Benim için de CHP ve Yargı “yok” hükmünde!

06.06.2008 02:03

Hasan Karakaya

Dün, bu yazıyı yazmak için oturduğumda, henüz Anayasa Mahkemesi’nin kararı açıklanmış değildi... Biliyorsunuz; “milli iradenin tecelligâhı” olan Meclis, Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerinde değişiklik yapmış, bu değişiklikle, “üniversitelerde başörtüsünün serbest olduğuna” karar vermişti... Ancak, başında Bay Baykal’ın bulunduğu CHP, bu değişikliğe karşı çıkmış ve Meclis’in aldığı kararın “yok hükmünde” sayılması için Anayasa Mahkemesi’ne müracaat etmişti...

İşte Anayasa Mahkemesi, dün öğleden önce ve öğleden sonra iki toplantı yaparak “CHP’nin başvurusu”nu görüştü...
Dediğim gibi; ben yazıya başladığımda, henüz Anayasa Mahkemesi’nin kararı açıklanmış değildi...
İşte bu yüzden; bir yandan “Anayasa Mahkemesi’nin, neye karar vereceğini” merakla beklerken bir yandan da İstanbul’da düzenlenen “uluslararası bir sempozyum”a dikkat kesildim.
BÜYÜKANIT’IN TESBİTLERİ
İstanbul’da; Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı’na (ATASE) bağlı Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi (SAREM) tarafından Harp Akademileri Komutanlığı Atatürk Harp Oyunu ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Orta Doğu: Belirsizlikler İçindeki Geleceği ve Güvenlik Sorunları” konulu uluslararası bir sempozyum vardı.
Türkiye’nin yanı sıra 52 ülkeden, 124 uzman, Orta Doğu’nun geleceğini ve güvenliğini tartışmak üzere toplantıya katılmıştı.
İşte bu toplantıda, Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt da konuştu ve bana göre “son derece önemli tesbitler”de bulundu.
Bu tesbitleri önemli kılan;
“Bilgi” ve “belge”ye dayalı olmalarıydı...
Evet, bir “paranoya ürünü” olmamasıydı!..
En önemlisi de “sığ” olmamasıydı!..
Öncelikle, “Büyükanıt’ın tesbitleri”ni aktarayım...
“Orta Doğu coğrafyasının bugün dünya petrolünün yüzde 55’ine, doğalgazın da yüzde 40’ına sahip olduğu görülüyor... Sanıyorum sadece bu rakamlar bile Orta Doğu’daki istikrarsızlığın nedenlerini anlama konusunda bir fikir veriyor.
Şunları kendimize sormak durumundayız;
Acaba Orta Doğu’yu bu duruma getiren etnik, dinsel ve ideolojik çatışmalar mı, yoksa bu çatışmaları tetikleyen işlevi dış ve büyük çerçevede olan güçler mi?”
Büyükanıt’ın bu sözleri, nasıl okunmalı?..
Bana göre Büyükanıt demek istiyor ki;
Özelde Ortadoğu, genelde tüm dünyadaki “çatışma”ların temelinde “petrol” ve “doğalgaz” var!..
Bunlara “ucuz ve kolay” yoldan sahip olmak isteyen “küresel güç”ler ve “büyük devlet”ler, Ortadoğu’da “istikrarsızlığa” yol açıyorlar!..
Yani, Ortadoğu’daki “istikrarsızlık” ve “çatışma”ların temelinde “etnik, dinsel ve ideolojik çatışmalar” yok!..
Ya, ne var?..
“Küresel güçler”in entrikaları!..
BÜYÜKANIT-BAYKAL FARKI
Biraz önce söylediğim gibi;
Org. Yaşar Büyükanıt’ın bu tesbit ve tahlilleri, “bilgi”lere ve “belge”lere dayanıyor!..
O yüzden de, konuşması “sığ” değil!..
Gelin, şimdi de “dünkü sempozyum”dan çıkıp, 30 Mayıs gününün Kadıköy’üne gidelim.
CHP Genel Başkanı Bay Deniz Baykal, Kadıköy Belediyesi’nce yaptırılan Belediye Meclis Binası ve Kozyatağı Kültür Merkezi’nin temel atma töreninde konuşuyor ve diyor ki;
“Mustafa Kemal ve arkadaşları sapasağlam bir Türkiye Cumhuriyeti kurmuşlar. Şu İran’a bir bak, şu Irak’a bir bak, şu Afganistan’a bir bak. Onlar ne halde, biz değiliz. Niye?.. Fark ne?.. Niçin?.. Çünkü Türkiye’den bir Mustafa Kemal Atatürk geldi geçti. Laiklik temelini tekrar güçlendirmemiz lazım.
Bu temele su kaçırıyorlar. Bu Atatürk temeline su kaçırıyorlar. Bunu tekrar güçlendirmemiz lazım...
Laikliği ortadan kaldırırsak İslâmiyet Türkiye’de daha mı güçlü olacak? İslâmiyet, Lübnan’da daha mı güçlü, İran’da daha mı güçlü, Afganistan’da, Irak’ta daha mı güçlü? Orası mı bize örnek olacak, yoksa biz mi onlara örnek olacağız? Allah göstermesin, Türkiye onlara benzerse ne oluruz? Türkiye’yi bir terör coğrafyasına mı dönüştürmek istiyorsunuz? Bunlar çok yanlış oynuyorlar. Çok tehlikeli işlerle oynuyorlar. Laiklik ilkesi olmasaydı;
Türkiye de; Irak, İran ve Afganistan gibi etnik, dinsel ve ideolojik çatışmalara sahne olabilir, o ülkeler gibi; Türkiye’de de kan gövdeyi götürebilirdi!”
Evet, Bay Baykal bunları söylüyor!..
Peki, Org. Büyükanıt ne diyor;
“Ortadoğu’yu bu duruma getiren etnik, dinsel ve ideolojik çatışmalar mıdır, yoksa bu çatışmaları tetikleyen küresel güçler mi?”
Ve, bunun sebebi de;
“Petrol” ve “doğalgaz” mıdır?
Bu “kıyaslama”yı özellikle aktardım ki;
Kim “sığ”dır, kim “derin”dir, iyice ortaya çıksın!..
Ama, özetle ifade etmek gerekirse;
Ortadoğu başta olmak üzere, tüm dünyada var olan “istikrarsızlık, huzursuzluk ve çatışmalar”ın temelinde, Org. Büyükanıt’a göre, “petrol, doğalgaz ve küresel güçlerin entrikaları” vardır!..
Bay Baykal’a göre ise;
Oralarda “laikliğin olmayışı” vardır!..
Onlar “laik” olmadıkları için “çatışma”lardan kurtulamamakta, “İslâmiyet’i güçlü olarak yaşayamamakta”dır!.. Dolayısıyla; Türkiye, “İslâmiyet’in en iyi yaşandığı ülkedir!!!”... Mi acaba?..
İSLÂMİYET ÇOK İYİ YAŞANSAYDI
Türkiye, “İslâmiyet’in en iyi yaşandığı ülke” olsaydı, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, “hac” aleyhinde konuşabilir, Peygamber Efendimiz’i aşağılayan küstahça sözler sarfedebilir miydi?..
Türkiye; “İslâmiyet’in en iyi yaşandığı ülke” olsaydı; Şanlıurfa ve Diyarbakır halkı, hiç Deniz Baykal ve Önder Sav’a bu şiddette tepki gösterir miydi?..
Tepki gösterdiler, çünkü;
CHP’lilerin “İslâm karşıtlığı”na öfkeliydiler!..
CHP’lilerin üzerine “yumurta” ve “domates” fırlatıp, “Kahrolsun CHP” diye slogan attılar, çünkü; CHP’yi “İslâmi yaşantının önündeki büyük engellerden biri” olarak görüyorlardı...
Türkiye, “İslâmiyet’in en iyi yaşandığı ülke” olsaydı, “İslâm’ın emri” olan başörtüsü acaba “yasak” olur muydu?..
Türkiye; “İslâmiyet’in en iyi yaşandığı ülke” olsaydı; “Milli iradenin tecelligâhı” olan Meclis’in 411 üyesi “milletin talebi” doğrultusunda “başörtüsünün serbestliği”ne karar veriyorken, CHP denilen parti “Milletin 411 temsilcisi”nin verdiği kararı iplemeyip, bunu iptal ettirmek için “Yargının 11 üyesi”ne gider miydi?..
BU BİR “YARGI DARBESİ”DİR!
Ve “yargının 11 üyesi”nden, 9’u da;
Ben, tam da yazının burasına gelmişken, “saat 17.30”da açıklanan kararıyla; “milletin yüzde 80 çoğunluğu”nun değil de, “milletin yüzde 20’si”ni temsil eden “CHP’nin talebi”ne uygun karar verir miydi?..
Hem de; “görev ve yetkisini aşarak” böyle bir skandala imza atabilir miydi?..
Öyle ya;
Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkisi, Anayasa’da yapılan değişiklikleri “şeklen” incelemektir!.. Ama mahkeme; Anayasa’nın 10. ve 42. maddesinde yapılan değişiklikleri “esas”tan incelemiş ve değişikliği “laikliğe aykırı” bularak “yok hükmünde” saymıştır!..
Aynen, “CHP’nin istediği” doğrultuda!..
Oysa, mahkemenin böyle bir “yetki”si yoktur!..
Anayasa Mahkemesi, bu kararıyla “görev”ini ihlâl etmiş, “yetki”sini aşmıştır!..
Bu, bir “yargı darbesi”dir!..
“Kuvvetler Ayrılığı” ilkesine göre, “Yasama” görevi, yani “yasa yapma” görevi Meclis’indir!.. Ama, “yüzde 20’lik CHP’nin talebi doğrultusunda” karar veren Anayasa Mahkemesi; kendisini “Meclis’in yerine” koymuş ve hatta “Meclis’in de üstüne çıkarak” Meclis’in yaptığı değişikliği iptal etmiştir!..
MİLLETLE ÇATIŞAN BİR YARGI
Açık ve net söyleyeyim;
Bu karardan sonra, benim için de Anayasa Mahkemesi “yok” hükmündedir!.. Çünkü Anayasa Mahkemesi, Meclis’in görev alanına “tecavüz” etmiş ve Meclis’in yetkisini “gasp” etmiştir!..
Kısacası, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir “Yargı Cumhuriyeti” haline geldiği, bir defa daha görülmüştür!..
Çünkü, sözümona “Türk Milleti Adına” karar veren yargı, “Türk Milletini iplemez” bir tavır içindedir!..
Anayasa Mahkemesi, madem ki milletin, yani benim talebimi “yok hükmünde” sayıyor, bu saatten sonra benim gözümde de CHP ve Anayasa Mahkemesi “yok hükmünde”dir!..
Ne kararlarını tanıyorum, ne de kendilerini!..
Dahasını da söyleyeyim;
Bu tür kararlar, korkarım ki, “küresel güçlerin tetiklemesi”ne zemin hazırlar!..
Merak ediyorum; “Milletin inanç ve değerleri aleyhinde” yani milletle çatışan kararlar verip, “küresel güçlerin ekmeğine yağ sürmek”le CHP’nin ve Anayasa Mahkemesi’nin eline ne geçecek?..
Ama, ellerine bir şey geçmesi gerekmiyor ki!..
Nasıl olsa;
“Türkiye’nin yönetimi ellerinde!”
------------------
9 büyüktür, 21 Milyon’dan
Hani, hep; “Burası Türkiye... Bu ülkede olmaz, olmaz!” deriz ve “her an her şeyin olabileceğine” inanırız ya, bu inancı haklı çıkaracak gelişmeler hiç eksik olmaz bu ülkede!..
Meselâ; “demokratik ülke” deriz, sokaklarında “tanklar” yürür!..
Meselâ, “Matematiğin 4 işlemi”nde, 9 rakamı küçük bir sayıdır, 411 ise büyük!..
Ama, burası Türkiye... Burada “matematiğin kuralları” değil, “yargının kuralları” geçerlidir!.. Yargı, eğer “9 büyüktür 411’den” diyorsa, geçerli olan budur!..
Çünkü Türkiye’de; “yargı ne diyorsa, o!”dur!..
Çünkü Türkiye’de; “Millet”in 21 Milyonu bilmez, o iradenin temsilcisi “Milletin Meclisi” bilmez, ama “Anayasa Mahkemesi’nin sadece 9 üyesi” bilir!..
Kısa ve net ifadesiyle; “9’un, 21 Milyondan büyük olduğunun ispatlandığı” tek ülkedir Türkiye!..
Bu ülkede matematik de sökmez, demokrasi de!..
Çünkü bu ülkede, “kurallar” değil, “krallar” egemendir!

Vakit gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim