Bayrak

23.12.2010 14:20

Dr. Sivilay Genç (Abla)

Soru: Sevgili Sivilay Abla, Amerikalılar bayraklarından mayodan şapkaya, envai çeşit kıyafet yapıyor. Alman bayraklı bira bardağı, Fransız bayraklı buzdolabı magneti, İngiliz bayraklı spor ayakkabısı olabiliyor. Bizim bayrak neden hayatımıza nüfuz edemiyor? (Gönül Bostan)

Cevap: Sevgili Gönül, Avrupalıların aynı kötü tasarımcının elinden çıkmış gibi duran bayraklarında her bir rengin-kuşağın bir anlamı var. Amerikan bayrağındaki yıldızların ve çubukların da öyle. İlkokul çağındaki çocuklarına bayraklarını tanıtmak için anlattıkları hikâye; medeniyet, din, bilim, barış, kardeşlik gibi terimler üzerinden daha iyi bir hayatla ilgili taahhütlerle dolu.

Ben şahsen bizim bayrağı çok estetik buluyorum. Ancak hikâyesi onunla dost olmamı engelliyor. Aklımda kaldığı kadarıyla; kılıçlarla savaşılan zamanların birinde ağır kılıç yarası alan askerden akan kan bir çukura doluyor. Kan dolu çukura ay ve yıldızın aksi düşüyor ve bu görüntü dilden dile dolaşıp bayrak haline alıyor.

Kan, ölüm ve gece üzerine konumlandırılan bir bayrağa yazılan şiirler de “bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır” ya da “sana yan gözle bakanın mezarını kazacağım” oluyor. Bu şiirlerle büyüyen liseliler, parmaklarını keserek kâğıdın üzerine akıttıkları kanlarıyla bayrak yapıp genelkurmay başkanına gönderiyorlar.

Önerim şu; mevcut öyküyü değiştirelim ve yenisini yazalım. Bayrağın kırmızısının anlamı “hayat” olsun. Hilal, bütün inceliği ve kavisiyle estetiği, yıldız evrensel anlamıyla başarıyı temsil etsin. Bak o zaman nasıl hayatına girer.


Tahrik olmak

Soru: MHP’li Mehmet Şandır, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kürtçe konuşulduğunda tahrik olduğunu söylüyor. Bu durumu psikolojik ve anatomik bilgi derinliğinizle değerlendirebilir misiniz? (Rumuz: Tinsel Talaban)

Cevap: Sevgili evladım, Fransızca, İtalyanca hatta Rusça konuşan erkeklerden tahrik olan kadınlar olduğunu duymuştum ama tahrik olan erkek vakası ile hiç karşılaşmadım. Buradan yola çıkarak yapabileceğimiz ilk tesbit, demek ki; Kürtçe İtalyanca, Fransızca gibi eril değil dişil bir dil.

Özellikle Mehmet Şandır’ın tahrik olmasının nedenlerini tesbit edebilmem için sözkonusu kişiyi muayene etmem, çocukluğuna inmem gerekir. Uzaktan ancak ihtimaller üzerinde konuşabilirim.


Bir reklam: Toyota gibi adam

Sokak araştırmalarında akılda kalma yüzdeleri yüksek çıkıyor diye iyi bir reklam olarak lanse edilen “Toyota gibi adam” Türk reklamcılarının bir markaya attıkları son ağır kazıklardan.

Benim zamanlarımda Türkiye’ye sadece kamyon satabileceğini düşünen Ford “Alırsın Ford olursun lord” sloganıyla dillere pelesenk olmuştu. Haliyle daha sonra Mustang satmakta hayli zorlanmıştı.

Bilim adamı yerine bilim insanı dendiği, TÜSİAD’ın bile adını değiştirmeyi planladığı bir devirde “Toyota gibi adam” sözünün Doğan görünümlü Şahin kullanıcılarını cezbedeceğine ve “full aks” piyasasını yeniden canlandıracağına kuşkum yok.


Twitter’da yat-kalk komutla

Ben Facebook’ta mutlu mesut yaşarken bir arkadaşımın “Twitterin daşı doprağu altun” demesiyle Twitter’a taşındım. Aman medeniyet varmış. Herkes birbirine “Günaydın” diyor. Timeline’da karşılaşanlar birbirlerine hal hatır soruyor.

Önder Aytaç olsun Melih Altınok olsun kılıbık kocalar gibi her dakikalarının hesabını veriyor.

Buraların tek yadırgadığım tarafı yatış ve kalkışın komutla olması. Ahmet Hakan “yatalım” diyor. Yatılıyor. Sonra sabah bir vakit “kalkma vakti” diyor. Kalkılıyor. İlk mesaj olarak Gülben Ergen, iyi günündeyse dört, kötü günündeyse tek parantezli :) işaretiyle “Günaydın” diyor ve Timeline caddesi akmaya başlıyor.

Hepinizi bekliyorum. Güngören’e post sermiş sahte bir şeyhten bile daha az takipçim var. Yakışmıyor.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim