1. YAZARLAR

  2. Atilla Özdür

  3. Belki ateist...
Atilla Özdür

Atilla Özdür

Yazarın Tüm Yazıları >

Belki ateist...

A+A-

Arkadaş belki athe, sol taraftanlığına da ne şüphe...

Hacca gitmiş olsa da ne yazar. Kişi oluşu önemli ve bir de ne dedikleri...
‘Mazlumdan, ezilenden, haktan, vicdandan, yoksuldan,. Eşitlikten ve özgürlükten yana bir dünya ruhunuzda yeşermiyorsa, teist olsanız ne yazar atheist olsanız ne’ diyor...
Murat Utkucu’nun onikiden vuran bu atışına bir ekleme gerekirdi... İster dindar olsun ister ehli küfür, ne fark eder, gibi...
Murat, belki atheist...’ İslâm sahiden mevcut mülkiyet ilişkilerinin teorisini yapmak üzere tebliğ edilmiş olabilir mi... İyi amma, bu dünyanın vicdansızlığına, haksızlığına, yoksulluğuna, sömürüsüne müdahil olmayan bir din sahi kimin dinidir... Kime hizmet için vardır... Daha düne kadar sola saldırmayı vazife edinen bazı iman sahipleri, sahi kimin adına bu düşmanlığın parçası oldular... Solun eşitlik, özgürlük, vicdan ve ötekinin derdiyle hemhal olma ruhuna ne için kimin adına karşı çıktılar’...
*
Kafalardan bu istifhamların silinmesi gerekir... Topluca ayağa kalkmış olmayı, yoksulluktan kurtulmayı, çağdaş medeniyet kulvarına yerleşmeyi planlayan Erken Cumhuriyet kadrosu, Muhasipzade Celal’in ‘Aynaroz Kadısı’ aşkıyla yola koyulduğunda, Atatürk de, dönemin Müslümanlarını toplu halde İzmir’de ictimaya çağırmıştı...
İzmir İktisat Kongresi, bir anlamda ülkemizde yoksulluğun, vicdansızlığın, haksızlık ile yaygın sömürünün atar damarlarını kurutacaktı... Ne çare, Türkiye halkının birlik içerisindeki ikiliğinin miladı oluverdi bu Kongre...Tek beden içerisindeki Müslümanlar iki bedene büründüler...
Asker sivil bürokratlarla erken Cumhuriyet politikacıları ve kökten tüccar olanlarla kapitalist merkezlerin İstanbul ve İzmir’deki işbirlikçi acentalarından müteşekkil Müslüman aferist grup ile Kongre dışı grup olarak da köy kasaba esnafıyla yoksul köylü ve amele takımı, çıkar çelişkisi aksında karşılıklı mevzilendiler...
Müslüman, Müslümanın kurdu olup çıktı, çıkarıldı...
Marks’a ait olduğu söylenir... Oysa, dünya işçilerinin birleşmesi ham hayaldir ve eşyanın tabiatına ters düşer... Kongre Müslümanları olarak Türkiye’nin sağcı kapitalistleri, insani ve vicdani yönden kendi işçisine vermekle mükellef olduğu katma değeri götürüp gökten zembille Çin’e indiriyor... Çinli işçi, dangalak mı ki, totodan çıkmışçasına kendisine ikram edilen Anadolu Müslümanından kaçırılan katma değeri, kuruşuna dahi dokunmadan mahrecine iade etsin...
Mao komünizmi mensuplarının, Müslüman mezarlıklarındaki yerleri önceden tapulanan Kemalist kapitalizmin çıkar birlikteliği, her iki ülkenin emekçi kesimindeki yaygın ve ortak yoksulluğun, ezilmişliğin adamdan sayılmayışın etkin ve temel sebebidir...
Zavallı Marks yanılmıştır. O dünya işçilerini birleşmeye çağırırken birleşen sermaye olmuş...
*
Murat Utkucu kardeşimiz, Kongre içi kongre dışı Müslümanların karma ekonomisinden haylice yılgın ve devam ediyor...
‘Askeri vesayet’in tasfiyesini ve rejimin yeniden örgütlenmesini talep eden İslâmi sermaye, ne klasik iktisat teorisinden vazgeçiyor, ne de işçisinin mütevekkil Müslüman kimliğinden... Mütevazı kapitalizm talep ediyor. Yoksulluğu sevaba vesile kılmak için düzenin devamından yanalar sanki. Zekat vermek için yoksulluğun olmasını diliyorlar... İyilik yapmak için yoksulluğu ortadan kaldırmak istemiyorlar. Sanki İslâm’ın derdi buymuş gibi... Ortada yardım edilecek kalmazsa kim yardımsever olacak’ ve ilahiri...
Murat’ın yanılgısı da burada...
Son zamanlarda neo klasik’e çevrilen ‘Klasik iktisat’ teorisi, Erken Cumhuriyetten günümüze dek Sultanhamam üniversitesinde uygulamalı tedris edilmektedir... Bunun pratiğiyle Kongre Müslümanları tarafından bankalar teknesinde 150 milyar doları aşkın rahne açıldı ve buradan yeşeren ahlak ve namus krizi de, memleketimizi yoksullar tarlasına çevirdi...
Kongre Müslümanlarının kurup yerleştirdikleri ve hiçbir şekilde hakkında laf edilmesine müsaade etmeyen kanun devleti hukuku da, bu türden hiçbir ahlaksız ve namussuzun tüyüne bile dokunmadı/dokunamadı...
Anadolu aslanları, ya da kongre dışı Müslümanlar, şunun şurasında daha henüz ağızları süt kokan birer çaylak bebe konumundadırlar. Evet doğrudur, yeşil patronların da, mütevekkil Müslüman kimliğine sahip işçi peşinde oldukları bir vakıa, bir gerçek... Maalesef, itiraf etmek gerekir ki, kongrecilerin haksız rekabet gücüne karşı ayakta kalabilmenin tek yolunu bunlar da, sendika düşmanlığında arıyorlar
*
Fikri protein olarak ‘Aynaroz Kadısı ve Vurun Kahpeye’ ile beslenen genç nesiller, azınlıklara ait mezar ve defin çalışmalarının toplam gömü defin sayısına kıyasen hemen hemen sıfıra yaklaşık nisbetine bakarak, bürokrasi de dahil, sanayi ve ticari sektörlerde olduğu gibi tarım sektöründe de, ekonominin aktif unsurlarını silme Müslüman görüyorlar... Oysa kongre dışı, kendisi himmete muhtaç bir dede iken, nereden bulup buluşturacak da gayriye yardım ederek ‘eşitsizliği, ezilmişliği ve topyekün vicdansızlığı’ sosyal zeminden silip süpürecek...
Devlet, Orhangazi ovasındaki Asil Çelik tesislerini özelleştirmeye zorlandı... Kongre Müslümanlarından bir imparatora satıldı... Bir süre sonra aynı tesisler aynı Müslüman patron tarafından devlete iade edilince, eşitsizlik ile ezilmişlik birkaç puan daha koyulaştı.
Perdenin ön tarafı yanıltıcıdır. Murat Utkucu’ya tavsiyemiz, arka tarafa, özellikle diplere doğru yönelmesi..
Kongre Müslümanları dışa kapalı bir elit olup, kongre dışının, kadere bağladığı yoksulluğun dip sebebleriyle geri planını düşündüğünde potansiyel bir tehlike oluşturacağını kestirdiklerinden, kendi garantileri için, onları meşguliyet tedavisiyle avutmaya ehlileştirmeye ...
‘İyilik yapmak için yoksulluğun ortadan kaldırılmasını istememek, zekat vermek için zekata muhtaçların sayısını sürekli artırmak’, kongre Müslümanlarının kalkınma stratejilerinde kullandıkları iğrenç bir taktiktir...
*
1950 – 2010 altmış yıllık sürenin son yedi senesi, hükümet karşıtlarının yakıştırmasına göre, irticai fikir ve düşünceden güç alan politik kadroların elinde... Halbuki bölüşüm dağıtım ve üretim politikaları, makro ve mikro tercihleriyle birlikte vergi sistemi ve transfer hareketlerindeki ‘verile emirlerine’ atılan bütün imzalar, Kongre Müslümanının elinden çıkmadır...
Sonuca gelelim...
Hesaplama darasından arındırılmış ölçü birimine göre 1960 yılı satınalma paritesinde ABD’nin kişi başına gelirinin yüzde onyedisine tekabül eden Türkiye, 2007’ye kadar payında bir nebze olsun istifini bozmazken; Kore, 1960’taki yüzde onluk payını sürekli yükselterek 2007’de yüzde ellibeşe çıkarıyor... Türkiye’deki yaygın ve derinlikli yoksulluğun korunmasındaki ısrarlı tepinme, kitabi Müslümanlığın değil, Kemalist kongre Müslümanlarının ince hesaplı eseridir... Ateist kardeşlerimizin bu gerçeği görmek istememelerini, Musahipzade Celal’in ‘Aynaroz Kadısı’ ile idraklerde açtığı rahneler kolay tamire gelir cinsten olmadığı için, anlayışla karşılarız... Ahlak, namus ve vicdan yoksunu bir düzen içerisinde birlikte yaşamanın ızdırabı, elbet bir gün son bulacaktır...
FAKS: 0212 632 83 06...

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT