandaşlar olarak gösterilere katıldılar.

Devlet başkanının özgürlüklerin, siyasi çoğulculuğun sağlanacağı, medya araçları ve organları üzerindeki tam denetimin kaldırılacağı ve ömür boyu başkanlık ilkesinin iptal edileceğine dair verdiği bütün vaatler, altmıştan fazla insanın uğruna şehit olduğu Tunus halkının talepleridir. Önemli olan vaatlerin verilmesi değil, hayata geçirileceğine, ülkenin şiddet ve istikrarsızlığa kayıştan kurtuluşuna götüreceğine dair garantilerin sağlanmasıdır.

Tunus devlet başkanının derhal parlamentoyu feshetmesi, yolsuzluk dosyasını açacak, yolsuzluğa bulaşan, halka zulmeden ve kanını akıtan herkesi bağımsız yargı sistemi gölgesinde adil mahkemeye çıkaracak, ulusal birlik hükümetinin kurulmasına yol açacak şekilde bütün siyasi renklerin katılacağı nezih özgür seçim çağrısı yapması gerekir. Tunus devlet başkanının konuşması, içerdiği büyük ödünler ve halkın taleplerine karşılık vermesi, halk ayaklanmasının başarılı olduğunun en belirgin kanıtı ve ayaklanmada şehit olanların kanının boşa gitmediğinin ilave teyididir.

Tunus'taki güvenlik devletinin yıkıldığı ve ağızlara kilit vurma siyasetinin iflas ettiği görüldü. Ülkenin zenginlik kaynaklarını yağmalayan yolsuzluğa bulaşmış kötü iktidar çevresi halkın ve başkanın öfkesiyle karşılaşıyor. Tunus geriye dönemez, dönmesi de gerekmiyor. Yeni Tunus'un, reform, değişim ve halkın sözünü yükseltmek için akan temiz kanın ortasından belirmesi gerekir.

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim