1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Beykoz’da “İtikâdî Tartışmalar ve Ekoller” Semineri
Beykoz’da “İtikâdî Tartışmalar ve Ekoller” Semineri

Beykoz’da “İtikâdî Tartışmalar ve Ekoller” Semineri

Özgür-Der Beykoz Şubesi'nde bu hafta "İtikâdî Tartışmalar ve Ekoller" konusu konuşuldu. Konunun sunumunu Bülent Şahin Erdeğer yaptı.

A+A-

Bülent Şahin Erdeğer, Beykoz Özgür-Der Şubesinde yaptığı "İtikâdî Tartışmalar ve Ekoller" başlıklı konuşmasında insanlık tarihinin ateizm-inanç çatışmasına değil halis imân ile saptırılmış itikadlar arasında gerçekleştiğini belirtti.

Genel planda itikâdi algılamanın Allah'ı yaratılmış olan âlemden aşkın gören ve onu yaratılmış tüm özelliklerden tenzih eden anlayışla, varlığın Allah'ın bir parçası ya da yansıması olduğunu düşünen ezoterik anlayış arasındaki temel farklılık olduğunu belirtti.

Dolayısıyla "Sadece iyi niyet yetmiyor aynı zamanda sahih bir itikad için doğru bir usul gerekiyor." diyen Erdeğer, Müslüman dünyada da benzeri sapmaların zaman içinde itikada girdiğini belirtti.

Kur'ân'da itikadın genel çerçevesinin imân-amel bütünlüğü olduğunu anlatan Erdeğer, Kur'ân'ın çizdiği dengeli imân tablosunun özellikle 3. Halife döneminde başlayan sosyo-kültürel çalkantılarla bozulmaya başladığını sözlerine ekleyerek şöyle devam etti:

Fitne dönemindeki kırılmalar karşısında Müslümanlar üçe ayrıldı. Özü koruyanlar, güç yanlıları ve tepkiseller.

Muaviye darbesiyle saltanat dönemine geçen İslam toplumunda bahsi geçen üç itikadi yönelim sistemleşti: Tevhid ve Adalet Ekolü, Mürcie ve resmi söylem.

Bu dönemde başlayan kader tartışmaları, ilâhi adalet sorunu gibi kelâmi tartışmalar soyut polemikler değildi bizzat siyaset ve toplumdaki bozulmalara karşı ortaya konan muhalefetin teorik zeminini oluşturuyordu. 

Abbasi ve Selçuklu döneminde ise 'felsefî tasavvuf'un itikada etki yaptığını anlatan Erdeğer, varlık tasavvurundaki paradigma değişimine dikkat çekti. Felsefi tasavvufun etkisiyle özellikle Şia ve Sünni Tasavvuf çevrelerinde

  • Allah anlayışı: Sûdur Teorisi - Vahdet-i Vûcud felsefesi ile
  • Peygamberlik anlayışı: Nuru Muhammediye teorisi ile
  • Gayb anlayışı-Aracılar- 3'ler-7'ler-12'ler-40'lar hiyerarşisiyle
  • Mesih/Mehdi beklentileri sayılar ve gaybı bilme çabalarıyla ifade edilir oldu.

Modernite sonrasında ise itikâdi durum, Islahçılar-Modernistler-Mürcie/Resmi Söylem olarak kendisini gösteriyordu.

Öze dönüş çabaları mümkün olduğunca itikadda zanni bilgilerden kaçınmaya yöneldiler. Hadis rivayetleriyle itikad haline getirilen kimi zanni unsurları sorguladılar. Ayrıca sufilerin itikada soktukları farklı anlayış ve teorilere karşı ilk kaynaklardaki sade inanç doktrinlerini açığa çıkartmaya çalıştılar.

Bunun karşısında Modernistlerin Rasyonalist İndirgemeciliğine de değinen hatip, Sir Seyyid Ahmed Han, Gulam Ahmed Perviz ve Hasan Hanefi'nin düşüncesindeki indirgeme örneklere yer verdi. Gaybsız, tamamen dünyevileşen bir itikad algısının da sufilerin olabildiğince mitolojik algılarına bir tepki olarak doğduğunu belirtti.

Günümüzde modern Mürcie'yi ve Bâtıniliği popüler tarikatların ve entelektüel tarikatların temsil ettiğini söyleyen Erdeğer, özellikle Nakşibendiliğin günümüz vaizlerinden ibret verici alıntılar yaptı. "Muhammed eşittir Allah" anlayışını açıkça kürsülerden dillendiren bu cemaatin Nuru Muhammedi felsefesinin karikatürize hali olduğunu ifade eden Erdeğer, entelektüel felsefi tasavvuf temsilcilerine de Mevlevilik ve Cerrâhiliği örnek gösterdi.

Said-i Nursi ve Risale-i Nur hareketinin de özellikle itikâdi bulanıklığın yaşatılmasındaki öncü rolüne dikkat çeken hatip, cifr hesaplarıyla yapılan gaybı bilme çabalarının kıyametin tarihini vermeye kadar uzandığını ifade etti. Nurculuğun modern Bâtıni bir akım olduğunun altını çizen hatip, Nursi'nin kullandığı yöntemlerin İsmâiliyye ve diğer çoğu Gulât-ı Şia gruplarıyla aynı olduğunu örnekleriyle anlattı.

Erdeğer, itikâdi alandaki farklılıkların usullerden kaynaklandığını dolayısıyla Müslümanlık iddiasındaki tüm kesimlerin ancak itikadi müştereklerde anlaştıkları takdirde ve vahyin açık nasslarına aykırı hususları itikad olarak görmedikleri takdirde gerçek anlamda bir vahdetin sağlanabileceğini belirtti.

Oturum, soru cevap bölümün ardından son buldu.

HAKSÖZ-HABER / Beykoz

HABERE YORUM KAT