1. YAZARLAR

  2. Bejan Matur

  3. Beyaz Türklerin otonomisi
Bejan Matur

Bejan Matur

Yazarın Tüm Yazıları >

Beyaz Türklerin otonomisi

A+A-

Ahırkapı açıklarında duran gemileri görmeyeniniz var mı? İstanbul'da yaşayıp bir defa olsun onca geminin yan yana durmasından hayranlık duymayan. Her nedense zihnimde o imgeyle uyandım bu sabah.

Bir arkadaşım anlatmıştı; yeni taşındığı Sultanahmet'teki evinden geceleri bir semt gibi görüyormuş gemileri. Ama sabahları, gece gördüğü evlerin neden orada olmadığını sormak aklına gelmiyormuş!

Geceleri İstanbul göğünden baktığınızda gemiler büyük bir deniz savaşının hazırlığını yapan firkateynler gibi görünür. Aynı gemiler karadan bakarken minyatür gibi sessiz. Derinliği, simetrisi olmayan bir minyatür. Naif düz bir yüzeyde yan yana dizilmiş gemiler. Kuzeye gitmeyi bekleyen. Uzak dünyaları, başka hakikatlere götüren.

İstanbul'a kar yağıyor hâlâ. Kar düşen pencerelerden konuşuluyor. Söz bitmiş değil. Ona sığınılıyor. Kardeşliğin, dostluğun ülkesi olan kelimelere. Bizi birbirimize anlatacak olan. Birbirimize varmamızı sağlayacak olan dile. Ortak bir dil var mı aramızda? Hangi kelimelerle olanı anlatacağız;

Ayrılmaktan, ayrışmaktan bahsedenler Adil Gür'ün Neşe Düzel'e verdiği röportajı okusalar keşke.

Duyguların bu kadar havalandığı, öfkenin önyargıları büyüttüğü bir zamanda bilimin soğukkanlı sonuçlarına bakmak, sarf edilen çoğu sözden daha anlamlı görünüyor.

A&G araştırma şirketinin sahibi Adil Gür, kısa süre önce yaptığı araştırmalardan hareketle çarpıcı sonuçlara ulaşmış; söyledikleri arasında en fazla dikkat çeken otonomi ile ilgili veriler: 'Güneydoğuda kendi meclisi, polisi, memuru olan otonom bir Kürt bölgesine izin verilmesine sadece halkın yüzde 10'u 'evet' diyor. Yüzde 90 'hayır' diyor. Hatta Kürtlerin yüzde 79'u, DTP'lilerin de yüzde 64'ü otonomiye 'hayır' diyor.'

Otonomiye 'evet' diyenlerin kim olduğu sorusuna Gür'ün verdiği cevap oldukça ilginç: 'Evet diyenlerin çoğunluğu Kürt değil. Evet diyenler batıda yaşayan beyaz Türkler.'

Dün Bursa Gazeteciler Cemiyeti'nin konuğu olarak Bursa'daydım. 'Türkiye'de özgürlükler' konulu panelde dilim döndüğünce ortaklıklara işaret eden bir konuşma yapmaya çalıştım. Özgürlüklerin önünde engel olan eşitsizliklere işaret eden bir konuşmaydı. Dinleyicilerden gelen sorular ve genel ruh hali, içinde bulunduğumuz kutuplaşmayı göstermesi bakımından ibret vericiydi. Çoğunluğu Kemalist gelenekten gelen dinleyicilerin, Kürtleri ayrıştıran, bölen olarak tarif etmeleri bana Adil Gür'ün çarpıcı tespitlerini hatırlattı: 'Ayrılmayı savunanların çoğunluğu Türkiyeli beyaz Türklerdir, Kürtler değil.'

Türkiye'de bir ayrışmanın yaşandığına, Kürtlerin ayrılmak istediğine ikna olmuş bir kesim var. Korkularla şekillenmiş önyargılarla hareket ediyorlar. Kürtlerin çoğunluğu ayrılmak seçeneğine 'hayır' dese de, sonuç bu kesimi tatmin etmeye yetmiyor.

Gerçekliği bu kadar kendi bulunduğu yerden kuran bir zihniyet, gerçekliği kaybetmiştir aslında. Kendi dışında akıp giden hayata kapalı, bu kadar dar bir algı ancak ideolojik önyargılar üretir. Bugün olan, aşırı ideolojinin yarattığı fanatizmdir. Doğruların saltanatını elinde bulundurduğuna inanmanın şişkinliğiyle bakanların fanatizmi.

Ülkenin gerçekliği bambaşka veriler sunarken, onlar yokmuş gibi davrananlar, bir alışkanlığı tekrarlıyorlar aslında. 'Gerçek'le ilişkilenmemek alışkanlığı bu.

Kürt kimdir, ne yer, ne içer, ne düşünür haberdar değil. Kürtler görünür olduğunda, konuşulmaya başlandığında neredeyse ırkçılığa yakın bir tepki vermesi bu bilememeden kaynaklanıyor. Üzerine bir gün olsun düşünmediği sorun önüne geldiğinde afallaması bununla ilgili.

Hal buyken yapılması gereken tek şey gerçeği kıble edinmek, sadece gerçeği...

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT