Beşir’le Vals ve Gazze katliam

08.02.2009 04:38

Erhan Başyurt

Beyazperde'de çizgi film sayısı giderek artıyor.

Sadece çocuklara yönelik filmler değil, politik-eleştiri içeren çizgi filmler de artık sinema salonlarını süslüyor.

2007 yapımı "Persepolis", İran Devrimi ve sonrası yaşananları konu ediniyordu ve oldukça beğeni topladı.

Şimdi de "Beşir'le Vals" vizyonda.

İsrailli yönetmen Ari Folman, başrole kendisini oturtmuş.

Film, 1982'de Lübnan'ı işgal sırasında Sabra ve Şatilla Filistin mülteci kamplarındaki katliamı konu ediniyor.

Ari Folman, savaşa katılan 19 yaşında İsrailli bir asker.

Ancak katliamları 20 yıl sonra görmeye başladığı rüya ve halüsinasyonlarla hatırlamaya başlıyor.

Beraber savaştığı arkadaşlarıyla buluşup, hafızasını tazeliyor.

Bu arada, insanın savaşı ve katliamları nasıl kanıksadığını, psikolojik ayrışma uyguladığını ortaya koyuyor.

"Beşir'le Vals"i daha da ilginç kılan, kullanılan yeni teknolojiler filan değil.

Sürmekte olan Gazze saldırısı ile yaşanan insanlık dramının kesişmesi...

Sivil katliamları ve arkasındaki askeri mantık uyuşuyor.

Eleştirel filmin, İsrailli ödüllü bir yönetmen tarafından çekilmesi de önemini arttırıyor.

Çizgi filmlerde, sıra dışı sahneler çok daha kolay yansıtılıyor.

Ne var ki, duyguları yansıtmak her zaman gerçek görüntü kadar etkili olmuyor.

Nitekim, yönetmen filmin sonuna, Sabra ve Şatilla kamplarında olay sonrası çekilen gerçek görüntüleri de koymuş.

Yürek burkan, parçalanmış bebekler, kadınlar, üst üste yığılmış erkek cesetleri...


 Filistinli bir kadın başına vurarak feryat ediyor: Nerede Araplar...

Katliamı, İsrail'in desteklediği Hristiyan "Falanjist" militanlar, liderleri Beşir Cemayel'in suikastının intikamı için gerçekleştiriyor.

İsrail işgalinin başlama nedeni de tanıdık:

 "FKÖ militanlarının Güney Lübnan'dan, İsrail'e gönderdikleri roket saldırılarına son vermek."

1982'de yaşanan katliamın sorumlusu olarak kabul edilen Ariel Şaron, daha sonra İsrail Başbakanı oldu.

"Beşir'le Vals", Gazze'deki katliamların arka planını anlamak için güzel bir çizgi film.

Tabii, 18 yaşından büyüklere...

Vatan hainliği bu kadar kolay mı?

CHP lideri Deniz Baykal'ın "Her mahalleye Kur'an Kursu açma" açılımına ölçüsüz tepkiler yükseliyor.

İki eski Yargıtay Başsavcısı dün sert bir tavır ortaya koydular.

Refah Partisi'ni "dini siyasete alet etmekle" suçlayan ve kapatılmasını sağlayan Vural Savaş, "Biz Atatürkçüler, dini siyasete alet edenleri vatan haini olarak kabul ediyoruz" dedi.

"367 krizinin mimarı" Sabih Kanadoğlu ise, "Oy avcılığı için dini siyasete alet ediyorlar. Tarih onları affetmeyecek" yorumunda bulundu.

Atatürk'ün kurduğu CHP böylece, "daha Atatürkçüler" ile tanışmış oldu.

 "Sarı Zeybek"
filmiyle tavan yapan Can Dündar'ın, "Mustafa" filmiyle yaşadığı şokun bir benzeri.

Peki vatan hainliği bu kadar basit mi?

Ne yaptı Baykal?

Çarşaflılara rozet taktı... "Kur'an Kursları temel ihtiyaçtır" dedi.

Bu açılımlar nedeniyle, rejim tehlikeye girdi ve laiklik yok mu oldu?

Tam tersine, CHP uzun zaman sonra "inançlara saygılı bir siyaset" ortaya koydu.

Seçmen tabanını olmasa da toplumsal barışı ve laikliği güçlendirdi.

Türk siyasi tarihinde kritik kararlara imza atmış hukuk adamlarının, siyasi bir partiye yönelik bu ağır sözlerini anlamak mümkün değil.

Sanırım Can Dündar'ın ardından Baykal da, böylece, "Vahşi Batı"nın değişmez prensibi "Her zaman daha hızlısı vardır"ın Türkiye uyarlaması ile tanışmış oldu:

"Her zaman daha Atatürkçü'sü vardır..."

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim