Beşşar’ın Affı İdamdan Sonraki Af Gibi

04.06.2011 03:45
Beşşar’ın Affı İdamdan Sonraki Af Gibi
Suriye’de Beşşar Esad yönetiminin genel af ilan etmesi inandırıcı bulunmadı. Türkiye’nin baskıları ile “genel af” ilan eden Esad yönetimini bu adımın da kurtaramayacağını ifade eden muhalifler “Artık çok geç” diyor.

Akit'e konuşan uzmanlar da Ortadoğu'da bir diktatörün daha yolcu olduğunu belirttiler. İslam dünyasının Suriye'de 1100 kişinin öldürülüp 10 binden fazla kişinin tutuklanması karşısındaki sessizliğini de eleştiren uzmanlar adalet ve vicdan kavramlarına vurgu yaptılar.

Suriye'de Beşşar Esad yönetiminin genel af ilan etmesi, reform sürecinin başladığı izlenimini verse de muhalifler artık "çok geç" olduğu konusunda hemfikirler. Affın etkin olarak kullanılmayacağı ve sadece zaman kazanmak amacı ile ilan edildiğini savunan muhalifler Türkiye'de yaptıkları konferansta da bu yalana kanmayacaklarını açıklamışlardı. Akit'e konuşan Suriye ve bölge uzmanları da Esad'ın ilan ettiği genel affın halk tarafından kabul görmediğini söylediler. Uzmanlar; "Önemli olan siyasi özgürlükler, yurt içi ve dışında beklenen siyasi aflar ve seçimlerdir. Ardından işkence ve ölüm olaylarına sebep verenlerin adalet önüne çıkarılması" dediler.

ESAD'IN AFFI İDAMDAN SONRAKİ AF GİBİ

Suriye üzerine yaptığı araştırmalarla bilinen ve olayların başlamasının ardından ısrarlı takibi ile Türkiye kamuoyunu Suriye konusunda bilinçlendiren İHH Genel Başkan Vekili Osman Atalay, Beşşar Esad'ın siyasi af ilanının idamdan sonraki affa benzediğini söyledi. Esad'ın sürekli zaman kazanmaya çalışan atraksiyonlara girdiğini belirten Atalay; "3 aydır dünya kamuoyu ve Suriye halkını kandırmaya çalıştı. Kendisinden ısrarla beklenen dostane tavsiyelere asla kulak asmadı. İlan ettiği siyasi af, muhalifler ve halk tarafından kabul edilmedi. 3 ay evvel ilan edilse idi bir şans olarak görülebilirdi. Artık çok geç. 10 bin insan evlerinden alınıp götürülmüş. Nerede ve hangi şartlarda tutulduğu bilinmiyor. 32 çocuk hayatını kaybetti ve çocuklara işkence yapıldığı tespit edildi. 1160 insan hayatını kaybetti. Tanklar şehirleri kuşatıyor. Dünya, Suriye'de ne olduğunu hâlâ öğrenemiyor. İşte bu tablo karşısında Suriye devleti asla siyasi af çıkarmıyor. Önemli olan siyasi özgürlükler, yurt içi ve dışında beklenen siyasi aflar ve seçimlerdir. Ardından işkence ve ölüm olaylarına sebep verenlerin adalet önüne çıkarılması" şeklinde konuştu.

ESAD BARIŞÇIL BİR ŞEKİLDE ARTIK GÖREVİ DEVRETMELİ

Antalya'da toplanan muhaliflerin konferansına katılımının çok yönlü olmasının de sevindirici bir durum olduğunu söyleyen Atalay; "Buradan çıkan en önemli karar Beşşar'ın görevini barışçı yollarla devredip gitmesidir. Burada Suriye halkı kararını vermiştir. Antalya'da alınan en güzel kararlardan biri de Alevi ve Sünnilerin eşit haklara sahip olacağı ve azınlıkların haklarının gözetileceği kararıdır. Kürt, Alevi, Sünni ve Hıristiyan temsilcilerin katılması ve ortak karar alması Esad'a açık bir mesaj olmuştur. Suriye için bu saatten sonra reform kararları halkı heyecanlandırmaya ve inandırmaya yeterli olmayacaktır. Beşşar'ın reform kararları Suriye halkına değil, dünya kamuoyunu oyalama taktikleri olarak verildi. Suriye için artık çok geç. Suriye halkı kararını vermiş. 40 yıllık dikta Baas'ı gidecek diyor. Bedeli ağır oluyor ama bu bedeli göze almış bir direniş görüyoruz. Suriye direnişi içerik itibarı ile ne Yemen'e ne de Libya'ya benziyor. Dikkatli, hassas ve provokasyonlara karşı bütün etnik yapılar birbiri ile samimi ilişki içerisindeler" dedi.

KAN İÇEN ORTADOĞU VAMPİRLERİ BİRER BİRER YOK OLACAK

Uzun yıllar Suriye'de yaşayan ve Ortadoğu hakkında yaptığı araştırmalarla bilinen yazar Şerafettin Mollaoğlu da yaptığı açıklamada; Yıllardır ihtişam, şatafat, zulüm, kan, acı, gözyaşlarıyla beslenmiş ve tekebbürle, tecebbürle muhaliflerinin kanını içen bu Ortadoğu vampirleri birer birer yok olacaktır. Allah'ın izniyle bundan kimsenin şüphesi olmasın" diye konuştu. 28 yıl önce Hama katliamında 40 bin Müslüman'ın katledilip, cesetlerinin sokaklarda sürüklendiğini, yaralıların hastanelere sokulmadığını ve binlerce Müslüman'ın akıbetinden hâlâ haber alınamadığını söyleyen Mollaoğlu; "Aradan 28 yıl geçmesine rağmen oradaki Müslümanlara yıllardır nefes aldırılmamıştı. Suriye'de üniversiteden arkadaşlarım var. Yıllar geçmesine rağmen korkularından olaylardan bahsedemiyorlardı. Bugün ise oğul Esat babasının zulmünü kaldığı yerden devam ettiriyor. Yine insanlar evlerinden gece alınıp katlediliyor, kadınlara tecavüz ediliyor, yaralılar hastanelerde Esat'ın askerleri tarafından öldürülüyor, orduda bulunan Sünni askerler katledilerek muhaliflerin katlettiği süsü veriliyor. Şam uleması sessizliğini korurken bu zulme dur demeyi düşünen âlimler gece evlerinden alınıp zulmedilerek devletin uygun gördüğü Cuma hutbeleri zorla camilerde bu âlimlere okutuluyor" şeklinde konuştu.

MÜSLÜMANLARIN DA KAFASI KARIŞIK

Suriye konusunda Müslümanların kafasının da karışık olduğunu ifade eden Mollaoğlu; "Olaylar Amerika kışkırtmasıyla bu boyuta ulaştı diyen Müslümanlar daha çoğunlukta. Çünkü Amerika ve İsrail yıllardır bu rejimin değişmesi için Suriye'ye baskı yapmış ama rejimi değiştirememişlerdi. Suriye olayları Batının ya da Amerika'nın kışkırtmasıyla değil, Ortadoğu'da başlayan zulüm ağaçlarının yaprak dökümü silsilelerinden sadece birisidir. Olaylar başlayınca da gerek Avrupa gerek Amerika olayları dışarıdan desteklemeye başlamış, hemen her gün ABD Dışişleri'nden Suriye olayları hakkında basına bilgi verilmektedir" dedi. Bahreyn ve Yemen'deki özgürlük mücadelelerini destekleyenlerin Suriye'deki zulmü görmezlikten gelerek Esat rejimine destek olduğunu söyleyen Mollaoğlu; "Türkiye'de ise Akdeniz ötesindeki zulmü görenler, La Mübarek ve Kaddafi'ye nasihat edenler bize bir adım ötede olan Esat zulmüne sessiz kalıyorlar. Âlimler Birliği diğer ülkelerdeki olaylarda kıyamet koparırken, fetva üstüne fetva verirken Suriye hakkında hiç sesleri çıkmıyor. Yıllardır zulmün en acısını tatmış bazı İslami gruplar Suriye'deki zulümlere şahit olmalarına rağmen olaylar konusunda sessiz kalmayı tercih etmişlerdir" diye konuştu.

MASLAHATLAR ÇAKIŞTIĞI İÇİN ZULME SESSİZİZ

İslam dünyasının yıllardır kaybettiği adalet ve vicdan kavramlarını yakalamaya çalışırken maslahatlar çakıştığı için sessizliğini korumasının bu kavramları yakalamaya daha layık olmadığını bir defa daha gösterdiğini ifade eden Mollaoğlu, şöyle devam etti: "Daha dün Afganistan'da, Bosna'da gayri Müslim ve Müslüman olduğunu iddia eden zalimlerin zulümlerine karşı mücadele edenlere mücahit diyen İslam dünyası, 48 yıllık Esat'ın zulüm düzenine karşı çıkan Müslümanlara neden sahip çıkmıyor? Gazze'deki katliamlarda dünyayı ayağı kaldıran Müslümanlar bugün Suriye için neden sessizler? Müslümanların kanı aynıdır ve mukaddestir. İster bu kanı İsrail akıtsın ister Müslüman olduğunu iddia eden zalimler fark yoktur. Sonuçta akan kan Müslüman kanıdır. İslam dünyası Suriye konusunda imtihanı kaybetmiştir."

Mustafa R. Özgür / Yeni Vakit

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim