1. YAZARLAR

  2. Yalçın İçyer

  3. Beyaz Maske Düştü Siyah Gerçek Göründü
Yalçın İçyer

Yalçın İçyer

Yazarın Tüm Yazıları >

Beyaz Maske Düştü Siyah Gerçek Göründü

A+A-

Ey Mazlumlar Sizin Kurtuluşunuz Allah'ın Yanındadır

Ey Müslüman Halklar Sizin Kurtuluş Yolunuzu Resulullah Yaşayarak Göstermiş

  يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ اتَّقِ اللَّهَ وَلَا تُطِعِ الْكَافِرِينَ وَالْمُنَافِقِينَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمً

وَاتَّبِعْ مَا يُوحَى إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

 وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ وَكَفَى بِاللَّهِ وَكِيلًا 1

I-GİRİŞ

Bizim gerçek sahibimiz, alemlerin Rabbı Allah'a sonsuz hamdu senalar olsun. Salat ve selam O'nun hamdını en güzel yerine getiren Resullere, yaranlarına ve ehli beytine olsun. Rabbim onların yolunda olanlardan eylesin bizleri.

Son Kitabın Kur'an ve son Resulun Hz.Muhammed(ass), olması her Kur'an'ı hatim ettiğimde anlıyor buna şehadet ediyorum. Bu son hatimimde de bunu bir kez daha gördüm. Dünyamızda cereyan eden olayları izah etmek istiyorsanız Kur'an okuyun ve Resulullah'ın anlamaya çalışın. Olayları anlatmak için bugün 'Kafirun suresini' anlatacaktım. Ancak, hatimide Ahzab suresini okuyordum. İlk ayetleri okurken kararımı değiştirdim. Bana olayları bu ayetler anlattı. Kafirun suresi Mekki bir suredir. Ahzab ise Medeni bir suredir. Üstelik Resulullah'ın Medine'de toplumsal bir istikrar kurduğu bir zamanda indi bu sure. Resulullah'ı kişiliği, ailesi, ehli beyti, Resul olmanın anlamı. Aslında Ahzab suresi Mekke'de inen Kafirun suresinde yapılan anlaşmaya sadık kalmanın sonucudur. Ayetlerin direk muhatabı Resulullah'tır. Bununla ilgili siyeri haberler var. Kurtubi şöyle anlatıyor.

Hutbem üç başlıklı. Bu başlıkları hem ayetlerden aldım. Ayetlerin ışığı ile de dünya gündemine bakarak uygun başlıklar seçtim. 1.Başlık, Mali'den hareketle Afrika insanın başkaldırısını anlatmaya çalışacağım. Beyaz insanın maskesinin düştüğünü tahlil edeceyim. 2.İkinci başlık, ezilen, asimile edilen ve kurtuluş mücadelesi veren halkların sığındığı kurtarıcıların yanlış olduğunu anlatmaya çalışacağım. 3.Başlık yükselen İslamın önüne yine İslam kullanılarak oyuna getirilmek istenen ve müslümanlarında geldiği oyunu anlatmaya çalışacağım. Bunları bana Ahzab suresi anlattıracak.

II-AYETLERİN NUZUL ORTAMI

Yukarda ifade ettiğim gibi bu sure Medine'de inmiş. İndiği ortamı tefsir kitabları şöyle anlatıyor. Özellikle Kurtubi2 ve Mevdudi'nin3 Tefsirlerinden aldığım nuzul ortamı ile ilgili haberleri aktarayım.

Resulullah(ass) Medine'ye geldiğinde Beni Kureyze'nin müslüman olmasını çok istiyordu. Onun için onlara yaklaşıyor ve ikramda bulunuyordu. Çocuklarına, ailelerine yakınlıkta bulunuyordu.  Munafıklara yakınlık gösteriyordu. Bunun üzerine ayetler iner. Başka bir rivayete göre, ayetler, Sufyan b.Herb, İ'krime b. Ebu cehl ve Ebu E'ver A'mr b. Sufyan hakında inmiş. Bunlar Uhud'dan sonra  Resulullah'tan eman isterler ve Medine'ye gelirler. Munafıkların liderlerinden Ubey b. Selule'ye giderler.  Resulullah(ass), onlarla konuşmak için eman verdi. Resulullah'ın bu davranışına Hz.Ömer kızdı. Resulullah(ass) onu uyardı ve bunun üzerine ayetler indi. Aynı kaynaklar o sıralarda cereyan eden olayları şöyle sıralıyor.

Uhud savaşında ki yenilgi. Kısmı yenilgi de diyebiliriz. Çünkü Uhud'da yaklaşık 70 sahabi şehid oldu. Resulullah(ass) yaralandı, mübarek dişi kırıldı. Her ne kadar sonradan Müslümanlar toparlandı ise de ağır yenilgi olmuştu. Dışarıda ise bu büyük bir bozgun olarak bilindi.  Öyle ki Ebu Süfyan  'U'lu ya Hubel; Yücel ey hubel, yücel ey Hubel. Demişti.  Necden beni Esed'in saldırısı. Adel ve Kare kabilesinin eğitimci istemesi ve dört kişinin öldürülmesi, Hubeyb b.Ady ve Zeyd b. ed-Deshıne esir alınıp ve müşriklere satılması. Beni Amr'in istediği 40 veya 70 kurranın biri Mau'ne de saldırıya uğraması, bu durumdan istifade eden Beni Nadr kabilesinin ihanetlerine devam etmesi ve Resulullah'a suikast düzenlemesi. Beni Gatafan ve Beni sa'lebenin Medine’ye saldırı hazırlığında bulunması. Tüm bu olaylar üst üste gelmişti. Bunda istifade eden Mekke müşrikleri teklif getiriyordu. Uzlaşma teklifi getiriyordu.4 İlahları için Müsaade istiyorlar. Resulullah'ın o hengamede yumuşak bakmaya yöneltiyor. Ayetler bu anlamda onu ciddi ciddi uyarıyor. Onu sakındırıyor. Onu korkutuyor. Hem de Rabbinden.

III-AYETLERİN DİL VE GRAMER AÇISINDAN ANLAMI

Ayetler dil ve hitap açısından çok ağır anlamlar ve hitablar içeriyor. İlk ayetin başında ki nida edati, görünen, yakında olan ve direk muhatap olana yapılan bir hitaptır. Tek kişiye, onun için gerekli bir şeyi anlatmak için bildirilen şeyi aktarmak için kullanılan nida edatıdır. Yani bu nidayı işiten bir arap şunu anlara, ' Bu çağırı sadece bana aittir. Benim için gerekli bir hitabı veya gerekli olan bir haberi veriyor.' Arkadan gelen emir, arap gramerinde 'Emir hazırdır' yani muhtaba yapılan emirdir. “İttekillah' 'Allah'tan kork, Allah'a karşı saygılı ol, Allah'tan gelecek azabdan sakın'.  'La Tuti' Bu da muhtabı nehi ediyor. Yani bir şeyi yapmamasını emir ediyor.' Kafirlere ve munafıklara itaat etme, onlara uyma, onların arakasından gitme, onlar söylediklerini yapma' Kafir, kelimesi, inkarcı olarak tercüme ediliyor. En son anlamıyla doğru. Ama gerçek anlamı o değil. Bu kelimenin en çarpıcı anlamı 'Gerçeği örten ve gizleyendir.' Böylece inkara sapandır. Ya da 'Nankörlük yapan' 'kendisine güven olmayadır. Bu anlamda alırsanız bize aktualiteyi güzel açıklar. Sonra, munafıkları getiriyor gündeme. Onlarada uyma. İki kandırıcı, oyuncu, düzenci tuzak kurucu tip. Hiçbir tereddüt bırakmıyor. Şayet uyarsan, sayet bir şey gizlersen hiç unutma ki seni çok güzel bilen ve en güzel hükmü koyan Allah(cc) vardır. Arkasından aynı şiddetle kime uyması gerektiği emri geliyor. 'Sen Rabbından sana gelen vahye uy. Tabii ol. Sakın uymamazlık yapma. Şüphe yoktur ki, Rabbın yaptıklarınızdan haberdar. Hemd en güzel haberdardır. Emirler devam ediyor. Üçüncü ayette de aynı şekilde emir yağmuru devam ediyor. Allah'a tevekkül et. Hele son hitap müthiştir. Allah vekil olarak yeter. 'KEFA' Türçe’de kafi, yeter, yeterli, tamam başkasına ihtiyaç yok. Tüm bu ayetlerin muhatabı yukarda anlatılan olayların psikolojik etkisi altında olan Hz. Muhammed’dir. Bu ayetler onu ilgilendiriyor bize hitap değildir diyebilir miyiz? Diyenlerimiz çıkarsa, hemen aynı surede ki şu ayet cevap veriyor. 'لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراً And olsun ki sizin içinizde, Allah'ı ve ahiret gününü dileyen ve Allah'ı çokça zikir edenlere Allah'ın Resulu alınacak güzel örnektir.'5 Bizim önderimiz odur. Bizim bu dünyada da Ahiret'te de şefatçımız odur. Onun şehadeti bu dünyada da Ahirette de bizim kurtuluş vesilemidir.

IV-AYETLERİN KIRAAT ORTAMI AYETLERİN IŞIĞINDA OLAYLAR YORUM

A-Genel bakış

Onsekizinci asrın ikinci yarısında, Ondokuzuncu asrın başlarında başlayan İslamın yeniden diriliş hareketleri üçüncü devresine girmiş bulunuyor. Bu bir tesbittir. Katılmayabilirsiniz. Gerileyen ve inhitata doğru giden İslam dünyasının ilk onurlu günlerine kavuşması için başlatılan hareketler artık, müstekbirleri ciddir sarsıyor. Şaşkın haldeler. Önümüzde iki engel var. Birisi hastalıklarımız. Irkçılık, mezhepçilik gurupçuluk ve şahit olmama. İkinci engel, müstekbir güçlerin sağdan yaklaşımları ve yanlarına aldıkları yerli çifte standartlı yandaşları ile İslama karşı islamı kullanmaları. Ummet olarak çok zor günler yaşıyoruz. Medine'de kinden daha çok ağır şartlar. O şartlarda Allah'ın uyarılarına uyarak vahye ve sıratı müstakıme sarılan Resulullah ve bir avuç sahabi gibi bizde sünnete sarılır ve sıratı müstakımi ısrarlar devam edersek inşaallah üçüncü devreyi de ağır yararlarla da olsa aşarız. O halde fert fert bu hastalıklarımızdan kurtulmanın cihadını verelim. Kendimizi sorgulayalım. Akidemizi, ahlakımızı, namazımızı, zikrimizi. Gece gündüz Resulun güzel örnekliliğini yaşamanın gayretini gösterelim. Kitaba ve sünnte sarılalım. Allah'ı kafi vekil görelim.

B)-Suriye'de ki durum

Suriyeli direnişçiler, müstekbirleri ve işbirlikçilerini hesabını bozmuş durumda. Esad'a ait bir haber yayınlandı. Doğru ise oldukça enteresan. Beni öldürürlerse iki ülkeyi vurun diyor. Mısır ve İsrail. Neden Mısır? Neden İsrail? Neden Türkiye yok? İsrail, çünkü dostunu yarı yolda bıraktı. O da umudunu kesti ve artık nusayrilerden bir şey beklemiyor. Neden Mısır? Çünkü devlet olarak direnişçilerin yanında oldu. Neden Türkiye değil? Çünkü başta ABD ve batı dünyasının yanında oldu. Onların stratejisini takip etti. Türkiyeli müslümanlar ve gayretleri bundan münezzehtir. Bir hafta önce dımeşkın-Şam- en azgın savaş ortamından gelmiş bir kardeşle görüştük. Diyor, Esad'ı ABD, Batılılar ve Türkiye koruyor. Dedim ben bunu baştan söylüyorum. İran savaşan tarafı zaten. Onun tesbiti bunlar. Bu gerçek gün be gün ortaya çıkıyor. Nitekim dışarda yapılan toplantıları, direnişçiler hep 'MUAMERE' oyun plan tuzak olarak gördü ve görüyor. Şu an Istanbul'da ki toplantının hedefi de tuzak. Suriye ile ilgili oyunlar şimdilik tutmadı. Kürt, Arap, türk, kavgası planlanıyordu. Tutmadı, tam tersi kardeşlik çıktı. Yukarda ki sözü söyleyen bir kürt asıllı kardeş. Aynı şeyi söylüyor. Şayet İran maslahatçılık ve mezhepçilik yapmasaydı, şii sünni oyunu da tutmayacaktı. Ama Maalesef, İran ve Lüblan’dakiler ekmeklerine yağ sürdüler. Herşeye rağmen kardeşlerimiz ilerliyor. Son haftalarda adeta Esad'a emir geldi gidicisin vur vurabileceğin kadar. Yak yık. Ne bombası kullanıyorsan kullan. Onlarda kullanıyor. Fosfor  bombası, misket bombalar, sukud füzeleri vs. Yardım götüren kuruluşlardan ricam, guruplara iki uyarıda bulunsunlar. Kardeşlik ve oyuna gelmememe. İslami bir toplumda ısrar etme. Sıcak oturup bunları yazmak kolay. Ancak denize düşen yılan sarılırsa yılan onu zehirler. İslam dünyasında ki ulusal kurtuluş şavaşlarını getirdiği zehir gibi. Suriyeli kardeşlerimiz tüm acı ve vahşice darbelere rağmen inşaallah diriliş hareketlerinin ikinci merhalesinden ders alır ve ilkede ısrar ederler. '....Allah'ın yardımı nerde?...' diyecek kadar sarsılan geçmiş mücahitlere verileren '....Korkmayın Allah'ın zaferi yakındır....' cevap onlarada verilir. Bu yolu bize Resulullah(ass) gösterdi. Kurtuluşumuz ondadır. Onda ısrar edelim. Bir zaman, ulusal çıkarlarla bizi kandırdılar. Gördünüz ki bu ulusalcılıklar tüm halklara kurtuluşu değil, faşizmi getirdi. Despotizmi getirdi. Cahiliyeyi getirdi. Araplar mı kurtuldu? Türkler mi kurtuldu? Pakistanlılar mı kurtuldu? Evrensel İslami değerlerle hareket eden İmam Humeyni'nin önderliğinde ki İran kurtuldu. Hepimiz, sunnisi, Türkü, Arabı, Kürdü ile destekledik.  Bu güzel bir örnek hakkını vermek gerekiyor. Ama ne zaman ki bu kurtuluş, İrancılığa, yani ulusalcılığa, şiiciliğe dönüştürüldü o da zülme ve zorbalığa dönüştü ve bugünkü tarif edilmeyecek hale düştü. Bundan üçüncü dönem ders almalıyız. Suriyeli kardeşlerimiz ders almalı ve ilkede ısrar etmeli. Allah yar ve yardımcıları olsun. Türkiye ve Arap ırkçı devletleri kullanılarak onlar oyununa getirenlerin oyununu bozma feraseti Rabbim onlara nasip eylesin.

C)-Türkiye'de ki Barış!!! girişimleri

Türkiye'de bir asra yakındır kana dayalı bir sistem vardır. Herkesi damarlarda ki asil kana dayanarak asimile eden TC. Kemalist sistemi artık hertürlü meşruiyyetini kayıp etti. Şu müslüman olduğunu söyleyenler, şu dini kullananlar olmasaydı çoktan yıkılıp gitmişti. Ama Maalesef şeytanın sağdan yaklaşımı onları kandırdı ve sistemi devam ettirdi. Ömrünü uzattı. Asimile edilen, halklardan biri olan Kürt halkına kurtuluş adına marksist ve ırkçı bir hareket çare gösterildi. Ve bundan dolayı yaklaşık otuz yıldır bu kardeş halkların çocukları öldürülüyor ve anneleri babaları ağlıyor. Biri 'şehitler ölmez' diğeri aynı anlama gelen 'şehid namırın' islami tabirleri ile bu halkları biribirine kırdırıyorlar. Turgut Özal'den beri iyi niyetli insanlar bu kirli savaşı durdurmak istedi. Ama her istendiğinde öldürüldü. Anlaşılan bu iki tarafında başları kukladır ve kullanılıyor. Turgut Özal eyalet sistemini de önerdi. Ama ne oldu hem o ve hem de paşalar öldürüldü. Şimdi en son yine bir girişimde bulunuldu. Doğrusu sevindim bu sefer hiç olmassa başarılı olsun. Ne adına olursa olsun. Ama ne garipse yine baltalandı. Birileri bu girişimi Hudeybiye ye benzetiyor. Allah'tan korkun kardeşim. Ne Hudeybiyyesi. Kim Resulullah'ın tarafı ve kim Mekke müşriklerinin tarafı? Bir tararf kana dayalı kafa tasçı batıcı, laik demokratik, kemalist rejim diğeri guya zülme karşı çıkmış ama yine ırkçılığa ve cahili sistemler dayalı bir yapı. Biz baştan beri iki tarafa da taraf olamadık ve bu kirli savaştır dedik ve diyoruz. İki tarafta kendisini İslama mensup kılıyor. Karma karışık bir kaos oluşmuş bir durum. Hutbemin ayetleri hep bana cevap veriyor. Gelin kahir ekseriyeti müslüman olan iki halkın insanları bu tuzakları bozalım. Allah'tan korkalım. Vahye tabii olalım. Kurtuluşumuz bundadır. Kurtuluş ulusalcılıkta olsaydı, Kur'an Resulullah'a bu yolu gösterirdi. Kemalist rejim bu akidesi ile ne Türkler ne diğer kavimler kurtuluş getirmedi. Savaş dursun. İnşaallah Allah bu pisliğin kalkmasını gösterir. Peki savaş olmadığı halde, bir asırdır kemalist rejimin öldürdüğü insanlar ne olacak. Hapislerde çürüyenler. 1960, 1971, 1980 ve 1989’larda ve daha önce ki katliamlarda nice insanlar öldü. Dersim, Şeyh Said kıyamından önce ve sonra, Ustad Saidi Nurs(Kurdi) hareketinde niceler hapislerde çürüdü, ipe gitti. Bu sistem kaldıkça barış nasıl olur? Allah aşkına din adına konuşanlar iki tarafın girdiği yalan yoldan çıkmaları için çaba gösterin. Paris'te öldürülen bayanlardan birisinin Diyarbakır cezaevinde yapılanlarla ilgili PKK eski yöneticilerinden birisine yazdığı mektupta anlattıkları işkenceler savaşta yapılanlardan çok çok daha canice değil mi?6 Kim öldürdü onları? Aynı mektupta cevaben şu yazılı. '..Ey Falan en işbirlikçi ve de hain olarak öldürülenin cenazesi en kahramandır' Biliyor musun?  Aklıma 1987'de elime geçen Mehmet Şener'in annesini Abdullah Öcalana yazdığı mektup geldi. O zavallı anne. Ne beddualar yapıyordu. Ne acılar dile getiriyordu. Evet barış olsun. Bu kirli katliam dursun. Ama kurtuluş bunda değil, nerede olduğunu da bir kez daha görelim. Artık Allah'ın dinini bu kirli oyunlara alet etmeyelim. Allah'ın gayretine dokunmayalım. İki tarafta cami denen yerlerde bu saf ve koyunlaştırılmış halklardan hesaba gelmiyecek kadar para topladılar ve ABD şahinlerini zengin kıldılar ve yine bu mazlum halkın çocuklarını  biribirine kırdırdılar. Kim terörist? Kana dayalı kafa taslakçı bir sistemini buna karşı çıkan mı? Ey müslüman anneler ve babalar artık bu hakikatı gizleyen çifte yüzlülere uymayın. İkinizide kucaklayan Resulullah'a dönün.  Ey mazlumlar, hangi ırktan ve hangi dinden olursanız olsun, sizin yanınız Rahman ve rahim olan Allah'ın yanıdır.

D-Beyaz maske düştü ve siyah gerçek göründü

Mali, Afrika’nın ortasında bir milyon ikiyüzbin km kare toprağa sahip zavallı bir ülke. Somali gibi. Cazair gibi. Yıllar önce bir deli siyahi vardı. 'İYDE EMİN, dört İngilize, iki ağaç üzerinde yaptırdığı ottan bir taht üstünde kendisini taşıtmıştı. Herkes ona deli diyordu. Ama beyaz insanın zulmüne olan öfkeyi anlatıyordu. Beyaz insan, barış!!!, medenileştirme!!!, modernleştirme!!! adına siyahilere iki üç asırdır kan kusturuyor. Bunu Somali'de canlı gördük. Eskiden askeri devrimler yaparlardı. Onbinlerin kanını dökerlerdi. Özellikle, Fransa, İngiltere ve ABD kimsenin haberi olmazdı. Ama artık o günler çok geride kaldı. Cezayir'de onların yalancı demokrasilerinin seçimi ile bile olsa iktidara gelen FİS devrildi. Şimdi Mali devrede. Somali’de başaramadılar ve başaramayacaklar. Yine şu işbirlikçi Arap kralları ve TC olmassa Şebab onları çoktan sürmüş ve tabii kaynaklarını kendi ellerine almış ve diğer bölgelere örnek olmuştu. Mali'de dört İslam'i hareket vardır. Ah bunlar bir olsaydılar. Ülkenin büyük kısmı onların elinde. Afrika halkı beyaz insanın beslediği kukla önderlerin oyununu anlamış. Fransa devlet başkanı Hollande, kısa bir zaman önce sömürgeciliği itiraf etti ve artık buna dönülmeyeceğini söyledi. Güya sosyalistçe konuştu. Ama şu an en katilce siyahilere saldırıyor. Öyle aciz ki adeta avrupa ülkelerine yalvarıyor. Bize yardım edin burası Afganistan olabilir. Artık eskisi gibi sessiz sedası devrim yapmıyorlar. İçleri öfke dolu siyahiler, Somali'de öldürülen conilerin ölüsünü sokaklarda gezdirmekle belirtmişlerdi. Gerçi bu davranışı hoş görmüyorum. İslami olamaz. Ama Somali'de beyaz maskenin yaptıklarını öğrenirseniz veya aynı şeyi sizin başınıza getirirlerse ne yaparsınız ayrı bir olay. Ama buna rağmen katılmamak gerek. Yine Cezayir'de ki rehine alma olayına tam katılmamak gerek. Tabii daha ne olup bitmiş bilmiyoruz. Ama şu gerçek var ki Mali saldırılarını uçuş üstü Cezayir’dir.  ABD ve patı emperyalizminin bir işgal şekli de şirketleşmedir. Bunu da biliyoruz. Orada çalışanların masum işçiler mi olduğu ne malum. Bakalım bir olay netleşsin. Genelde Afrika, özelde Mali için yazılmış bir yazıdan aldığım şu satırları dikkatinize sunayım.

Afrika baharı mı?

Esasen bu bölge bir açıdan Ortadoğu’yu andırıyor. Pek çok Batı Afrika ülkesinde hem otoriter yönetimler var hem ekonomik açıdan büyük başarısızlıklar söz konusu. Koloni geçmişi bölge liderleri ile Batı arasında güçlü bir bağı hâlâ yaşatıyor. Otoriter rejimler Batı’dan aldıkları tanınma bileti ile ülkelerini istedikleri gibi yönetiyorlar. Ancak yıllar boyunca halkların bezginliği belirli bir aşamaya gelmiş durumda. Bir bakıma Batı Afrika’da bazı ülkeler ‘Arap Baharı’ öncesi mesela Mısır’daki bezginliği anımsatıyor. Dolayısıyla Mali krizi iyi yönetilemezse peşi sıra bütün Batı Afrika’yı etkileyecek bir dalgalanmaya yol açabilir. Mesela bir dönem İngilizler ile Fransızlar arasında ortadan ikiye paylaşılarak sömürge haline getirilen Mali’nin hemen güneydoğusundaki Burkina Faso, benzer biçimde patlamaya hazır bir bomba gibi duruyor. Aynı biçimde Ensar ed-Din’in neredeyse fiilî yönetim kurduğu Kuzey Mali’nin hemen Cezayir’in altında olduğunu hatırlamak lazım. Bu riski öngören Cezayir ve Burkina Faso yönetimleri, zaten bir süredir açık kapalı biçimde isyancı Ensar ed-Din ile görüşmeler yapıyorlar.

Mali’deki Ensar ed-Din örneğinde önemli bir nokta da şudur: Afrika’nın batısından daha kuzeye uzanan bir büyük alanda kasabalarda ve kırsallarda farklı bir siyasallaşma cereyanı yaşanıyor. Daha ziyade Ortadoğu’nun şehirlerinde ortaya çıkan İslamcılıktan farklı olan bu dinî siyasallaşma daha çok Selefi bir örgü içinde evriliyor. Mısır’ın güney ve batısında olduğu gibi kırsal alanlarda ve küçük kasabalarda insanlar büyük şehirlerdekinden farklı bir dinî ideolojiyi benimsiyorlar. Genel olarak İslamcılık ve diğer İslamî hareketler, Ortadoğu’nun şehirlerinde ortaya çıkmıştır ve şehirli kimlik bu kütlenin demokrasi, piyasa gibi alanlarda işini kolaylaştırmıştır. Halbuki kırsal alanda evrilen İslamî hareket daha radikal unsurlar içeriyor. Şehirli İslamî hareketin kırsal ile konuşma yeteneğinin nasıl dönüşeceği bu açıdan büyük önem taşıyor.7 Yazar Afrika baharı mı? Diye soruyor. Ben, 'beyaz maskenin düşmesi veya siyahilerin direnişi, uyanışı' diyorum. İnşallah.

Aynı yazarın şu ifadelerine de aynen katılıyorum. 'İslamcı hareketler' gibi ifadeleri hariç. 'Hiç şüphe yok ki Fransa eski Fransa değil. Artık kimse eskisi kadar Fransızca öğrenmek istemiyor. Fransız sineması sadece sanatsal olarak bu işe vakit ayıran küçük bir grubun takdir ettiği marjinal bir kıyıya doğru hapsolmuş durumda. Üstelik demokratikleşme, sivilleşme gibi konularda Fransa’dan ilham almak neredeyse modası geçmiş bir durum.'8

V-SONUÇ

Evet sevgili kardeşler! Sizlere ve tüm aklı selim düşünen insanlara bu ayetlerin ışığı altında çağırıda bulunuyorum. Bizim kurtuluşumuz ve insanlığın kurtuluşu sonsuz rahmet sahibi olan Allah'ın yanındadır. Allah'ın Resulunun yaşadığı ve bize tanıttığı yol ve yöntem bizim kurtuluş yolumuzudur. Gelin ona sarılalım. O bize şöyel tavsiye ediyor. 'Bu benim doğru yolumdur Ona uyun. Başka yollara uymayın.....' Her namazımda 'Ancak sana kulluk yapar ve ancak senden yardım dileriz. Bize sıratı mustakımi göster. Gadaba uğrayanların ve sapıtanların yolun değil.'9 Hutbemin başında ki ayetleri bir kez daha okuyalım ve kendimizi Resulullah ve ashabını yerine koyalım. Onlar gibi olmanın çabasını ortaya koyalım. Rabbim bu güzel yolu bizlere nasip eylesin. Bizim ve tüm mazlumların kurtuluşu olacak 15.asırlık hakıkatı yeniden bizler göstersin. Bu uğurda bize mücadele azmi versin. Allah'a emanet olun.

 

Dipnotlar:

1-K.K. 33.Ahzab suresi1-3

2-Cami El-Ahkam El-Kur'an Li-Ebi A'bdillah El-Kurtubi 14.Cild Dar-El-Fikir Arapça Baskı

3-Tefhim El-Kur'an El-Kerim 4.Cild Ahzab suresi İnsan Yayınları

4-Tefhim el-Kur'an İnsan yayınları 4.cild Ahzab suresi girişi Ebu A'la El-Mevdudi

5-K.K. 33.Ahzab Suresi21.ayet

6-Haksöz  haber sitesi

7-Zaman Gazetesi 17.01.2013 16.sayfa

8-agk

9-K.K. Fatiha suresi 1/3,4,7

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum