Bedrettin ve taş atan çocuklar

13.01.2010 07:44

Ergun Babahan

Kapitalizm, rekabetin acımasız olduğu bir sistem.

Küçük yaştaki çocuklar, kendi yerlerinde mendil satıp dilendiği için minik Bedrettin’e işkence yapıp öldürmeye kalkıyor.

Finans merkezi yapmaya uğraştığımız İstanbul’un göbeğinde.

Belki de İstanbul’u böyle tanıtırız.

Bu şehirde her şey paradır, çocuklar bile ölümüne rekabet içinde bu şehirde deriz yabancı yatırımcılara...

‘’Burası benim bölgem’’ kavramı aynı zamanda hayvani bir duygu.

Hayvanların bölgelerini çişleriyle işaretlediğini biliyoruz.

Geleni böyle uyarırlar.

İki duygu birleşince ortaya böyle korkunç bir manzara çıkıyor.

Okuyan, izleyen herkesin yüreğini burktu Bedrettin’in hikayesi.

Çoğumuz o yaşlardaki çocuklarımızı düşündük.

Bedrettin kurtuldu ama diğer mendil satan çocuklara ne olacağı ile çok ilgili değiliz çünkü

sadece Bedrettin’in öyküsünü duyduk.

Bir de öyküsünü duyup da çok ilgilenmediğimiz çocuklar var.

Diyarbakır’ın taş atan çocukları...

Sadece Diyarbakır’da 81 tutuklu çocuk var.

1000 kadarı tutuksuz yargılanıyor.

Çünkü devletimiz çocuklardan korkuyor.

O çocukların intifada tarzı bir direniş yaratmasından çekiniyor.

Çocukları böyle başı boş sokağa, taş atmaya iten koşulları değiştirmek zor, cezaevine atmak kolay.

Onun için o çocuklar ya İstanbul’da mendil satıyor ya da Diyarbakır’da taş atıyor.

Demokratik açılımın sözde en temel meselelerinden biriydi ama Reşadiye baskınından sonra donduruldu.

Şimdi yeniden ele alınacağı söyleniyor.

Çocuklar demir parmaklıklar arkasında bekleye dursun, Ankara olgun zamanı

arıyor.

İsrail’in yanlışlarını bile gören keskin gözler, Diyarbakır’ı göremiyor.

Görse bile harekete geçemiyor.

Oysa onlar çocuk.

Taş atmayı oyun biliyorlar.

Onları bu yaşta fare dolu koğuşlara tıkarak daha iyi yurttaş olmalarına yardımcı olmuyorsunuz.

Belki de daha keskin militan olmalarını sağlıyor, dağa yetişmiş kadrolar hazırlıyorsunuz.

Sol örgütlerin klasik yöntemidir cezaevinde militan devşirmek.

Bu çocukları o yola itiyorsunuz.

Osman Baydemir’in çağrısı yerinde, silbaştan yapıp sıfırdan başlamak lazım.

İlk önce yapılması gereken de o çocukları demir parmaklıklar arkasından kurtarmak.

Hoş sokakta da onları bekleyen umut dolu bir hayat yok.

Ama insanın anasının evi gibisi yoktur.

Unutmayın ki, hayat onlar için ne kadar acımasız olursa olsun, hepsi birer ana kuzusudur.

Onlarla ilgilenmiyor, onlar için üzülmüyorsunuz çünkü öykülerini bilmiyorsunuz.

Belki de her şey Diyarbakır’da taş attığı için tutuklanmış bir çocuğun öyküsünü merak etmekle başlar.

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim