1. YAZARLAR

  2. Ali Ünal

  3. 'Bel-acipte ve-yesherûn'
Ali Ünal

Ali Ünal

Yazarın Tüm Yazıları >

'Bel-acipte ve-yesherûn'

A+A-

İslâm, Kur'ân veya bazı İslâmî-Kur'ânî meseleler hakkında tartışma açan muarızlar veya bazı teologlar, kendilerini dört noktada gülünç duruma düşürüyorlar:

(1) Karşılarına çıkan meseleleri ilk defa kendilerinin keşfettiklerini, 14 asırdır Müslümanların bunlardan habersiz olduklarını ve bunlardan habersiz olarak İslâm'a inandıklarını zannediyorlar. Oysa İslâm, Kur'ân, bütün dinleri, bütün felsefeleri, bütün ideolojileri aşa aşa ve eskite eskite bugünlere gelmiştir ve Kıyamet'e kadar gidecektir.

(2) Tartışma konusu yaptıkları meselelerin Müslümanlar tarafından gizlenip İslâm'ın karşıtları tarafından değil, bizzat Sahabe ve Müslüman hadisçiler tarafından rivayet edildiğinin olsun muhakemesini yapmıyor ve bu meselelerin veya rivayetlerin aslında İslâm'ın, Kur'ân'ın sıhhatinin birer ispatı olduğunu düşünemiyorlar.

(3) Zamanzede olmaktan kurtulamıyor, yani içinde bulundukları zamanın doğrularını mutlak doğru zannediyorlar. Meselâ, bilimin hakikatin tek kaynağı olduğu iddiasının bilime değil, bilim felsefesine ait olduğunu, bilim felsefesinin bilim demek olmadığını ve tamamen beşerî bir yorum olduğunu dahi düşünmüyorlar. Kaldı ki, bilim de objektif değildir; çünkü onu yapan insanın bakış açısına dayanır. Ayrıca, gerçek bilim adamları, bilimin madde ve maddî âlem üzerinden nihaî hakikati tesbit edemeyeceğine inanmaktadırlar. Çünkü madde adına daha küçük, daha küçük parçacıklara inildikçe gözlem ve ölçme imkânı kaybolmaktadır. Werner Heisenberg, "Bir parçacığın nerede olduğu ve hangi hızla seyahat ettiğini bildiğimiz aynı anda bu her iki hususu da bilemez oluyoruz. Çünkü parçacığı ölçme ve inceleme teşebbüsümüz onun davranışını, parçacığın hızını ölçme onun pozisyonunu, pozisyonunu da ölçme hızını değiştiriyor." der. Bundan dolayıdır ki, Karl R. Popper, "Hem Einstein'in hem Newton'un teorilerini bilim sayıyoruz ama, ikisi birden doğru olamaz; üstelik, her ikisi de pekalâ yanlış olabilir." diyerek, bilimin doğruyla aynîleştirilemeyeceğini ifade eder. Ayrıca, değişme ve gelişme, bilimin tabiatında vardır. Değişme ve gelişme, değişme ve gelişme ihtiyacından âzade sâbit gerçekler olmadan mümkün değildir; bu sâbit gerçekler ise varlığın değişken maddî boyutunda aranamaz. Dün başka, bugün başka şeyler söyleyen bilim yarın da mutlaka farklı şeyler söyleyecek ve dolayısıyla bilime bakış, bilim felsefesi de değişecektir.

(4) İslâm'ı kendine ait bir din ve bilim tarihi olan Batı'ya, Batı'nın tarihî süreci içinde Hıristiyanlığa bakışına göre değerlendiriyorlar. Din'in asıl mahiyetinden habersizlik içinde, tarihî Hıristiyanlığın zamanla ilmî zeminini kaybetmesi neticesinde Dekart düalizminin dinî gerçekleri aklî ve ilmî olması gerekmeyen dogmalara indirgemesinin İslâm için de geçerli olduğunu zannediyorlar. Oysa İslâmî bir kavram olarak iman bile, emn(iyet) kökünden gelir ve güven vermek, emin olmak manâsınadır; kavramın kipi de, buna araştırma sonucu ulaşmışlığı ifade eder. İkinci olarak, Kur'ân-ı Kerim, "ılme'l-yakîn (okumaya, duymaya dayalı kesinlik), ayne'l-yakîn (görmeye, gözleme dayalı kesinlik) ve hakka'l-yakîn (bizzat tecrübeye, yaşamaya dayalı kesinlik) şeklinde hem ilmin hem de imanın kesinlik derecelerinden söz eder. Bazı avamın imanı taklide dayansa da, İslâm imanı, "İnanırsın olup biter" imanı, yani dogma değildir. O, ilme, görmeye, müşahedeye, tecrübeye, yaşamaya, tahkike dayanır. Din, ilimdir, tecrübedir, hayattır. Vahiy, evet peygamberlere gelmiştir ama, vahye peygamberlerin etrafındakiler bizzat şahit olmuşlar (A'râf Sûresi/7: 155), peygamber'e, vahye, peygamberliğe inanırken, gördüklerine, yaşadıklarına, bildiklerine iman etmişlerdir.

Kur'ân-ı Kerim'de "Bel-acibte ve-yesherûn = Sen, (gerçeğin ta kendisi karşısında) hayretten hayrete düşersin, onlar ise sadece alay etmektedirler." (Sâffât Sûresi/37: 12) buyurulur. Evet, biz, Kur'ân karşısında, İslâmî hakikatler karşısında, ihtilâflı meselelerdeki hakikat zenginliği karşısında bile hep hayretten hayrete düşüyoruz.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum