Beyinsiz kafalar…

22.12.2009 03:40

D. Mehmet Doğan

Mehmet Âkif’i hatırlamanın tam zamanı… Sırf vefatının 73. yıldönümüne birkaç gün kaldığı için değil elbette. O müslüman kavimleri bir arada bulundurma ve böylece emperyalist çemberi kırma iradesinin 20. asırda timsali olan bir isim.

Ekseriyeti müslüman olan ülkelerde kavmiyetçilik, ulusçuluk yapmanın ne anlama geleceğini bundan bir asır önce en açık ve net ifadelerle ortaya koydu. Hem de Arnavutluk kökenli (şimdi Kosova sınırları içinde) olan babasına atıfta bulunarak, hem de “ben ki Arnavudum” diyerek.

Yıl 1913. Milletin hafızasında görülmemiş bir karabasan olarak yer eden Balkan Harbi sırasında şöyle haykırır:

Üç beyinsiz kafanın derdine, üç milyon halk,

Bak nasıl doğranıyor? Kalk, baba, kabrinden kalk!

Arnavutluk yanıyor… Hem bu sefer pek müthiş!

Bazı Arnavutlar özgürlük iddiasıyla, bağımsızlık hevesiyle ayağı kalktı. Sultan Abdülhamid’in hallini tebliğ eden heyette bulunan Esat Toptani başı çekiyordu. Esat, Osmanlı ordusunun bir subayı. 1897 Yunan harbindeki hizmetlerinden ötürü paşa olmuş bir kumandan. 1. Dünya Harbinde bağımsız Arnavutluk için Osmanlılara karşı düşmanla birlikte savaşıyor. Osmanlı sonrası bir süre Arnavutluğu idare ediyor. Fakat Arnavutluk kralı olamıyor! Bunun üzerine Paris’e yerleşiyor ve orada bir Arnavut talebe tarafından öldürülüyor (1919).

Mehmed Âkif, aynı şiirde en sert sözlerle arnavutçuluğu tel’in ediyor:

Arnavutluk ne demek? Var mı şerîatte yeri?

Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri,

Arabın Türke; Lazın Çerkese, yahud Kürde;

Acemin Çinliye rüçhanı mı varmış? Nerde!

Müslümanlıkta “anâsır” mı olurmuş? Ne gezer!

Fikr-i kavmiyeti tel’in ediyor Peygamber.

Arnavutluk bağımsız oldu da ne oldu? Daha doğrusu ne kadar müstakil ve hür olabildi? Arnavutluğun yüz yıllık tarihi bize nasıl bir ibret hissesi verebilir?

Arnavut krallarını Avrupalılar tayin etti! Karşı sahildeki İtalya her zaman kontrolü elde tutmaya çalıştı. Birinci Dünya Harbinden sonra fiilen işgal etti. İkinci Dünya Harbinden sonra Yugoslavya etkili oldu. Daha sonra kontrol Ruslara geçti. “Sosyalist” Enver Hoca, Arnavutluğu bölgenin her bakımdan en askeri fakat en geri ülkesi haline getirdi! Büyük müslüman ekseriyetine rağmen, katolikler ve ortodoks unsurlar yüzünden bir türlü istikrar sağlanamadı. 1923’te nüfusunun yüzde 65’i müslümandı. Yüzde 20 ortodoks ve yüzde 10 katolik vardı. 2009’da tahmini nüfus 3 milyon 700’e ulaşmış. Nüfusun yarısı kır kesiminde oturuyor. Nüfusun %70’i Müslüman, %20’si Ortodoks, %10’u Katolik…

İtalya'daki Avrupa Üniversitesi Floransa Enstitüsü'nde doktora yapan Olsi Jazexhi [Olsi Yazıcı] Arnavut kimliğinin 20. Yüzyılda batılılar tarafından şekillendirildiğini söylüyor (Milli Gazete, 11.12.2009)

1913'den evvel Arnavut olmak, bugün olduğu gibi, etnik bir anlam taşımamaktadır. Osmanlı döneminde Arnavut olmak, Karadenizli, Anadolulu yahut Rumelili olmaktan çok farklı değildir. “O dönemde Arnavutça konuşan bir Müslüman Arnavut için Arnavut olmak -dini manada- Türk olmak demekti. Tıpkı kendilerini Rum olarak gören Arnavutluk Ortodoks Hıristiyanları gibi... Yunanistan'ın bağımsızlık savaşı boyunca, Osmanlı safında yer alan savaşçılar Müslüman Arnavutlarken, Yunanistan tarafının kahramanları Ortodoks Hıristiyan Arnavutlardı. Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi, Osmanlı yönetimindeki Arnavut halkı için, din birliği dil birliğinden çok daha önemliydi.”

 “Osmanlı Devleti'nin çekilmesinden evvel Balkanlarda Boşnakça, Torbeşçe, Arnavutça, Ulahça veya Rumca konuşan Müslümanları, ırk anlamındaki Türklerle bağlayan şey İslâm ve Osmanlılık olduğu için bir millet olmayı başarabildiler. Bununla birlikte, Osmanlı İmparatorluğunun çöküşünden sonra Arnavut kelimesinin anlamı değişti.”

“Avrupalı güçlerin 1913'de kurduğu ve bugün bizim Arnavutluk olarak bildiğimiz laik devlet, Müslümanların ve Hıristiyanların kimliğini çok değiştirdi… Batılı bilim adamları tarafından geliştirilen resmi mitlere göre Arnavutlar, Balkan bölgesinin İlliryalılar soyundan gelen, Türklerle ilişkisi olmayan eski bir halktı. On dokuzuncu yüzyıl boyunca Batı'da uydurulan bu mitler, son seksen yıl boyunca Arnavutluk'ta zorla uygulandı. Birçok Arnavut, Hıristiyan orijinli olduklarına, milli kahramanlarının Türklere karşı savaşan İskender Bey olduğuna ve İslâm'ın onların milli kimliği ile bir ilişkisinin olmadığına ikna edildi.”

“Modern Arnavut kimliği bir süredir Arnavutluk'un son diktatörü Enver Hoca ve onun görevlileri eliyle pekiştiriliyordu. İsmail Kadare, Aleks Buda, Eqerem Cabej ve diğerleri modern Arnavut kimliğinin kalemşorlarıydılar. Tarih kitapları, sanat, sinema ve edebiyat yoluyla ve komünist devletin desteğiyle, modern Arnavut kimliği genel olarak dinsizlik ve Türk karşıtlığı temelinde şekillendiriliyordu. Komünizmin çöküşünden sonra Arnavut kimliği yeniden değiştiriliyor. Arnavutluk'taki Katolik ve Protestan topluluklar, Rum ve Ulah Ortodokslar canlandırılırken, İslâm hakir görülüyor.”

Mehmet Âkif 1913’te yukarıda bazı mısralarını aktardığım şiiri yazdı. Olsi Yazıcı’nın sözleri, büyük şairimizin meseleyi nasıl kökten kavradığını bir daha gösteriyor.

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim