1. YAZARLAR

  2. Faruk Beşer

  3. Bereket unsuru ve israf
Faruk Beşer

Faruk Beşer

Yazarın Tüm Yazıları >

Bereket unsuru ve israf

A+A-

Bereket de bir İslam kavramıdır. Yüceliği, bolluğu ve hayrı anlatır.

Bir şeyde Allah'ın ilave katkısı varsa onda bereket var demektir, yani o şey mübarektir. Tıpkı, yanında bir adet bedava, dendiği gibi.

Allah için tebarakellah deriz, O'nun yüceliğini ve hesaba gelmeyen bereketin kaynağı olduğunu anlatmak için.

Bazı şeyler özellikle bereketle yaratılmıştır. Allah; Mekke'yi, Mescidi Aksa'yı, suyu, selamı, zeytin ağacını, Kadir Gecesi'ni ve bizzat Kuranı Kerim'i mübarek kıldığını söyler. Yani bunlarda Allah'ın bol bereketi var demektir.

Lanet ise rahmetten soyutlanmakla bereketin gitmesi anlamındadır. Allah'ın bir şeye lanet etmesi, onu kendi katkısından, rahmetinden, bereketinden uzak tutması, kendi haline bırakmasıdır. Bereketsizliğe lanetlik de denebilir. Allah'ın sevmediği her şey böyledir. O halde müsrifleri Allah sevmiyorsa, onlar bir bakıma lanet alanındadırlar, yani bereketten uzaktırlar. Ya da israf lanetliktir, bereketsizliktir.

Bundan dolayı İslam iktisat anlayışında bereket unsuru denen bir şey vardır ki, bunu başkaları anlamaz. Yani siz israf sayılan tüketimden, Allah'ın sevmediği bir şey olduğu inancıyla, mesela on birim kurtarırsanız, elinizdeki sadece on birim artmış olmaz, ona bir de sizin niyetiniz oranında Allah'ın katkısı, yani bereketi eklenir. Malınız, ömrünüz, zamanınız bereketlenir. Bereketi sayısal fazlalık olarak görmemek lazım. İşe yarar olma, faydalı olma, hayrını görme berekettir.

İşte israf bereketi öldürür. Modern toplum aynı zamanda bir israf toplumudur. Ne yazık ki müslümanlar da bu anlamda modernleşmektedirler.

Tabak kırarak, dökerek, akıtarak, yakarak, havaya uçurarak zevk alma, aptalca bir hedonizm / zevkperestlik, bu medeniyetin ürettiği eğlenme kültürü değil mi? 'Siz hiç hevasını / arzularını ilah edinenleri görmüyor musunuz?' anlamındaki ayet bunu anlatmıyor mu?

Elimize kalem kâğıt alıp banyomuzdan başlamak üzere gereksiz ve bulunmasa da bir eksiklik oluşturmayan eşyamızın çetelesini tutarsak ne kadar da müsrif olduğumuzu görmüş olabiliriz. Kullandığımız havlunun ebadı bile bir israf konusudur.

Odalarımızı hangara çeviren mobilyalarımız, kat kat perdelerimiz, yemek yerken üst üste koyduğumuz tabaklarımız, vitrinlerimiz, biblolarımız, çorbaya ayrı, tatlıya ayrı kaşık ve çatallarımız hepsi gösteriş istihlakidir, israftır.

Televizyonlarda en çok izlenen programlar yemek tarifleri. Böyle bir programın yapılması israf, izlemesi israf, tarif ederken birinden öbürüne boşaltılan kaplarda bırakılanlar israf, soyulan patatesin kalın bırakılan kabuğu, atılan fazlalıklar, boşuna akıtılan su israf… İzleyen kadınlar da bütün bu israfları aynen kendi mutfaklarında uyguluyorlar.

Şu haber düşündürücü ve de utandırıcı değil mi? 'İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye'de halen 600 bin kişi açlık sınırında yaşarken günlük üretilen 205 milyon adet ekmekten 10 milyonu çöpe atılıyor. Atılan ekmeğin maddi karşılığı 7 milyon TL'yi geçiyor'. Bu rakam yıllık 2,5 milyar TL demek ve sadece ekmekteki israfı gösterir. Aslında atmayıp yediklerimizin de yarısı israftır. Gösteriş amaçlı ziyafetlerimiz, bu ziyafetlerden artıp atılanlar, sevap alma düşüncesiyle verdiğimiz şaşaalı iftarlar, marka merakımız… hepsi israf içerir.

Dört başı mamur müslümanlarımızın bile sofralarından atılan kırıntılar, tabaklarımızda bıraktığımız artıklar, beğenmeyip döktüğümüz yemekler hep bu modern kültürün içimize sızmış israf virüsleridir. Demek ki, israfın kadınlarımızın bilgi, bilinç ve becerisiyle de çok büyük ilişkisi vardır.

İsraf Allah'ın lanetini gerektiren bir günah olduğu gibi, israftan kaçınma da her iki dünya için kârlı bir ibadettir. 'Yok mu düşünenleriniz, ey akıl sahipleri!'

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum