Bıkkınlıklarımız aşılabilir

28.12.2011 00:30

Yavuz Bahadıroğlu

Çok çabuk bıkıyor, usanıyor. Yoruluyor, umutsuzluğa düşüyor ve başladığımız işi yarım yamalak bırakıp vazgeçiyoruz.

Bazen de bizi korkularımız, kuşkularımız, umutsuzluklarımız ve tembelliklerimiz durduruyor.

Bugün şu sözü verelim kendimize: Bundan sonra asla durmak, korkmak, bıkmak, kaçmak, umutsuzluğa düşmek ve vazgeçmek yok...

Her koşulda yola devam!

Bıkan, kaçan, umutsuzluğa düşen kaybeder.

Bununla birlikte insanız: Zaman zaman bıkkınlık, yorgunluk, yılgınlık olabilir...

Gün gelir her şeyden bıkarsınız. Başarısızlıktan, yenilmekten, incinmekten, kırılmaktan, kızmaktan, çalışmaktan, üretmekten, başarmaktan, hatta yaşamaktan bile gına gelir...

Sizi bunaltmak, ezmek, yıkmak, yormak için tüm dünya işbirliği yapmış da üzerinize abanmış gibi hissedersiniz. Koskoca evrende tek başınıza kaldığınızı düşünürsünüz.

Âdeta kör bir kuyuya düşer yüreğiniz; kendinizi bitmiş, tükenmiş, incinmiş, yıkılmış hissedersiniz. Sizi dinleyen, dinleseler bile anlayan kimse kalmamıştır âlemde; yalnızlaşırsınız...

En kötüsü de direnmek gelmez içinizden, çabalayıp kurtulmak istemezsiniz. Sadece kaçıp kurtulmak istersiniz.

Artık iki yol vardır karşınızda: Ya şartlara teslim olup çürüyecek, ya da direnip o yıkılış anını dirilişe çevireceksiniz.

Zaten asıl diriliş anı, yıkılış anıdır!.. Yıkıldığı yerde dirilmesini bilmeyenler (fert, millet ya da devlet), yüzüstü sürünmeye mahkûmdurlar.

Şartları lehine çevirmeye çalışmayan, hayata teslim olur. Hayata teslim olan biter!

Bakın ki, Peygamberler ve başarılı tarihi şahsiyetler şartlara teslim olmuşlar mı?..

Hayata zaman zaman Hz. Âdem, Hz. Yusuf, Hz. Yunus, Hz. İbrahim, Hz. Hacer, Hz. Musa, Hz. İsa ve nihayet Hz. Alişan Efendimiz gibi bakın...

Bizimkinden çok daha zor şartlara bile teslim olmamışlardı.

Hz. Âdem yalnızlığı, Hz. İbrahim Nemrud’u, Hz. Yusuf ihaneti (onu çekemeyen kardeşleri tarafından kuyuya atılmıştı) ve karanlığı (yedi yılı Mısır zindanlarında geçti), Hz. Yunus imkânsızlığı (balık tarafından yutulmuşluğunu hatırlayalım), Hz. Musa Firavun’u, Hz. İsa Roma despotlarını, Hz. Hacer yokluğu-yoksulluğu (uçsuz-bucaksız çölde küçücük oğluyla yapa yalnız bırakılmıştı), Hz. Alişan Efendimiz ise Ebu Cehil’i ve elindeki dünyevî tüm imkânları yendiler.

Hayata onlar gibi bakabilirsek, sebeplere sığınmadan ve şartlara teslim olmadan “adam gibi” (onlar gibi) yaşayabiliriz.

Unutmayalım ki, hayat yarış (koşma), yakarış (dua) ve tırmanıştır (yükselme)...

İnsanın önce kendi kendisiyle yarışıdır hayat... Hedefine ısrarla tırmanışıdır...

Ve dahi yakarışıdır, Allah’a!

Tırmanışın “Müslümanca” olanı, kimsenin yüreğine ve emeğine basmadan yapılanıdır!..

Koşarken de, tırmanırken de hayatı fark edip hayatı verene dua etmelidir, insan...

Sadece “Benden bir şey olmaz”, “Bir çiçekle bahar gelmez” demeden ve olumsuz şartları abartmadan tüm gayretiyle, sabrıyla, kuvvetiyle koşanlar hedefine varır...

Yakınanlar, ağlayanlar, şikâyet edenler ise yolda kalır.

YENİ AKİT 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim