Ben de dinlemedeyim...

29.05.2008 07:08

Mehmet Altan

Başkent, ikinci Telekulak iddiasıyla çalkalanıyormuş... CHP lideri Baykal, ‘Ana muhalefet partisinin genel merkezinde, Genel Sekreter’in odası devletin güvenlik güçleri tarafından dinlendi ve derhal bir dinci gazeteye servis yapıldı’ demekte...

Genel Sekreter ne diyor... CHP Genel Sekreteri Önder Sav da, eski Bolu Valisi Ali Serindağ ile parti genel merkezinde yaptığı görüşmenin, ‘devlet içinde örgütlenmiş bir şebeke tarafından dinlenerek bir gazeteye servis edildiği’ni iddia etmekte...

İddiaları önemseyen İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın olması gereken bir ciddiyetle Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal’ı da yanına alarak yaptığı basın toplantısında söylediklerinin hızlıca hayata geçirilmesi, hepimizi bundan sonra rahatlatacak bir nitelikte:

‘Ankara valiliğine yazılı suç duyurusu talimatı verdim. Cumhuriyet savcılarını göre çağırdım.

Dinleme olayları kabul edilemez en küçük müsamaha gösterilemez. Dileğimiz savcılığımız bir an önce olaya el koysun. Olayın en fazla aydınlatılmasını isteyen biziz. Ne gerekirse de yapmaya ve katkı vermeye hazırız. Dileğimiz daha şeffaf açık ve demokratik bir toplum olmaktır. Bu dinlemeyi kim yaptıysa cezasını bir an önce çekmelidir. Her kim yaptıysa cezasını çeksin.’ 

* * * 

‘Kim, kimi, nasıl, ne zaman dinlemiş’ tartışmaları sürerken ben de dinlemedeydim...

Neyi mi? Ajansları, radyoları, dünya basınını..

O dinleme sırasında ürpertici bir tehlikenin bize doğru yaklaşmakta olduğunu hissettim.

Süddeutsche Zeitung gazetesi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın İran’ın nükleer programıyla ilgili son raporunu konu edinmekteydi:

‘Tahran yönetimi, muhtemel nükleer silah geliştirme çalışmalarıyla ilgili can alıcı soruları cevapsız bırakıyor. İran’ın gizlice atom bombası yapmaya çalıştığına dair istihbarat sadece Amerikan gizli servislerinden kaynaklanmıyor. İran delil olabilecek her ipucunu ‘sahte’ sınıfına dahil edip vakit kazanmaya çalışıyor. İran, atom bombası yapmaya çalıştığını itiraf ettiği takdirde, nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmasını ihlal ettiği için BM yaptırımlarına tabi olacağını biliyor.’ 

* * * 

Ne gariptir ki Frankfurter Allgemeine Zeitung’un da konusu İran’dı:

‘İran’ın nükleer programıyla ilgili anlaşmazlıkta devletler teşkilatı mollalar rejimiyle köprüleri atmamaya özen gösterdi. Ancak, görüşme ve yaptırımları içeren çifte strateji İran’ı etkilemiyor. Diplomatik çözüme aldırmayan İran’ın yasağa rağmen uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürdüğü anlaşılıyor.’ 

* * * 

Peki ne olacak? Dünkü Asia Times gazetesi, ABD’nin Ağustos’ta İran’a saldırmayı planladığını söylüyordu.

Gazete, güvenilir bir kaynağa dayandırarak verdiği haberinde, saldırıda İran Devrim Muhafızları üslerinin hedef alınacağını da yazıyordu.

ABD Dışişleri eski Bakan Yardımcılığı da yapan ve halen dış politika çevrelerinde aktif olan kıdemli bir diplomata dayandırılan iddiaya göre, ABD Hava Kuvvetleri, İran’da doğrudan dini lider Ayetullah Ali Hamaney’e bağlı olan Devrim Muhafızları’nın seçkin birliği Kudüs Tugayları’na ait karargahları hedef alacak...

Saldırıda Devrim Muhafızları’nın, İran’ın, Irak sınırı boyunca uzanan üslerini vuracağı haberi de öne sürülmekte...

Cohen, Beyaz Saray’ın, İran’a hava operasyonunu, Tahran’ın Irak’a yönelik müdahalesine karşı ‘cezalandırıcı ancak sınırlı’ bir eylem olarak değerlendirdiğini kaydediyor. Baba Bush yönetiminde büyükelçi de olan kaynağın, saldırıda kullanılacak silahlar, operasyon planının geldiği safha ya da konuyla ilgili olarak müttefik ülkelerle görüşmeler yapılıp yapılmadığı hakkında ise ayrıntılı açıklama yapmadığını söylüyor.

* * *

Haberde, saldırı planı hakkında bilgilendirilen ABD’li iki senatörün, operasyona yönelik muhalefetlerini kamuoyuna açıklayacaklarını, bu çerçevede New York Times gazetesinde açık bir mektup yayımlamayı planladıkları da öne sürülmekte...

ABD saldırısının bölgedeki muhtemel yansımalarını da değerlendiren Cohen, operasyonun ABD iç politikası ve özellikle başkanlık yarışını da etkileyeceği tahmininde bulundu. Cohen, askeri operasyonun Cumhuriyetçi Başkan adayı Senatör McCain’in elini güçlendireceğini, savaş kararının ABD kamuoyunu Cumhuriyetçi adayın arkasında toplayabileceğini belirtiyor. 

* * *

Peki, ABD’nin Ağustos’taki İran’a düzenleyeceği muhtemel bir saldırının Türkiye iç siyasetine etkisi ne olur?

Hiç şüphesiz Ankara’daki dinleme tartışmalarından çok daha ötede sonuçlar doğurabilir.

Hatta belki de doğurmuştur ve ‘Kapatma Davası’ bile bunun ön hazırlığıdır.

Kim bilir...

Yeryüzünü dinlemeye koyulunca, yorum da ister istemez daha geniş bir alana kanatlanıveriyor...

 

Star gazete

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim