1. HABERLER

  2. KİTAP KRİTİK

  3. Bergusi ve "Yoldaki Mühendis" Kitabına Dair
Bergusi ve "Yoldaki Mühendis" Kitabına Dair

Bergusi ve "Yoldaki Mühendis" Kitabına Dair

insan 67 kez müebbet ve artı 5200 yıl ceza almak için ne yapmış olabilir?

A+A-

Ahmet Maruf Demir, Bergusi'nin Ekin Yayınlarından çıkan kitabını değerlendirdi:

Gölgelerin Prensi: Abdullah Bergusi

Biyografiler oldum olası hatta doğdum doğası beni etkilemiştir. Öyledir? Annemin soğuk kış gecelerinde uyuyamama sebep kızgınlığını kahramanı öldürerek çıkarttığı,; sobanın kızıllığını dışına kadar yansıtan alevlerin ısısında anlattığı işte o kahraman ve yiğitlerdir.

Böyle büyüdüm ben. Hep, "şu dağında  ardında..."  cümleleriyle başlayan annemin dudaklarına dalarak ve başımı göğsüne dayayarak, dizelerine başımı koyarak "hep şu dağında ardında olan adam gibi..." hayallerini kurup uykuya direnerek, bilenerek büyüdüm.

Uyku bir böyle zamanlarda ilişemedi bana. Bir de bayram gecelerinde. Oldum olası ve hatta doğdum doğası o kahraman ve yiğitleri dinlerken uyuyamadım. Ki uyuyamazdım! Çocukluğumda ise bayram gecelerinde, heyecanımdan uyuyamazdım bu kez. Gün geldi, büyüdüm. Acılarım da büyüdü. Şimdi de uyuyamıyorum!

Uyuyamadığım yine böyle bir gece de bu kitabı okudum işte. Bir kitaptan fazlasını okudum desem aslında daha doğru olacak. Bir hayat hikayesini. Kitabın baş kahramanının ve yiğidin kendi kaleminden zamana ve mekana şahitliğini. Hayata tanıklığını: Bir otobiyografiyi...

Özetle; büyüdükçe acılardan uyuyamayan bir bünyenin, küçüklüğünde uykuya direnerek dinlediği o anne hikayelerde geçen, işte o adamın ta kendisini ve mücadelesini okudum yani.

Gölgelerin Emir'i/Emir'el Zil. Abdullah Galip Bergusi/Ebu Usame.

Kitap Ekin Kitap ve Yayın Evinden bir kaç ay oldu çıkalı. Kitabın adı ise; Yoldaki Mühendis. Kitap, Siyonist İsrail rejimi tarafından tam tamına 67 kez müebbet ve 5200 yıl ceza alan bir mahkumun salt hayatını değil, hayat dolu mücadelesini ve siyonist İsrail güçleri tarafından yakalanmasına  kadar geçen süre içerisinde yaşananları anlatıyor. Öyle ki böylesine bir cezaya mahkum edilmiş bu şahsın hayatında olup bitenlerin anlatıldığı bu kitabı yine bu cezayı alan, yani o baş kahraman, yani o yiğit, yani o mücahid, yani o mühendisin yazması da apayrı bir anlam katıyor kitaba.

”Eğer bu ceza bir kabilenin bireylerine dağıtılırsa çocuklarına kadar hiç kimse hapishaneden canlı çıkamaz.” ¹

İlk ağızdan ve ilk tanıktan bir yaşamı okuyacağınız bu kitabın her harfinin, her cümlesinin ve her sayfasının o kadar kıymetli olduğunu anlıyorsunuz ki; bir kaç sayfa sonra içinizde, küçükken hayalini kurduğunuz o direnişçi ruhunuz, bu dünyayı değiştireceğim tutkunuz birden canlanıveriyor. Kitap hiç bitmesin istiyorsunuz. Kitabın bittiği yerde ise bu güne kadar eğer bir nesnellik, bir siliklik, bir tembellik varsa sizde yada oluşmuş ise birden bunların yerine öznelliğe, belirmeye ve direnişe evriliyorsunuz. İsteseniz de istemeseniz de!

“Uzun zamandır tek kişilik karanlık bir hücrede yaşıyorum. O kadar uzun zaman ki artık senelerini saymakta acizim…

Tek kişilik karanlık hücreye konulmadan tam altı ay boyunca soruşturma merkezlerinde dolaştırıldım. Bu merkezlerde ölümü gördüm… Ölümle konuştum… O da benimle konuştu… Çok defa ölüme dokundum… Fakat el-Kahhâr olan Allah'ın yardımıyla ölüme galip geldim…"

Yoldaki mühendis kitabını okuduğum günden beridir kimi görüyor ve kiminle oturuyorsam muhakkak bu kitabı okumasını tavsiye ediyorum. Hatta meraklarını artırmak için Yoldaki Mühendis'in bana gurur veren, göğsümü kabartan ve Müslüman olduğum için hamdimi artıran kitaptan şu anıyı da aklımda kaldığınca, dilim döndüğünce de (bizzat bu hikayeyi ilk ağızdan/kitaptan okuyasınız diye alıntı yapmayacağım) anlatıyorum:

...annemle telefonda konuşurken siyonistler benim o araçta olduğumu zannedip aracı bombaladılar. Araç hurdaya dönerken ben annemle konuşmaya devam ediyor bir yandan da önümdeki meyve tabağından elma yiyordum (...) sinyal bozucu sistem ile, İsrailli casuslardan birine ait olan bir inşaata olduğumu zannedip İsrail askerleri eğitilmiş köpekler ile operasyon düzenlediler (...) köpeklerin üzerindeki kameralardan olup biteni de önümdeki televizyon görüyordum (...) bu sırada elmalar bitmiş portakallara geçmiştim!  

Böylesine bir dehadan bahsediyor bu kitap.

Zorluklar içerisinde geçen bir çocukluğun ardından borçlarını ödemek için G. Kore'ye çalışmak için giden bir gencin hayatını...

G. Kore'de çaresiz kalan bir gencin Bilgisayar ve sistemlere merak salması sonucu hackerlığa nasıl adım attığını...

Bilgisayar ve internetin insanların hayatına yeni yeni girdiği bir zaman da Güney Kore'ye çalışmak için giden bu gencin G. Kore'deki GSM operatörlerini, o dönemin imkanları ile hackleyerek Ürdün'deki anne ve babasını nasıl arayıp da bedava bir şekilde görüştüğünü...

Daha sonrasında para kazanması sonucu nasıl da zenginleştiğini...

Ticaretteki başarısını...

Ticaretteki bu başarısını ve alabildiğince zenginliğini Filistin ve Kudüs davası uğruna nasıl kullandığını, harcadığını...

Filistin ve Kudüs davası uğruna ne tür mücadelelere girdiğini, ne tür badireler atlattığını, yaralanmasını...

Gölge Emir/Gölgelerin Prensi lakabı ile anılmasına neden olan Siyonist İsrail tarafından yıllarca aranmasına rağmen bulunamamasını... 

Sahte kimlikler, sahte hesaplar ve sahte adresler ile kendisini nasıl gizli kıldığını...

Yakalanmasına sebep olayı...

Altı ay boyunca işkence merkezlerini dolaştırılmasını ve işkencelere galip gelmesini...

Ölümle konuşmasını...

2003 yılından beridir tek kişilik hücresinden yazdıklarını...

Açlık grevlerini anlatıyor bu kitap!

Ve bütün bunların  ötesinde... her şeyin ötesinde ve üstünde Onun Allah'a olan peygamberi teslimiyetinden bahsediyor.

"Siyonistler tarafından tutuklanmadan önce hayatımın en güzel yıllarını geçirdim. Başım dik ve yükseklerdeydi. Mescid-i Aksa'nın kandillerinin yakılacağı yağın Filistin'e, özgür savaşçıların toprağına gelmesi çok yakındır… Aydınlık yarınlar yakındır. Siyonistlerin, Allah'ın mübarek kıldığı Mescid-i Aksa'dan gitmeleri yakındır. Filistin'in emperyalizmden, işgalden ve zulümden özgürlüğüne kavuşacağı günler çok daha yakındır.”

Her İslam hanesinde bulunması ve her hane halkı tarafından okunması gereken bu kitabı naçizane anlatmaya çalıştığım bu yazının kendisine özgürlük getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum.

Bu yazıyı yüreğime, zihnime ve ruhuma, aklıma direnç ve heyecan getiren Yoldaki Mühendis’i tanıdıktan sonra, günlerdir dinlediğim Abdullah Bergusi adına bestelenen ve söylenen marşlar eşliğinde yazdığımı da belirtmek istiyorum.²

Ve tavsiye etmiyorum. Israr ediyorum. Muhakkak bu kitabı okuyun!

Ayrıca,

Ey Ümmetin gençleri!

Allah şahit ki ve hamdolsun ki böyle yiğitler ile aynı çağda yaşıyoruz. Yoldaki Mühendis dışarıdayken düşmanın kalbine korku salıyordu. Şimdi ise karanlıklardan nurlar saçmaya devam ediyor. Kitap yazıyor. Yetmiyor. İsrail zindanlarından gardiyanları atlatarak Gazze’deki bir radyo’ya canlı yayına bağlanıyor ve şunları söylüyor:

"Bizim ahdimiz ve sözümüz üzere sabır ve sebat ettiğimizi bilin. Düşmana acımayın. İzzeddin El-Kassam Tugayları esir takası konusunda acele etmesin. İşgalci bizi ister şimdi serbest bıraksın, isterse bin yıl sonra serbest bıraksın, hiçbir şey değişmeyecek. Bizim düşüncemiz sabit kalacak"³

Yolu yolumuz olması duasıyla...

--------------------------

Dipnotlar:

1- Gazeteci-Yazar Yasir Zeatir

2- Gölgelerin Prensi lakaplı esir Kassam komutanı Abdullah Bergusi’ye ithafen yapılmış bir marş albümü. http://muslimmedya.com/golgelerin-prensi-arapca-mars-albumu/

3- Abdullah Galib Bergusi konuşması Türkçe altyazılı: https://www.youtube.com/watch?v=DH-Uo1qMJMk

 

HABERE YORUM KAT

4 Yorum