1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. Ben buldum ben buldum
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

Ben buldum ben buldum

A+A-

Halil Berktay’ın başlattığı 77 1 Mayıs tartışmasının, ilk günlerde “insaf, ayıp, günah” ekseninde debelenen ortodoks solcuları bile “sol içi şiddet falan tamam da devletin hiç mi suçu yok” noktasına getirmesini bir kazanım olarak görüyorum.

Katliamın açık işbirlikçileri, fiili ortakları ve zihniyetleri de tartışma konusu.

Artık kimse konuyu, aslında bir nevi devletin bu katliamdaki rolünü karikatürize eden “34 kişiyi devlet Sular İdaresi binasından taradı, vurulduk ey halkım unutma bizi” klişesiyle geçiştirme konforuna sahip değil.

Ancak, “yalnız ve güzel soluma bu yapılır mı uleyn!” naralarıyla başlayıp, Berktay’ın o gün alanda olmadığı kolpalarını da yalayarak geçen mevzu, kelam etme cür’eti gösteren biz yeniyetmelerin o günlerdeki kısa pantolonlarına kadar geldi.

Sanırsınız şahitlik konuşma tekelinin yegâne şartı. Öyleyse o günlerde kısa pantolonlu olan son Kurtuluş Savaşı gazimiz de öldüğüne göre, milli mücadele dönemi tartışmaları kapansın gayrı.

Ya da bugünkü Ergenekon, Balyoz vs. tartışmalarına girmeye hepimizin yaşı müsait de ne oluyor? Sanki olaya, döneme tanıklık edince “tek doğru” üzerinde konsensüs garanti. İlerde, bizler bu tartışmaları yaparken ortalıkta şortla dolaşan (kısa pantolon mu kaldı yahu) kardeşlerimizin Bekir Coşkun’dan falan daha sağlıksız düşüneceklerini de sanmıyorum.

Neyse, en aklıselim özgürlükçü solcuların bile twitter’da “Deniz sen kalk da ben yatam” havasında olduğu şu günlerde bu kadar kusur Ufuk Uras’ta bile olur. Gelelim işin Taraf’la ilgili olan kısmına ve gazetecilik boyutuna.

Etkinliği, alıntılanması bir yana, Taraf’ın AB okur grubunda bir gazete olarak ciddi bir tiraja sahip olduğunu biliyorduk.

Ancak tartışma üzerine iki yazarımızın gazeteden ayrılması, yeminli düşmanlarımızın ve bölgede gazeteye boykot kararı alanların da Taraf’ın müptelası olduğunu gösterdi bizlere. Meğerse hepsi “henüz” bırakmışlar her gün bayiden bir Taraf istemeyi. Hatta Ayşenur Arslan bile Taraf okurluğunu daha dün bırakayazmış gibi konuşuyordu programında.

İnsan bir gazeteyi satın aldığını, okuduğunu, bayiden ve bizlerden bu kadar profesyonelce nasıl gizler arkadaş?

Ancak ayrılan yazarlarımızın tavrından yağ çıkartıp taraffobilerini konuşturanların atladıkları önem bir nokta var.

Taraf bir gazete. Ve yalnızca yazar olarak değil, bu gazetenin Ankara mutfağında çalışan bir gazeteci olarak Taraf’ın hiçbir zaman kendisine ideolojik bir etiket yapıştırdığını görmedim.

Yazılı ve sözlü olarak şahsıma nota verilmese de bu gazetenin hissettiğim on emrinden üç beşi şunlar:

“Bel altı vurmayacaksın. Tartışmalara insanların ailelerini, özel hayatlarını katmayacaksın. ‘İdeolojimdendir’ diye üç maymunu oynamayacaksın, kayırmayacaksın. Şüphe edeceksin, gizlerin, yazılmayanların peşinde koşacaksın. Özgürlüklerden, demokrasiden yana olacaksın...”

Bir tane daha var ki, onu bu son tartışmamız vesilesiyle “sendrom” olarak nitelendirenler de var. O da “hah buldum” motivasyonu. Ki bence bu, gazetecinin torkudur.

Tıpkı Yasemin Çongar’ın Free Press Unlimited’in Amsterdam’da düzenlediği 3 Mayıs Dünya Gazeteciler Günü’nde yaptığı konuşmada bahsettiği, kızıyla arasında geçen diyalogun anlattığı gibi:

Taraf niçin hep eski haberleri yapıyor (anne)?

– Eski haberler değil Hannah, bunlar Türkiye’nin anlatılmamış hikâyeleri!

Evet, “hah bulduklarımız” bugünün kısa pantolonlu çocuklarının ilerde “hayda nasıl bulunmaz ki” diye şaşıracakları, orta yerde sırıtanlardır. Keşke büyüklerimiz 35 yıldır “hah bulmaya” cesaret edebilseydiler de biz kısa pantolonunu henüz çıkartmışlar bugün “densizlik” etmeseydik.

“Hah bulmak” gazetecinin boynunun borcudur yani.

“Hah bulanlar” olmasaydı, ne Ergenekon yargılanırdı, ne Balyoz, ne de diğerleri...

Üstelik bu “hah buldum” tavrını, mesela Deniz Feneri davasında hükümetten, beş genç kızı öldürdüğünde PKK’den, öğrencileri dövdüğünde polisten, toplantıda gördüğünü linçe havale eden Vakit’ten, müzakere perspektifine saldırdığında cemaatten, klişelere düştüğünde soldan vs. vs. esirgemesen tadından yenmez.

Tüm bunları ve daha fazlasını layıkıyla da yapılmıştır Taraf.

Dolaysıyla “e canım solu hah bulduğunuz kadar devleti de bulun” türünden yaklaşımlar, o devleti, statükoyu fazlasıyla “bulmuş” ve halen bulduğunu mahkeme salonlarında gösteren bu gazeteye, politikasına haksızlıktır.

Keşke bu gazeteye çok değerli katkıları olan yazarlarımız da bugün kızdıkları tavrı, bazılarımızın “Che bir ölüm makinesiydi” diyen eski bir yazarımıza ya da Yunanistan’daki eylemleri “Arkaik Yunan ulusalcılığı” olarak okuyan manşetine verdiği yanıt gibi, eleştirselerdi de gitmeselerdi. Üzüldüm.

Ama şimdi dinlediğimiz bu “eski bahaneler”, yol boyunca saldırılardan bıkıp uygun tümsekte sıçrayınca, uzun pantolonlarına aldırmadan araçtan atlayıp, hop diye yolun kenarında çimlere boylu boyunca uzanıp “öldüm öldüm” diye bağıran şoförlerin anlatılmamış hikâyesini gizliyor sanki.

Bence henüz anlatılmamış bu hikâyenin başlığı da “Taraf’ta direksiyon sallamanın dayanılmaz ağırlığı yahut ben de insanım” olabilir.

melihaltinok@gmail.com

TARAF 

YAZIYA YORUM KAT