1. YAZARLAR

  2. Hüseyin Bayçöl

  3. Beyaz Türklerdeki korkunun izahı ve sorumluluk
Hüseyin Bayçöl

Hüseyin Bayçöl

Yazarın Tüm Yazıları >

Beyaz Türklerdeki korkunun izahı ve sorumluluk

A+A-

İhsan Dağı'nın laik kesimin korkusunu izah ettiği dünkü yazısı, önemli bir etüt sahasına çağırıyor hepimizi. Dağı, laik kesimin korktuğunu güzel bir tarifle toparladı ama tespit edilenler aynı zamanda hepimize bir hatırlatmaydı.

Zira şimdiye değin laik kesimin bu korkusunun gerekçelerine dair derli toplu bir izah getirilemedi muhafazakâr kesimde. Evet Beyaz Türkler gerçekten korkuyor. Bunun bir izahı yapılmalı ve bu korkuyu rehabilite edecek sağlıklı bir zemin sunulmalı. Normalleşmemiz için bu şart. Bu bağlamda korkuya izah getirecek her yorum bir zenginliktir.

Referandum sonucu da bu korkunun izahını aramaya mecbur kıldı bizi. Şöyle ki Beyaz Türklere dair dikkatlerden kaçan bir gerçeklik var. Evet, bu kesim ötekiyle iletişim kurmuyor, cemaatsel bir kapalılık içinde dış dünyadan kopuyor, felsefi boşluklarından dolayı gittikçe hırçınlaşıyor vs. Ama tüm bunların yanında beyaz Türkler, bir yanıyla toplumun kendisinden ve onun esas rengini belirleyen İslami kesimden gerçekten korkuyor. Referandumun sonucunu toplumsal değişim talebinden okuyamayan ve sonucu sadece İslami kesimin bir zaferi şeklinde değerlendiren beyaz Türkler, her fırsatta da korkularını dillendiriyorlar zaten. Korkunun sebebi de pazarlandığı üzere, şeriat tehlikesi falan değil. Korkunun sebebine dair yeni izahatlar da gerekli. Laik kesim bir asırdan beri Müslümanları, dolayısıyla İslami kesimi dışladığı, insanlara gizli ve açık bir şekilde zulmettiği için derinden derine 'ben yaptım o da yapar mı' endişesini taşıyor. Aydınlar tarafından cesaretle irdelenmemiş olsa da bu endişe sahih bir şekilde yerli yerinde duruyor.

Düşünelim ki egemen konumda olan bu kesimler tam bir asırdır ötekileştirdiklerine zulmetti. Bir asır boyunca bu insanlara "gerici" dedi, "yobaz" dedi ve türlü türlü vesilelerle insanların kutsallarını aşağıladı. Kimse laik kesimden bir insanı zorla kapanmaya zorlamadı ama bu ülkede başını örtenlerin başörtüsü okul kapılarında çığlık çığlığa zorla açıldı. İlim yuvaları zorla kapatıldı. "Şapka kanunu" gibi izahı zor bir uygulama insanlara zorla dayatıldı, partiler zorla kapatıldı, kanaat önderleri haksız bir şekilde idam edildi, Hazreti Peygamber bile devletin resmî kitaplarında yalancılıkla itham edildi. Evet tüm bunlar yapıldı ve bunca gadri yapanlar haklı bir korkuyla kendilerinden örtük veya açık metotlarla öç alınacağını zannediyorlar. Derin bir rövanş korkusu var beyaz Türklerde. "Karşı devrim" diye dillendirdikleri şey de rövanş korkusunun bir diğer tarifi. Ama yanıldıkları ve anlayamadıkları önemli bir nokta söz konusu.

Beyaz Türkler okumadıkları, tanımadıkları için farkında değiller ama Anadolu'nun bin yıllık irfan tarihinde de tecrübe edildiği üzere İslam'ın özünde derin bir af ve müsamaha ahlakı hakim. Tam da bu yüzden İslami kesim felsefi dayanaklarından hareketle laik kesimi çoktan affetmiş, çoktan meseleyi zihninde çözmüş ve gerçekten demokrat bir çizgiye gelmiş durumda. Tabii ki bu tarif İslami tabanlardaki bütün fraksiyonları kapsamıyor. "Demokratik düzen Kur'ani midir değil midir"; o da ayrı bir bahis ve tartışma konusu. Ama mevcut toplumsal manzaramızın içindeki Müslümanlar laik zihniyetten öç alma takıntısını aşmış durumdalar. Mekke'nin fethinde herkesin affedilmesi veya o tavrın birer izdüşümü olan Yunus Emre'ler, Mevlânâ'lar geleneğinden gelen Anadolu'nun Müslümanları, kendilerine haksızlık yapanları gerçekten affediyor ve demokrasiyi gayet sahih bir şekilde sahipleniyor. Beyaz Türklerin korkusu irdelenirken dikkatlere sunulması gereken önemli bir hakikattir bu.

Tüm bu önermelerin en iyi sağlaması da Türkiye'deki gayrimüslim cemaatler. Gayrimüslimler yaşam tarzları, ontolojik dayanakları farklı olmalarına rağmen İslami kesimden korkmuyor, onunla hızlı bir şekilde barışabiliyor. Böyle bir korkunun temelsiz olduğunu gayrimüslimler son yıllarda hızlı bir şekilde anladılar. Gayrimüslimler laik kesimin zorbalıklarına, dayatmalarına açık ifadesiyle yüzyıllık zulümlerine ortak olmadıkları için İslami kesime karşı bilinçaltları gayet rahat ve onlardan gelen müsamahakar tavırlara hemen ikna olabiliyorlar.

Umulur ki beyaz Türkler de söz konusu yanılgıyı daha hızlı bir şekilde atlatırlar. Tabii ki tarihsel hatalar var ama mesele düşmanlık değil de bir korkuysa eğer, bilinmeli ki beş yüzyıldan beri azınlık cemaatleriyle gayet iyi geçinildi. Hem sonra ne yazık ki İslami kesimin de sekülerizm karşısında sürekli irtifa kaybetmesi diye bir gerçeklik de var. İhsan Dağı'nın da değindiği gibi battaniyesinin altında bir korku filmini izler gibi dünyayı seyreden beyaz Türkler manzaradaki değişimi göremiyor, tedirginlikle içlerine kapanıyor ve korkunun verdiği çaresizlikle aşırı refleks gösteriyorlar. Bu hepimizin zararına. Beyaz Türklere bu korkunun yersizliği, toplumdaki müsamaha ahlakı, medeniyetimizden tevarüs edip gelen ruh enginliğimiz daha fazla anlatılmalı. Aradaki perdeler er ya da geç kalkacaktır ama anlatmamadaki veya anlamamadaki tembellik buluşmanın zamanını uzatmakta ve nesillere enerji kaybettirmektedir. Muhafazakâr aydınlara düşen, bu korkunun tarifini yapmanın yanı başında, meseleyi izale etme, korkuyu giderme adına daha fazla neler yapılabileceğine de katkıda bulunmak. Zira ortada en çok suçluluktan kaynaklanan gerçek bir korku var ve bu herkesin nasibini kesiyor.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT