Benim Adım Makedonya

05.09.2011 19:50

İbrahim Sediyani

 “Nie ne sme Grçki. Ne sme Bugarski ili Srpski. Nie sme Makedonski.”
(Biz Yunan değiliz. Bulgar ve Sırp da değiliz. Biz Makedon’uz.)

Komşumuz Yunanistan, tam 20 yıldır  Birleşmiş Milletler (BM) ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) toplantılarında “oyunbozanlık” yaparak, birliğe üye diğer devletlerin başını ağrıtıyor. Birliğin diğer ülkeleri nezdinde belki de “incir çekirdeğini dolduramayacak kadar” önemsiz bir konuyu Yunanistan kendisi için “millî dâvâ” haline getirdiğinden, koskoca BM ve NATO, nasıl bir sonuca gideceğini bilemez duruma geldi. Konu, bağımsız olan Makedonya’nın bu isimle tanınıp tanınmaması.

Yunan halkı, kültürlü bir halktır. Köklü bir medeniyet geçmişi olan, demokrasi, felsefe ve olimpiyatlara beşiklik yapmış toprakların asil topluluğudur. Bu özelliklerine ilaveten Akdeniz insanının sıcakkanlılığını da taşıyan bu halkın basiretsiz ve seviyesiz politikalar üreten yöneticilere sahip olması, talihsizlikten başka birşey değil.

Yugoslavya’nın dağılmasının (1991) ardından Atina ile Üsküp arasında “Makedonya” adıyla ilgili 20 yıldır süregelen anlaşmazlık öyle kolayca çözüleceğe benzemiyor. Yunanistan, bağımsızlığını kazandığı günden beri Makedonya Cumhuriyeti’nin uluslararası platformlarda bu isimle tanınmasını engellemeye çalışıyor. Ve üstelik, bunu başarıyor da.

Makedonya’nın ismi her ne kadar “Makedonya Cumhuriyeti” ise de, Yunanistan’ın itirazından dolayı Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde bu isimle değil, “FYROM” ismiyle tanınıyor; yani “Former Yugoslavian Republic of Macedonia” (Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya).

Yunanistan, bağımsızlığını kazandığı günden beri Makedonya Cumhuriyeti’nin uluslararası platformlarda bu isimle tanınmasını engellemeye çalışıyor. Krize arabuluculuk eden BM’nin önerdiği “Makedonya – Üsküp Cumhuriyeti”, “Yukarı Makedonya” ve “Yeni Makedonya” gibi isimler Üsküp’te kabul görmedi. Makedonyalılar, “Kabul ettiğimiz tek isim, anayasamızda yazılı olan, Makedonya Cumhuriyeti ismidir” diyorlar, haklı olarak.

Makedonya Cumhuriyeti, Türkiye dahil 120 ülke tarafından bu isimle tanınmasına rağmen “Makedonya” adını kesinlikle kabul etmeyen Atina’yla kriz yaşıyor. Kendisini “Makedonya Cumhuriyeti” olarak adlandıran ülke, Yunanistan’ın itirazları nedeniyle BM nezdinde “Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya” olarak anılıyor. Çünkü Yunanistan, kendi topraklarında “Makedonya” adında bir bölge olduğunu belirterek, bu adın kullanılması halinde yanlış (?) anlamlara yol açacağını ve ayrılıkçı imâlar taşıdığını ileri sürüyor. Üsküp hükûmeti ise “Makedonya” ismini değiştirmeyi reddediyor.

Yunan devleti, “Makedonya” isim hakkının sadece kendilerinde olduğunu ve bu ismi kendilerinden başka hiç kimsenin kullanamayacağını savunuyor. Yunanistan, Makedon Kralı Büyük İskender’in anavatanı ve bugünkü Yunanistan ülke sınırları içinde bulunan antik Makedonya bölgesinin adının başka bir ülke tarafından kullanılamayacağını söylerken, Makedonya Cumhuriyeti ise “Hiçbir ülkenin başka bir ülkenin adını değiştirmesine hakkı yoktur” diyor.

Evet, Yunanistan’ın bu çocukça tavrı çocukları bile güldürecek nitelikte ancak, Yunanistan’ın tavrından ziyade burada daha ironik olan tavır, bizzat BM’nin tavrıdır. BM’nin bu konuda Yunan tarafının kaprislerini dikkate alması tek kelimeyle komedidir. Düşünün; sizin bir isminiz var ve sırf komşunuz o isminizi kabul etmiyor diye siz isminizle kimlik alamıyorsunuz! Makedonya şu anda BM’nin 193 üyesi içinde kendi ismiyle tanınmayan, kendi ismiyle tanınmadığı için kendisine başkalarının taktığı isimle üyeliği kabul edilen tek üyesidir.

Düşünebiliyor musunuz, Makedonya yüzde yüz haklı, Yunanistan yüzde yüz haksız ama Birleşmiş Milletler denen uluslararası örgüt, Yunan tarafından yana tavır alıyor. BM’nin 193 üyesi var ama kimse de çıkıp bu haksızlığa engel olmaya, Makedonya’ya destek olmaya yanaşmıyor.

Yunanistan’ın bu kaprislerinden dolayı Makedonya Cumhuriyeti sadece ismini değil, 1992 – 95 arası kullandığı bayrağını da değiştirmek zorunda kalmıştır.

Makedonya bayrağındaki güneş sembolü, Vergina Güneşi’ni sembolize etmektedir. 3 bin yıldan fazladır Makedonlar’ın kültürel simgesi olarak kullanılmaya devam eden ve dünyadaki en yaşlı simgelerden biri olan Vergina Güneşi, 8 büyük ışın ve 16 küçük ışın yayan bir semboldür. Büyük İskender’in babası II. Philipp’in hanedanının sembolü olan Vergina Güneşi, uzun yıllar boyunca madenî paralar, askerî malzemeler üzerine işlenmiş bir desen olup, Makedon Krallığı’nın sembolü sayılmıştır. Modern zamanlara kadar tarih boyunca Makedonlar’ın ulusal nişanları olmaya da devam etmiştir. Makedon kadınlarının halk kostümlerinde özel olarak kullanılmaktadır. Bir takım mücevheratlara da yansıdığı görülmüştür.

Makedonya Cumhuriyeti 8 Eylül 1991’de bağımsızlığına kavuşunca, devlet bu Vergina Güneşi’ni bayrak sembolü olarak belirledi. Bağımsızlığın kazanılması şerefine Makedon Postanesi, 1992’de Makedon bayrağını yansıtan bir pul piyasaya sürdü. Ancak tıpkı doğu komşusu Türkiye devleti gibi başka halklara ve kültürlere ait herşeyi sahiplenmeye meraklı olan Yunanistan devletine göre Vergina Güneşi bir “Yunan sembolü” idi. Bu yüzden AB’ye ve Makedonya’ya bayrak konusunda baskı yapılmaya başlandı. Makedonya Cumhuriyeti’nin baskılara dayanamayan ilk cumhurbaşkanı Kiro Blagoje Gligoro, imzalanan 13 Eylül 1995 tarihli antlaşma ile Makedonya bayrağını değiştirmek zorunda kaldı ve kırmızı fon üzerinde altın renkli bir güneş bulunan bugünkü bayrağı benimsedi.

* * *

Ne komik bir durum, değil mi? Sadece ticarî ürünler değil, coğrafya isimlerinde de “patent” olayının olduğunu Yunan devleti sayesinde öğrenmiş olduk.

Yaşadığımız yerde Bingöllü bir âîle vardı. Yıllar önce doğan kızımıza “Elif” ismini verdiğimiz için bize küsmüşlerdi. İki oğulları olan bu âîle dostlarımız, meğerse bir gün kızları olursa ismini “Elif” koymak istiyorlarmış. Bu durumda isim hakkı onlarınmış. Biz nasıl olur da, onların kendi kızlarına koymayı düşündüğü ismi kullanırmışız?

Yunanistan’ın yaptığı da biraz buna benziyor.

* * *

Yunanistan’ın bu tavrı sadece “kapris” ancak BM, NATO ve AB’nin Yunanistan’ın bu çocukça davranışlarını ciddîye alması “kapris”ten öte tam bir “komedi”!..

Ben hukuçu değilim, yasalardan tasalardan anlamam ama bildiğim kadarıyla hukukta dâvâların “biribirlerine emsal teşkil etme” özelliği vardır. Yanlışım varsa düzeltiniz; bildiğim kadarıyla sonuçlanan bir dâvâ, kendisinden sonraki benzer dâvâlara “emsal teşkil eder.”

Lafı nereye getirmeye çalıştığımı sanırım çok iyi anladınız. Yunanistan emsal teşkil ettiği için başka devletler de kalkıp aynısını yapabilir; BM’ye itiraz başvurusu yapıp başka ülkelerin isimlerini değiştirtebilir.

İşte böyle düşünerekten elime yine her zamanki gibi bir Dünya Atlası aldım ve Makedonya gibi yarısı bağımsız, yarısı da başka bir ülkenin egemenliği altında olan daha ne kadar coğrafya var diye göz gezdirdim.

Gördüm ki bu durumda olan 7 ülke / coğrafya daha var. Yani Yunanistan ciddîye alındığına göre, dünyada 7 ülkenin daha ismini değiştirmesi gerekiyor.

Avrupa’da, Benelüks bölgesinde bulunan Lüksemburg’un adını değiştirmesi gerekiyor. Çünkü Belçika’nın bir vilayetinin ismi “Lüksemburg”dur, bu durumda ismin patenti Belçikalılar’dadır.

Peki Lüksemburg’a verilecek yeni isim ne olmalıdır? Ülkenin yerli dildeki ismi olan “Lëtzebuerg” ismini kullansınlar diyeceğim ama, bu isim Belçika Lüksemburgu’nda da kullanılıyor. Sonuçta aynı etnik kökenden gelen insanlar.

İsmi bir yana bırakalım da, Lüksemburg’un gururla taşıdığı uluslararası trafik plaka işareti olan “L” harfi ne olacak? Bu plakayı ismi L harfiyle başlayan hangi ülkeye vereceğiz?

L harfli plakayı Afrika’daki Liberya’ya verelim diyeceğim ama bunu vicdanım kabul etmiyor. Çünkü ismi “özgürlük ülkesi” anlamına gelen bu ülkede “liberty” (özgürlük)’nin L’si bile yok. Lesotho’ya verelim diyeceğim ama insanlar haritadaki yerini bile bilmiyorlar. Liechtenstein’a vermeye kalksam, benim cici ülkem olduğu için kıyak geçiyorum diyecekler. Satrançta atlar L çizerek hareket ettikleri ve Türkler de “at, avrat, silâh” kültürüyle büyüdükleri için bunu Orta Asya’daki devletlerden birine verelim diyeceğim ama Türkî cumhuriyetler içinde L harfiyle başlayan devlet yok.

Buldum! Biz bu L harfli plakayı saklayalım ve günün birinde “Lazistan” kurulursa, ona verelim. (Bunu iyi akıl ettim gerçekten. Kendimle ne kadar gurur duysam, azdır.)

İrlanda Cumhuriyeti’nin de adını değiştirmesi gerekiyor. Çünkü Birleşik Krallık’ı meydana getiren dört parçadan birinin adı “Kuzey İrlanda” olup, bu durumda “İrlanda” isminin patenti Britanya’ya aittir. Hem, bu isim İrlanda dilinde “yeşil ada” demektir ve bu isimde dünyanın birçok yerinde adalar bulunur. Hatta Türkiye’de bile var; Isparta’daki Eğirdir Gölü’nde bulunan adanın ismi “Yeşilada” değil mi?

Kafkasya’daki Azerbaycan Respublikası’nın da adını değiştirmesi gerekiyor. Çünkü İran’da “Azerbaycan” isminde eyâlet var; hem de bir değil, tam iki tane. Ortadoğu’da bulunan Kürdistan Federe Devleti’nin de hiç şansı yok. Kürt devleti “Kürdistan” ismini kullanamaz, çünkü İran’da “Kürdistan” isminde eyâlet var. “Azerbaycan” adında olduğu gibi “Kürdistan” adında da patent İran’ın elinde.

Bağımsız olmadan önceki ismi “Doğu Pakistan” olan Bangladeş’in de ismini değiştirmesi gerekiyor. Çünkü “Batı Bangladeş” Hindistan’ın bir eyâletidir ve başkenti Kalküta’dır. Bu durumda ismin patenti Hindistan’ın elindedir. Bangladeşliler kendilerine başka bir isim bulmak zorundadırlar. (“Doğu Pakistan” dediler olmadı, “Bangladeş” dediler olmadı. Bence “Avare” olsun. Millî marşlarını da Raj Kapoor yazsın!)

Yecuc ve Mecuc’un çıktığı topraklar olan Moğolistan’ın da adını değiştirmesi gerekiyor. Çünkü Rusya’da “İç Moğolistan Otonom Bölgesi” var. Orda insan yaşıyor mu yaşamıyor mu bilmiyorum ama bu isimde bir bölge var ya, siz ona bakın.

Afrika’daki Sudan da ismini değiştirmek zorunda, bu durumda. Zira anlamı “siyâhlar” olan Sudan, bütün İç Afrika için kullanılan tarihî ve coğrafî bir isimdir.

* * *

Söylediklerimi ciddîye alsanız da almasanız da birşey değişmeyecektir ama “uluslararası toplum” Yunanistan’ı ciddîye aldığı için, yukarıda söylediklerimin hepsi “şaka” olmaktan çıkabilir.

Çünkü hukukta dâvâların “biribirlerine emsal teşkil etme” özelliği vardır; bir dâvâ, kendisinden sonraki benzer dâvâlara “emsal teşkil eder.”

 “Uluslararası hukuk” açısından bakarsak, yukarıda söylediklerimin hepsi şaka olmaktan çıkabilir.

Bu ne demektir, biliyor musunuz? İran devleti isterse Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ismini değiştirebilir; çünkü İran’da Azerbaycan diye vilayet var. İran isterse Kürdistan Federe Devleti’nin ismini de değiştirebilir; çünkü İran’da Kürdistan diye vilayet var; İran İslam Cumhuriyeti Parlamanteso’na bu bölgeden giden milletvekilleri de “Kürdistan milletvekili” olarak giriyorlar. İran devleti isterse, dünyanın hiçbir yerinde “Azerbaycan” ve “Kürdistan” isimleriyle bir devlet oluşumuna müsaade etmez.

Faraza İran yarın BM’ye başvursa ve dese ki, “Ben kuzeyimdeki Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ismini kabul etmiyorum. Bu ülke ismini değiştirmelidir. Benim topraklarımda Azerbaycan diye bir bölge olduğu için Azerbaycan Cumhuriyeti bu Azerbaycan ismini kullanamaz”; sizce ne olur?

BM mecbur kabul edecek İran’ın talebini. Çünkü Yunanistan’ın aynı yöndeki talebini kabul etmiş ve Makedonya Cumhuriyeti kendi ismini kullanamıyor. Yunanistan bu dâvâda emsal teşkil edecektir. BM ise aynı dâvâda iki ters karar alamaz! Yunanistan’ın itirazını kabul ettiğine göre İran’ın itirazını da kabul etmek zorundadır; yok eğer bunu etmeyecekse o zaman öbürünü de kaldırmalıdır.

Görüyorsunuz, değil mi? Yunanistan’ın kendi içinde “Makedonya” ismini, İran’ın da kendi içinde “Azerbaycan” ve “Kürdistan” isimlerini yasaklamamış olması, serbest bırakmış ve hatta resmîyette dahi bu isimleri kullanıyor olması nasıl bir avantaj sağlıyor uluslararası platformda! Çok ilginç hakikaten; vaktiyle “özgürlükçü” bir tutum sergilemiş olmanız, size “yasakçı” olma hakkı veriyor...

Eğer Yunanistan vaktiyle kendi içinde “Makedonya” ismini yasaklamış olsaydı, yani Türkiye’nin “Kürdistan” ismini yasakladığı gibi bir şoven tutum içinde olmuş olsaydı, bugün “Makedonya Cumhuriyeti” ismi karşısında sesini bile çıkartamayacaktı. Sadece oturup sinirden tırnaklarını kemirecekti! Oysa daha ortada Makedonya diye bir devlet yokken Yunanistan’ın Makedonya isminde bir değil tam üç tane vilayeti vardı ve hâlâ da var. Tıpkı daha ortada Azerbaycan diye bir devlet yokken İran’ın Azerbaycan isminde iki vilayeti ve daha ortada Kürdistan diye bir devlet yokken İran’ın Kürdistan isminde bir vilayeti olduğu gibi.

Şaka yapmıyorum; bunları söylerken çok ciddîyim: İran devleti isterse Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ismini değiştirebilir; çünkü İran’da Azerbaycan diye vilayet var. İran isterse Kürdistan Federe Devleti’nin ismini de değiştirebilir; çünkü İran’da Kürdistan diye vilayet var.

Aynı şekilde, Hindistan isterse Bangladeş’in ismini değiştirebilir; çünkü Hindistan’da Bangladeş diye eyalet var. Belçika isterse Lüksemburg’un ismini değiştirebilir; çünkü Belçika’da Lüksemburg diye vilayet var.

Nasıl ama? “Siyaset” ve “uluslararası ilişkiler” dediğimiz şey aslında öyle zannettiğimiz gibi akıl baliğ adamların yaptığı ciddî bir iş değilmiş, değil mi?

Çocukların oynadığı oyunlar bana çok daha ciddî bir iş gibi geliyor açıkçası.

Bu arada aklıma harika bir fikir geldi: Gelin, biz de Arnavutluk, Bosna – Hersek ve Polonya’nın isimlerini veto edelim ve bu ülkelerden isimlerini değiştirmelerini taleb edelim.

“Şimdi bunu da nereden çıkardın?” demeyin. İstanbul’da “Arnavutköy”, “Yenibosna” ve “Polonezköy” yok mu?

sediyani@gmail.com

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim