BDP’ye kafa atanlar

06.10.2010 13:03

Roni Margulies

Hatırlarsınız, referandumdan bir iki gün önce Bursa’da bir konuşma yaparken BDP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’a herifin biri saldırıp kafa atmıştı.

Ben “herifin biri” diyorum ama, internette “BDP’ye Kafa Atan Bilgehan Şimşek (Helal Türk Evladı)” şeklinde geçiyor. Ne evladı olduğu konusunu geçelim. Amacım herifin ailesini tartışmak değil.

Daha ilginç bulduğum konu, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve Terörle Mücadele Şubesi’nin olaya yaklaşımı.

Pazartesi günü, Başsavcılığın talimatıyla BDP Bursa İl Eşbaşkanı Ayla Yıldırım ve diğer partililer Terörle Mücadele’de ifade verdiler.

“Ne var ki bunda? Görgü tanıkları dinleniyor” diyeceksiniz.

Yoo, hayır, öyle değil.

Söz konusu partililerin ifadesi “saldırganı kasten yaralamak iddiasıyla” şüpheli olarak alınmış!

Başsavcılık ve Terörle Mücadele herhalde saldırı sırasında Birdal’ın çevresindeki partililerin şöyle tepki göstermesini bekliyordu: “Aman, Akın’ı korumakta aceleci davranmayalım, bu saldırgan helal bir Türk evladı galiba, Allah korusun yaralanır maralanır, alt tarafı bir kafa attı, bakalım şimdi ne yapacak?”

Memleketimizde yirmi yıllık bir âdettir, her siyasetçi düzenli aralıklarla ve yüzünde donuk bir ifadeyle şu sözleri tekrarlamak zorundadır: “Kürtler silah bıraksın, meşru alanda meşru şekilde siyaset yapsın, o zaman düşünürüz.”

Şimdi, sizden bir ricam var. Zor ve acılı bir şey, biliyorum, ama kısaca Türk olmadığınızı ve Türkiye’de yaşamadığınızı hayal edin. Türkiye hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz. Diyelim ki Norveç’in güzel Trondheim şehrinde doğup büyüdünüz. Ve bu ay gecikmiş bir yaz tatili için Ankara’ya geldiniz. (Bu tatil için Ankara’yı öneren seyahat acentesini mahkemeye verip vermeyeceğiniz bu yazının konusu değil.)

Gençlik Parkı’nda gezinirken dinlenmek için oturduğunuz banka az sonra bir Ankaralı ilişiyor, laf lafı açıyor, sohbet koyulaşıyor. Gönlünü almak için “Başkentiniz çok güzel, mimarî eserlerine özellikle hayran kaldım” diyorsunuz. “Siyaset nasıl sizde” diye soruyorsunuz.

Adam televizyonda daha yeni duymuş, kolayca cevap veriyor: “Her şey çok iyi gidiyor, ama bir Kürt sorunumuz var. Adamların hepsi terörist, demokratik siyasetin içinde yer alsalar sorun çözülecek, ama almıyorlar işte. Hep söylüyoruz, ama almamayı tercih ediyorlar.”

Siz de merak ediyorsunuz, akşam otele dönüp internetten araştırıyorsunuz. Kafanıza takılıyor, “Bu Kürtler niye bir parti kurup siyasete katılmıyor acaba?”

Bir de bakıyorsunuz ki...

Ta 1991 yılında Kürtler Halkın Emek Partisi (HEP) diye bir parti kurmuş. Bu partinin sekiz üyesi milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde demokratik siyasete dâhil olmuş.

Bu parti aynı yıl devlet tarafından kapatılmış.

Kürtler demokratik siyasetten vazgeçmemiş, Demokrasi Partisi’ni (DEP) kurmuşlar ve milletvekilleri o partiye geçmiş.

Bu milletvekilleri Meclis’te Kürtçe yemin ettikleri için 1994’te derdest edilip cezaevine atılmış ve bu parti de kapatılmış.

Kürtler demokratik siyasetten yine vazgeçmemiş, Halkın Demokrasi Partisi’ni (HADEP) kurmuşlar. HADEP 1999 yerel seçimlerinde 37 belediye başkanlığı kazanmış.

Yine olmamış. Anayasa Mahkemesi bu partiyi de 2003’te kapatmış, Genel Başkan dâhil 46 partiliye beş yıllık siyasetten uzak durma yasağı vermiş.

Kürtler demokratik siyasetten yine vazgeçmemiş, Demokratik Toplum Partisi’ni (DTP) kurmuşlar. DTP, 2007 seçimlerinde 21 milletvekili çıkarmış ve 2009 yerel seçimlerinde 99 belediye başkanlığı kazanmış.

Yerel seçimlerden bir ay sonra başlatılan bir polis operasyonuyla 52 parti üyesi tutuklanmış. Haziranda belediye meclis üyeleri dâhil 18 partili daha tutuklanmış. Eylülde sendikacılar dâhil 35 partili tutuklanmış. Aralıkta 10 belediye başkanı, altı eski belediye başkanı ve bir belediye başkan vekili dâhil 100’e yakın partili daha tutuklanmış.

Aralık ayında bu parti de kapatılmış ve kapatılan yedinci Kürt partisi olma payesini kazanmış.

Kürtler yine vazgeçmemiş, BDP’yi kurmuşlar. Ve bu partinin milletvekillerine kafa atılıyor!

Siz Norveçli olsanız, hemen Meclis’e gidip karşınıza çıkan her Türk siyasetçisini yakalayıp “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” demez misiniz?

Ve 18 ekimde Diyarbakır’a gidip KCK davasında tutuklu DTP üyelerine destek vermez misiniz?

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim