BDP ve başörtüsü

17.10.2011 11:14

Ayhan Aktar

Geçtiğimiz hafta, CHP Milletvekili Şafak Pavey’in bacak protezinden dolayı TBMM gündemine gelen “kadın milletvekillerinin Meclis Genel Kurulu’nda pantolon giymesine imkân sağlayan” içtüzük değişikliği teklifi AKP yönetimi tarafından geri çekildi. BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in verdiği, TBMM’de başörtüsünün serbest kalmasına imkân sağlayan değişiklik önergesinin işleri karıştırdığı söyleniyor. Anlaşılan, AKP yönetimi bu öneriye “Hayır” dememek için teklifi geri çekmiş.

Süreyya Önder’in önergesinde “Genel Kurul salonunda yer alan milletvekilleri, bakanlar, TBMM teşkilat memurları ve diğer kamu personelinden erkekler ceket ile pantolon giyer, kadınlar ise tayyör, ceket ve pantolon giyer, dinî inancının gerekli kıldığı başörtüsünü takabilir” ifadeleri yer almıştı. Bu öneriye MHP de destek verdi. Ama AKP çamura yattı. İslâmcı basın da bu konuda “kafayı kuma gömmüş” durumda.

Yıllardır başörtüsünü kullanarak siyasi rant sağlayan AKP’nin yöneticilerinden Hüseyin Çelik, NTV muhabirine şunları söylemiş: “Kadın milletvekilleri saçlarını açıkta bırakır; türban, başörtüsü veya bone takar. Böyle olsa giremezler veya girerler diye bir şey var mı? Üniversitelerde kılık kıyafeti yasaklayan bir hüküm var mı? Yok. Ama yıllardan beri keyfî ve fiili bir yasak uygulanıyordu. TBMM’de başörtülü bir hanım olabilir mi? Olabilir. Bana göre sarışın-esmer bayan ayrımı yapmadığımız gibi, başı açık- başı kapalı gibi bir ayrım da yapamayız. ... Yeter ki CHP, MHP ve BDP bu konuda iyi niyetli olsun. Birbirimizi hırpalamadan, rejim tartışmalarını gündeme getirmeden bu mesele kendiliğinden hallolabilir. Şahsen bana kalırsa bunun için kanuni bir düzenlemeye de gerek yok.”

Ne yazık ki NTV muhabiri Hüseyin Çelik’e “Mademki TBMM’de başörtülü bir kadın milletvekili bulunmasında yasal bir engel yoktu. Neden son seçimde başörtülü bir adayı milletvekili listesine koymadınız” sorusunu sormayı unutmuş! Okurlarımız hatırlayacaktır, Nisan ayında başörtülü kadınlardan oluşan bir grup “Başörtülü aday yoksa oy da yok!” kampanyası başlatmıştı. Bu kampanyaya katılan başörtülü yazar Nihal Bengisu Karaca da şunları yazmıştı:

“[Bugünlerde soruyorlar] AK Parti başörtülü aday göstermedi. Bu durumda tercihiniz ne olacak? Cevabım, altına imza attığım sloganın içinde var. Aday yoksa oy da yok... ‘Daha zamanı gelmedi’ diyerek korku senaryolarını üzerimize boca eden ve kendisine yakışanı yapmaktan geri duran AK Parti’ye de, ‘Oturun yerinizde, evinizin kadını, partinizin destekçisi olun!’ ayarlarını vermeye soyunan hazır kıta muhafazakâr demokratlara da, bu ayarları gönül rahatlığıyla yiyen ve kendileri için uğraştığımız halde dönüp bizi sigaya çeken bazı başörtülü partili hanımlara da, ‘Ay bir siz eksiktiniz Meclis’te’ diyen laikçi teyzelere amcalara da, kırk dereden su getirip sonunda işi ‘Başörtülüler aşiretleştirilmek mi isteniyor?’ şeklinde ultra-yapay analize bağlayan Papermoon müdavimi modern muhafazakârlara da, hadiseye ‘Oh ne güzel dindarlar birbirine düştü, lezzet tavanda’ neşesiyle eşlik eden ve Sunset’e gidemediğimiz için ontolojik krize giriyormuşuz gibi davranan hedonist yazarlara da... Baktım, baktım ve hepsinin aynı kumaştan kesilmiş olduğunu gördüm” (Habertürk, 13 Nisan 2011).

“Aday yoksa oy da yok” çıkışı İslâmcı cenahta tepkiyle karşılanmış, hatta o kesimin ağır abileri bu kampanyanın “derin devlet tarafından tezgâhlandığını” iddia etmişlerdi.

O günlerde BDP grubu olanları sadece seyretti. Eğer bu tartışma sırasında BDP’li kadın milletvekilleri başlarını örtüp genel kurula girselerdi, AKP’nin önünde iki seçenek vardı. Ya genel kurula “başörtüsü ile girilmez” diyerek BDP’li kadın milletvekillerini dışarı attıracaklardı. Veya hiç ses çıkarmayıp TBMM’de başörtüsünün varlığını kabulleneceklerdi. İki durumda da, BDP seçimlerden daha kazançlı çıkardı. Birinci durumda AKP’nin riyakâr ve yasakçı tavrını sergilemiş, ikinci durumda da milyonlarca başörtülü kadına siyasetin yolunu açmış olacaklardı. O zaman fırsatı kaçırdılar. Ama aynı gol pası, tekrar BDP’nin önüne geldi. Yarın BDP’nin kadın milletvekilleri başlarını bağlayıp genel kurula girseler, yine kazançlı çıkarlar. Türkiye partisi olmak yolunda adım atarlar.

Bunu yapabilirler mi? Bence yapamazlar!

Neden mi? Efendim, BDP’liler okumuş Kürt çocuklarıdır. TC’nin Kemalist ve laikperest tornasından geçmişlerdir. Zihniyet bakımından Türkleşmişlerdir. Geçici olarak bile başlarını örtemezler. Keşke, başörtüsü takıp TBMM’ye girebilecek siyasi cesaretleri olsa ve beni de utandırsalar.


ayhanaktar@gmail.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim